haber baslik ustu

Sokağın mesajı reforma kapı açtı

Sokağın mesajı reforma kapı açtı
İran’da 28 Aralık’ta başlayan protestolar, kısa süre içinde ülke geneline yayıldı ve dünyanın gündemine oturdu. Muhafzakarlığıyla bilinen Meşhed kentinde başlayan gösteriler, İslam Cumhuriyeti’nin dini ve kültürel belkemiğini oluşturan Kum ve Şiraz bölgelerine yayıldı. Ekononmik sıkıntılar sebebiyle başlayan bu bölgelerdeki gösterilerde ortak payda, reformist Cumhurbakanı Hasan Ruhani karşıtlığıydı. İran medyasında, eylemleri mudilerin parasını geri ödemeyen ve iflas eden bankerlik firmalarının yarattığı krizin tetiklediği yazıldı. Devrim Muhafızları’nın ekonomik açıdan da etkili olduğu Meşhed bölgesinde başlayan protestolar, ülkedeki reformist-muhafazakar çekişmesinin parçası olarak değerlendirildi. Öte yandan eylemler ülke genelinde yayıldıkça, farklı grupların farklı talepleri de gündeme geldi. Başta Kürtlerin ve Azerilerin yoğun olarak yaşadığı kuzey ve batı bölgelerinde olmak üzere, ekonomik sıkıntıların yanısıra rejimin dini niteliğine karşı seküler taleplerin de dile getirildiği eylemler düzenlendi.

23 kişinin hayatını kaybettiği, binden fazla kişinin gözaltına alındığı gösteriler büyük ölçüde dinmiş durumda. Ancak bazı bölgelerde gösterilerin yer yer devam ettiği ve yaşamını yitiren eylemcilerin cenaze törenlerinin de protesto eylemlerine dönüştüğü belirtiliyor. İranlı yetkililerin eylemcilere verdiği tepkilerde ise iki eğilim öne çıkıyor. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney ve ona yakın isimlerin açıklamalarında, ‘dış güçleri’ suçlama vurgusu dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Ruhani kanadında ise insanların sokağa haklı gerekçelerle çıktığını kabul etme eğilimi hakim.

Peki bundan sonra ne olacak? Protestolar sürecine ve sonrasında yaşanması muhtemel gelişmelere dair sorularımızı, Almanya’da yaşayan İranlı siyasi analist Adnan Tabatabai yanıtladı. Almanya Dışişleri Bakanlığı’na İran konusunda danışmanlık da yapan Tabatabai, eylemlerin başta Cumhurbaşkanı Ruhani’ye karşı organize edildiğini, ancak daha sonra kontrolden çıktığını belirtiyor. Ruhani’nin eylem sürecinin ardından kendi ekonomik programını uygulayarak güç kazanma imkanına sahip olduğunu dile getiren Tabatabai, Avrupa ile ilişkilerin de bu konuda çok önemli olduğunu ifade ediyor.

18-01/09/asd.jpg

MUHAFAZAKARLAR BAŞLATTI

* İran’daki eylemler tamamen örgütsüz bir halk hareketi miydi yoksa özellikle Meşhed bölgesi olmak üzere ilk günlerde bir organizasyon var mıydı? İran’da hangi gruplar büyük eylemler örgütleyecek güce sahip?

Şüphesiz ki İran halkında, sosyoekonomik zorluklar nedeniyle birikmiş bir rahatsızlık var. bu rahatsızlığı sokak gösterilerine dönüştürense, önümüzdeki mali yılın devlet bütçesi üzerindeki tartışmalardı. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin siyasi rakipleri, toplumun ekonomik açıdan zayıf tabakasının rahatsızlığından faydalanarak Meşhed ve başka yerlerde gösterilere önayak oldular. Yani, başta yukarıdan bir organizasyon vardı ama daha sonra eylemler dağınık bir şekilde yayılarak devam etti.

* Sokaklarda oldukça farklı tiplerde göstericiler ve bunların farklı talepleri vardı. Kürtler ve Azeriler seküler sloganlarla sokaklara indi, Meşhed, Kum ve Şiraz’da Ruhani’ye muhalif muhafazakarlar vardı. Sünni Arap topluluklar da eylemlerdeydi. Bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Az önce de söylediğim gibi, protestolar dağınıktı ve açık bir siyasi çizgiye sahip değildi. İranlılar arasında şikayete yol açan çok sayıda mesele var ve çeşitli kişiler, geniş bir ölçekteki konuları dile getirmek için bu imkanı kullandı. Ancak ortak payda, ekonomik durum. Bütün farklı gruplar, bu konuda benzer şekilde öfkeli. Ancak bugüne kadar, bütün bu grupların ortak bir sese sahip olmasına doğru bir gidiş yok.

RUHANİ KAZANÇLI ÇIKABİLİR

* İran’ın iç siyasi dinamiklerini göz önünde bulundurduğunuzda, protestolardan kimin kazançlı çıkacağını düşünüyorsunuz?

Bunu zamanla göreceğiz. Cumhurbaşkanı Ruhani, kendini en azından halkın şikayetlerini haklı bulan ve barışçıl protesto hakkını tanıyan birisi olarak sundu. Buna ek olarak, ekonomik sorunlar konusunda suçu kendi kontrolü dışındaki devlet kurumlarına atmayı deneyecektir. Ancak aynı zamanda IMF ve Dünya Bankası tarafından tavsiye edilen neoliberal doğaya sahip reformlarına yönelik daha fazla baskıyla karşılaşacaktır. Bu, Ruhani’nin yabancı yatırım çekme hedefine zarar verebilir ve devlet kurumlarındaki konumunu zayıflatabilir. Bu protestoların ardından ne çıkacağını değerlendirmek için henüz erken.

AVRUPA İRAN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

* AB ülkeleri, İran’a karşı ABD yönetiminden farklı bir tavra sahip. Son protestolarda da bu görüldü. Siz AB ile Tahran arasındaki ilişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Avrupa, İran’ın daha hesap verebilir bir rejim haline gelmesine yardımcı olabilir mi?

Ben kuvvetle inanıyorum ki, İran çoktandır daha hesap verebilir bir siyasi entite olma yolunda evriliyor. Avrupalılar, Amerikalılara göre bunun daha çok farkında. Dahası, Avrupalılar İran’ın ilerleme ve refah yolunda geliştiğini görmeye çok daha fazla ilgi duyuyor. Bu nedenle Avrupa’nın rolü, İran için her zaman son derece önemli olacaktır. Tahran’da, ‘Batı’ kavramının bir grup Avrupa devletinden oluştuğu, ABD’nin buna dahil olmadığı şeklinde anlaşıldığı söylenebilir.

* Özellike Suriye savaşının da sonu yaklaşırken, İran’ın Orta Doğu siyasetinde kazanan tarafta olduğu görülüyor. Ancak diğer yandan içeride baskıcı bir rejim ve ekonomik sorunlar var. bu tezat üzerine düşünceleriniz nedir?

Ben bu ikisi arasında bağlantı görmüyorum. İslam Cumhuriyeti’nin siyasi elitleri yeterli siyasi iradeyi gösterseydi, kesinlikle var olan devlet varlıklarını toplumun yoksul kesimini desteklemek için kullanabilirlerdi. Burada mesele para değil. İran’ın bölgesel politikalarının içeride ihtiyaç olan parayı yuttuğu iddiası, nükleer anlaşmaya karşı olanlar tarafından öne sürülen bir masal. Bu argümanlar, İran’la ticaretin durdurulmasını amaçlıyor.

 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.