Bağdat - Şam Ateş Hattındaki Türkiye

Bağdat - Şam Ateş Hattındaki Türkiye

 

'Kanlı Çarşamba' olarak isimlendirilen Bağdat patlamaları, Suriye ve Irak arasında büyük bir siyasi krizin patlak vermesine neden oldu.

 

Bağdat'ta 19 Ağustos 2009 tarihinde iki ayrı yerde meydana gelen ve en az 100 kişinin hayatını kaybetmesi ve 600'den fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan patlamaların ardından, Irak hükümeti Suriye büyükelçisini geri çekmiş, Suriye ise 25 Ağustosta misli ile karşılık vermişti.

 

Irak Hükümeti Bakanlar Kurulu, Suriye'de yaşadıkları ve Irak'taki patlamaların arkasında oldukları iddia edilen, Irak Baas Partisi yöneticilerinden Muhammed Yunus El Ahmed ve Visam Ferhan'ın Suriye yönetiminden istenmesini kararlaştırdı.

 

Ardından Suriye konu ile ilgili bir açıklamada bulundu. Açıklamada, Irak yönetimi tarafından yapılan suçlamaların kabul edilemez olduğu, Iraklı Baas partililerin de Suriye'de himaye edilmediğini belirtildi.

 

Suriye tarafı ayrıca, patlamalar ve saldırının arkasında oldukları iddia edilen şahıslar ile ilgili delillerin kendilerine iletilmek istenmesi durumunda, Iraklı bir komisyonu kabul edebileceğini Irak hükümetine iletti.

 

Patlamaların hemen ardından Irak medyasında, olayın arkasında Suriye olduğu işlenmeye başlandı. Irak televizyonu, Irak Baas Partisi'nden yüksek düzeyli bir yetkilinin itiraflarının yer aldığı bir video kaseti yayınladı. Kasetteki şahıs, Muhammed Yunus El Ahmed'e bağlı bir grubun patlamaları gerçekleştirdiğini itiraf etmekteydi.

 

Suriye yönetimi, Irak medyası tarafından aleyhinde başlatılan propaganda'nın iç siyasi hedeflere hizmet ettiği, bu durumun iki ülke ilişkilerini olumumsuz etkileyebileceğini Iraklı yetkililere hatırlattı.

 

Suriye ayrıca, Irak Hükümetini yeni bir kriz üreterek, ülkedeki iç siyasi çalkalanmaları ört bas etmek ve Irak kamuoyunu dışarıya yönlendirmek için manevrada bulunmakla da suçladı. Dış güçlerin oyununa gelinmemesi yönünde çağrıda bulundu.

 

Öte yandan El Kaide'nin Irak şubesi olarak bilinen 'Irak İslam Devleti' tarafından patlamalarla ilgili bir bildiri yayınlandı. Cemaatin internet sitesinde yayınlanan bildiride, Bağdat'taki patlamaların 'Irak İslam Devleti' tarafından yapıldığı belirtilmekte ve saldırı El Kaide tarafından üstlenilmekteydi.

 

İki komşu ülke arasındaki gerginlik, uluslar arası mahkeye kadar taşınacağa benziyor. Bazı terör uzmanları, olayın Lübnan'daki Hariri suikastine benzer yönlerinin bulunduğunu belirtiyor.

 

Şubat 2005'te Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan suikast ile Irak'taki son patlamalar arasında bir takım benzerlikler bulunuyor, bunlar:

 

1. Hariri suikastinin hemen ardından Suriye suçlanmıştı. Bağdat palamalarından sonra da Suriye suçlandı.

 

2. Irak medyasında Suriye aleyhinde karalama kampanyası başlatıldı. Aynı senaryoyu Hariri suikastinden sonra Lübnan ve uluslararası medyada görmüştük.

 

3. Hariri suikastinden sonra sorumluların uluslararası mahkemede yargılanması için başvuruda bulunuldu. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de patlamalardan 10 gün sonra yaptığı açıklamada, uluslararası mahkemeye müracaat edeceklerini söyledi.

 

4. Bağdat palamalarında Irak güvenlik güçlerinin de hatalı davrandığı iddia ediliyor. Hariri suikastinde de aynı yönde suçlamalar gerçekleştirilmişti.

 

İki ülkenin büyükelçilerini karşılıklı geri çekmesine kadar uzanan bu gerginliği gidermek için, bir yandan İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Mutteki 29 Ağustosta apar topar Bağdat'ı ziyaret ederken, Türkiye de Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu aracılığıyla devreye giriyor.

 

Davutoğlu, Bağdat ve Şam'ı kapsayan bir tura çıkacak. Davutoğlu, Suriye'de Cumhurbaşkanı Beşar Esad, Irak'ta ise Başbakan Nuri El Maliki ile biraraya gelerek gerilimi azaltmaya çalışacak.

 

Başbakan Erdoğan da Suriye Cumhurbaşkanı Esad ve Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile telefonda görüşerek, konuyla ilgili bilgi almıştı.

 

Suriye komşu ülkelerle olan ilişkilerinde bu tür politikaları Hafız Esed döneminde uygulamaktaydı. Çok uzağa gitmeye gerek yok, PKK'ya verdiği destek henüz hatıralarımızdan silinmedi.

 

Ancak, Suriye son dönemde Türkiye ile ilişkilerini normalleştirirken, İran ile de stratejik ortaklık kurdu. Obama'nın iş başına gelmsinden sonra Amerika da Suriye'ye uygulanan yaptırımları hafifletmeye başladı.

 

Bağdat patlamalarından sonra yaşanan kriz, iki komşu ülke arasındaki gerginlik olarak yorumlanabilir. Ancak, olayın daha farklı boyutlarının da bulunabileceği unutulmamalıdır.

 

Bağdat patlamaları, Suriye'nin İran'ın etkisinden uzaklaşması ve Batı'ya yakınlaşması için yaptırım olarak kullanılabileceği gibi, tekrar terörist ölkeler katagorisine sokulmak için uluslararası mahkeme de delil olarak ta kullanılabilir.

 

Her halükarda Türkiye, kendi çıkarları, bölgesel dengeler ve iki komşu ülke arasındaki gerilimi azaltarak ilişkileri normalleştirmek için devreye giriyor.

 

Bu tür siyasi manevralar Ortadoğu'da Türkiye'nin itibarını artırırken, halklar nezdinden Türkiye'ye olan güveni de tazelemektedir.

 

(Dünyabulteni)

  
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.