Türkiye Afganistan'a muharip güç gönderecek mi?

Türkiye Afganistan'a muharip güç gönderecek mi?

NATO'nun Genel Sekreteri Rasmussen'den Birand'a çok önemli açıklamalar..

 

 

Afganistan operasyonunu yöneten, NATO'nun en önemli ismi Genel Sekreter Anders Fogh Rasmussen canlı yayında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtladı. İşte Rasmussen'in Birand'a yaptığı çarpıcı açıklamalar:

MAB: Hoşgeldizin sayın Genel Sekreter...Bu hafta aslında çok da fazla NATO toplantısına odaklanamadık. Çünkü hakikaten çok çok büyük bir tartışma bir kavga meselesi vardı Meclis'te. Siz Danimarka parlamentosunda böyle bir kavgaya tanık oldunuz mu acaba. Bu kadar insanların birbirlerini boğazına sarıldığı bir ortam oldu mu?

AFR: Biraz daha sakin geçiyor diyebilirim. Evet, sözlü birtakım tartışmalar olur ama fiziksel bir kavga olmaz. Ben parlamentodaki ortamı çok seviyorum. NATO Genel Sekreteri olarak NATO önümde gerçekten çok büyük bir zorluk. Gerçekten de çok hoşuma gidiyor.

MAB: Şimdi toplantı bitti. NATO neye doğru evriliyor. Küresel bir barış yapıcı mı oluyor, küresel bir jandarma haline mi geliyor? Nato'nun geleceği nasıl olacak?

AFR: NATO tabi ki polis değil ama şunu anlamak gerekiyor, savunma anlamında üye devletleri savunurken bizler sınırlarımız dışındaki çatışmaların içinde olmak zorundayız. Afganistan bunun bir örneği. Biz kendimizi savunmak için Afganistan'dayız. Teröre kaşrı kendimizi savunmak için. Bir kez daha Afganistan'ın terörizm için bir barınak olmasına izin verirsek o zaman Afganistan'ı terör saldırıları için bir ortam olarak kullanacaklar Avrupa'ya veya Kuzey Amerika'ya yönelik saldırılarda. Dolaysıyla şunu söylemeye çalışıyorum. Bizim temel fonksiyonumuz, işlevimiz bizim üye devletlerimizi savunmak. Bunun için de sınırlarımız ötesindeki çatışmalarda da yer almak zorundayız.

MAB: Öyleyse NATO bu anlamda şimdi Avrupa için değil küresel bir rol mu oynuyor, bu aşamadan itibaren?

AFR: Şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum; anahtar fonksiyonu bölgesel savunmadır NATO'nun. Yani nüfusumuzu, Avrupa'daki, Kuzey Amerika'daki nüfusumuzu savunmak. Bu hala temel işlev ama kendi nüfuslarımızı korumak amacıyla yurt dışına sınırlarınızın ötesine gitmek zorundasınız.

MAB: Peki bir tezat yok mu burada? Şimdi Afganistan'a girildi, Taliban'ı devirmek için, şimdi ise siyasete çekmeye çalışıyoruz. İktidarı, gücü paylaşmak için Taliban davet ediliyor. Bu anlamda bir tezat yok mu?

AFR: Hayır. Ben tezat olduğunu düşünmüyorum.

MAB: Lütfen düzeltin beni, anlatın durumu...

AFR: Şimdi biz barış yaratacaksak bu bölgede öyleyse bize karşı savaşmış insanlarla konuşmak görüşmek zorundasınız. Başka bölgelerde de tanık olduk biz buna dünyada. İki koşul var uzlaşı için ve entegrasyon süreci için Afganistan'da. Bunlardan bir tanesi; Afganlar bu süreci yönetmeli, Afgan hükümeti bu süreci yönetmeli, ikinci bir koşul da bu gruplar ya da bireyler yani bu uzlaşı, yeniden entegrasyon sürecinde yer alan unsurlar Afgan anayasasına uymalı demokrasiye, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve tabi ki kadın haklarına saygı duymalı.

MAB: Şimdi yarın eğer iktidarı paylaşırlarsa o zaman 'peki tamam çok teşekkürler çıkıyoruz mu' olacak ve onlar mı kontrolü ele alacak, nasıl işleyecek bu süreç? Böyle bir tehlike var öyleyse...

AFR: Hayır öyle düşünmüyorum. Afganistan'da eğer yeni Afganistan'ı kabul etmezlerse bu sürecin bir parçası olamayacaklar. Yani hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi ilkelere saygı göstermek zorundalar. Ve mevcut Afgan hükümetinin daveti de olması lazım. Bu yeniden entegrasyon ve uzlaşı süreci aslında tamamen sıradan Afganların daha iyi alternatiflere sahip olmalarını sağlayacak bir süreç olacak.

MAB: Siz Nato'nun Afganistan'dan çıkabileceğini düşünüyor musunuz? Bana soracak olursanız, çok zor geliyor bana. Ben imkansız demek istemiyorum ama siz neler söyleyeceksiniz?

AFR: Evet çok zorlu bir görev şüphesiz ama başarılı olacağız ve bunun alternatifi yok. Afganistan'da kalmaya devam edeceğiz işimizi bitirmek ne kadar sürerse o kadar kalmaya devam edeceğiz. Çünkü, nihai amacımız burada sorumluluğu Afganların kendisine devretmek ve bunu aşamalı bir süreçte yapmak ve Afgan güvenlik güçlerinin eğitilmesi ki bu şekilde de kendi güvenliklerini kendileri devralabilsinler.

