Bizden neden nefret ediyorlar?

Bizden neden nefret ediyorlar?

İsviçre'deki minare yasağının ardından Arap dünyasındaki öfkeyi yorumlayan Ürdünlü yazar Hüseyin El Revaşada, "İsviçre halkı ve diğer birçok Avrupa ülkesi bizden neden nefret ediyor?" sorusuna cevap arıyor.

 


 

Hüseyin EL REVAŞADA *

AMMAN - İsviçreli kardeşlerimiz, bazı sağcı partilerin girişimiyle gerçekleşen referandumda, minarelerin yasaklanması lehinde oy kullanarak yanlış yaptı. Ancak biz Müslümanlar da İsviçre’yi ve geçmişte utanç verici bu türden tutumlar alan Hollanda gibi ülkeleri kınamakta acele ederek yanlış yapıyoruz. Biz Müslümanlar bu tutumları anlama ve değerlendirmede yanlış yaptığımız gibi, yanıt verme noktasında da yanlış yapıyoruz.

Hiç kuşkusuz ister bize karşı yapılmış olsun, ister bir başkasına; ırkçılık ve tutuculuk ateşini tutuşturan her şeye ‘hayır’ diyoruz. Bu referandum da İslam ve oradaki Müslümanlardan çok, tarafsızlıkları ve hoşgörülükleriyle bilinen İsviçrelilerin saygınlığına zarar verdi. Çünkü uluslararası kurumların çoğu, kiliseler, İsviçre hükümeti ve parlamentosu kararı kınamakta gecikmedi.

Fakat bu durum sadece İsviçre'den ibaret değil. Zira daha önce de Danimarka, Almanya ve Fransa gibi ülkeler Müslümanların bazı dini sembollerine yönelik benzer tutumlar sergilemişti. Bu durum, biz Müslümanların oradaki halkların nefretinin odağında olduğumuz anlamına geliyor.

Yanlış anlamalara dayansa bile, üzerinde durmamız ve sebeplerini araştırmamız gereken bir vakıa var: "Medya ve siyasetin dolduruşları, oradaki Müslümanların Avrupa’yı ‘İslamlaştırmaya’ ve kültürel olarak işgal etmeye çalıştıkları hususunda Avrupalıları ikna etti."

Peki bizden niçin nefret ediyorlar? Yanıtı verebilmek için her iki tarafın samimiyetine ihtiyaç duyuyoruz. Avrupa kanadında başta Müslüman kuşak olmak üzere orada bulunan bütün kuşaklara karşı bir düşmanlık besleyen aşırı akımlar ve kimin desteklediği belli olmayan kampanyalar var.

Medya ve siyaset alanında ise Müslümanların imajı lekelenmeye çalışılıyor. 10 ve 11. yüzyıllardaki Haçlı zihniyeti çağrısı yapılıyor. Kampanyalar, birçok Batılı dini ve siyasi otoritenin Avrupa’nın İslamlaşmasına yönelik uyarılarda bulunmasına kadar varıyor. Bu kimseler İslam’a olumsuz bir imaj veriyorlar, Batı bilinçlenmesi içinde zaten var olan düşmanlığı derinleştiriyorlar ve İslam’ın içyüzünü bilmeyen halk çevrelerinde panik ve korkuyu körüklüyorlar. Ayrıca dini özgürlüklere karşı olumsuz tutumlar alan İslam ülkelerimizin bazı uygulamaları, bu nefretin kökleşmesinde önemli rol oynuyor.

Minare yasağı konusunda yazdığımda benimle irtibata geçenlerin çoğunluğu, konuyu yaklaştığım noktayı görünce ben insaflı olmaya çağırdı. Ancak bazı Avrupa ülkelerinin oradaki Müslümanları inanç özgürlüğünden mahrum bırakarak yaptığı yanlışı, bizim içimizde başka din ve inanç sahiplerine uygulayanlar var. Hiç kuşkusuz her iki taraf da hatalı. Ancak kendi dışımızdakileri bize hoşgörülü davranmaya ve haklarımıza saygı göstermeye çağırıyorsak, dinimizin emrettiği üzere bu hoşgörü ve saygıyı başkalarına göstermeliyiz. Bu hususta Batı'nın önüne geçmeli ve Arapların Avrupalılara yönelik aldığı siyasi tutumların bu nefret olgusunu büyüttüğünü de unutmamalıyız.

Özetle bu makale bazı Batılı ülkelerin biz Müslümanlara karşı yaptıklarını hafife alma veya meşrulaştırma girişimi değil. Sadece "dini özgürlüklere" saygı gösterilmesi çağrısının, çifte standarda boyun eğmesinin doğru olmadığını söylüyoruz. Minare dinimizin temellerinden olmamasına rağmen, sadece Müslüman kimliğimizin bir ifadesi olduğu için İsviçre’deki yasak bizi rahatsız ediyor ve öfkelendiriyor. Ancak bizi daha fazla rahatsız etmesi gereken husus, İsviçrelilerin yüzde 57’sinin neden bize karşı bu nefret tutumunu sergilediğidir. Ondan da önemlisi içimizdeki bazı kişilerin "ötekilere" yönelik tutumu ve uygulamalarıdır.

* Ürdün gazetesi El Düstur, 3 Aralık 2009, Ürdünlü yazar, Arapçadan çeviri: Halil ÇELİK(www.ntvmsnbc.com)

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.