MAB: Peki Türkiye neler yapabilir bu açıdan?

AFR: Pek çok şey yapabilir. Pek çok açıdan yardımcı olabilir. Türkiye çok önemli bir rol üstlenebilir. Hepimiz zaten şunu biliyoruz, Türkiye'nin çok kalıcı tarihi olarak da çok güçlü bağları var Afganistan'la ve bunun yanında Pakistan'la da çok sıkı bağlantıları var tarihten gelen.

MAB: Peki hala öyle mi? Eskiden evet doğruydu ama hala geçirli bir şey mi bu?

AFR: Bence hala durum böyle. Son dönemde Türkiye, siyasi bir toplantı organize etti. Bölgesel bir zirve oldu bu Afganistan ve Pakistan'la birlikte diğer komşularıyla birlikte Afganistan'ın. Hakikaten çok takdir ediyoruz Türkiye'nin bu çabalarını. Bölgede barışı ve istikrarı teşvik etmek adına çabalarına destek veriyoruz. Türk ordusunun katkılarını da çok takdir ediyoruz.

MAB: Peki siz muharip güç mü istiyorsunuz Türkiye'den?

AFR: Bizler Türkiye'nin şu anda Afganistan'da yaptığı şeyi takdir ediyoruz zaten. Dün ve bugün yaptığımız toplantılarda da teşvik etmeye çalıştık TÜrk hükümetini. Daha fazla Afgan askerinin eğitimi için. Daha fazla ekip göndermesi için teşvik etmeye çalıştık. Çünkü Afgan askerlerinin eğitilmesi, Afgan güvenlik güçlerinin eğitilmesi konusunda şimdiye kadar çok başarılı olduk Afganistan misyonu çerçevesinde. 2010'da da zaten muharip güçlerinin sayısını artırıyor olacağız ama hala bu anlamda eğitici güçlere ihtiyacımız olacak. Türkiye dahil diğer müttefik güçlere de bu çağrı da bulunduk.

MAB: Peki Başbakan neler söyledi çünkü anahtar onda,olumlu mu bakıyor bu meseleye yoksa isteksiz mi kendisi?

AFR: Aslında Başbakan'la bu kez görüşmedim ama Cumhurbaşkanı ile Savunma Bakanı ile biraraya geldim. Onlar da bunu değerlendireceğiz olumlu bir şekilde dediler. Ve bu ayın ilerleyen dönemlerinde bir başka konferans olacak Brüksel'de ve bu konferansta bireysel ortaklarımızı müttefiklerimizi acaba neler yapabilirler ne gibi katkıda bulunabilirler bunları bize aktaracaklar.

MAB: Zannedersem Amerikalılar özellikle Türk muharip birlikleri istiyorlardı ama siz daha çok askerlerin eğitimi için ihtiyaç var diyorsunuz.

AFR: Evet bu bizim stratejimizin bir parçası. Aşamalı bir şekilde yavaş yavaş, eyalet eyalet Afgan güçlerine bırakmayı planlıyoruz güvenlik denetimini ama bunu yapmak için de onların yetkinliklerinden emin olmamız lazım. Bu yüzden de daha fazla Afgan askere daha yüksek kalitede Afgan güvenlik gücüne ihtiyacımız var. Bu nedenle zaten askerlerin eğitimi misyonu çok önemli.

MAB: Peki sayın Genel Sekreter, siz bir ülkenin lideri oldunuz, Başbakan olarak görev yaptınız. Biraz daha canlı bir şeydi o. NATO'nun genel sekreteri olmak çok büyük bir şey ama neler söyleyeceksiniz, siz tatmin oluyor musunuz yoksa biraz hayal kırıklığına mı uğradınız, memnun musunuz?

AFR: Memnunum. Yeni işim gerçekten çok ilginç ama bir yandan da çok zorlu olduğunu düşünüyorum. Çünkü çok öenmli bir misyon var önümüzde Afganistan'da çok zor bir görevimiz var. Ve 28 müttefik ülke karar alıyor. Mutabakat temelinde kararlar alınıyor. bunun yanı sıra çok önemli ortaklarımız var bu sürece katkıda bulunan. Dolaysıyla çok geniş bir gündemimiz var.

MAB: Peki Danimarkayı yönetmek mi daha kolay yoksa NATO'yu mu?

AFR: Ben başbakanken de çok zorlu bir dönem vardı. Ama sizin de tasavvur edebileceğiniz gibi uluslararası sahnede yer almak 28 müttefikle birlikte...

MAB: Çok zor olmalı. Çünkü 28 müttefikten bahsediyoruz. Kendi politikaları var kendi süreçleri var. Çok inanılmaz bir şey gibi geliyor bana...

AFR: Aslında evet. Benim de tam olarak ilginç bulduğum nokta bu. Siyasi süreçleri seviyorum. İstanbul'daki toplantı da mesela hakikaten çok başarılı geçti bu toplantılar ve birtakım çok öenmli kararlar almayı başardık bu toplantılarda. Gerçekten de hoşuma gidiyor, seviyorum.

MAB: Çok teşekkür ediyoruz geldiğiniz için Sayın Genel sekreter iyi şanslar diliyoruz...

kanaldhaber.com.tr


Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.