Çarşı pazar yangın yeri... 'Hal'den anlayan yok

Çarşı pazar yangın yeri... 'Hal'den anlayan yok
 İstanbul’da geçen yıl 60 TL ile pazara çıkan bir yurttaş, bu yıl aynı ürünleri alabilmek için en az 120 liraya ihtiyaç duyduğunu anlatıyor.

Çarşı pazardaki fiyatlar el yakıyor. Pazarcıya göre de alışveriş yapana göre de zamşampiyonu domates. Fiyatı markette 11.5 liraya kadar çıkan domates, pazarda 6 lira. “Bu domates özel” diyen pazarcıya göre fiyatlardaki artış “mevsimsel.” Köy biberi bulabilmek için pazarı dolaşan, fiyatları görünce şaşkınlık geçiren emeklinin tepkisi ise doğal olarak “Vay anam vay” oluyor.

Başkentin merkezi noktaları arasında yer alan Sıhhıye pazarını dolaştık. Pazarcılar ile konuştuk. Başkentin birden 14 dereceye inen soğunda pazardaki fiyatlar “yakıyor.” Şu anda tam mevsimi olan üzüm tezgâhlarda çeşit çeşit. Siyahı da var beyazı da. Çekirdeklisi de var çekirdeksizi de. Ancak hepsinin fiyatı ortak: 5 lira. Pazarcıya “Nasıl gidiyor” diye sorduk: “Alan yok” yanıtını aldık. “Niye” diye üsteledik, “Marketlerden” dedi. “Marketten alıyorlar” diye de ekledi. Biraz erken de olsa yine mevsiminde sayılabilecek bir diğer meyve mandalina. Fiyatı: 3.5 lira. Ancak “Şeker gibi abi Hatay’dan 2.5 liraya olur” diyen de var. Elma da çeşit çeşit. Fiyatları 2 lira ile 3 lira arasında. Kış denilince akla gelen sebzelerden ıspanak 5 liraya da var 2 liraya da. Salatalık 3-4 lira. Ama 6 liraya satan da var. Fasülye-barbunya “kardeş kardeş” yan yana tezgâhlarda. Onların da fiyatları ortak: 5 lira. Patlıcan, kabak 3 lira. Biberin “köy” olanı da var, “sivrisi” de. Fiyatları 4 lira. Marul, maydanoz, taze soğan 1 lira, 2 lira.

‘Dolarla alakası yok abi’

Bamyanın ise yanına yaklaşılmıyor: 15 lira. “Yüksek mi biraz” diye soruyoruz. “Hep böyleydi. En düşük 12-13 liraydı” yanıtını alıyoruz. Fiyat bamyaya göre “normal” bulunuyor. Yan yana tezgâhlardaki soğan, patates ise 2-3 liradan satılıyor. Ancak bir sebze var ki pazarcıya göre de alışveriş yapana göre de “şampiyon” o. Domates. Marketlerde 11.5 liraya kadar çıkan dometes pazarda tek fiyat: 6 lira. Pazarcıya soruyoruz “niye böyle” diye “Ürün az abi. 5 liraya alıyoruz, 6 liraya satıyoruz” diyor. Fiyatları yüksek bulanlara, “Markette 10 lira. Bizde 6 lira. Pazarcı olmasa kimse bir şey yiyemez” karşılığını veriyorlar. Tezgâhlarda çoğunlukla Ankara’ya has “Ayaş” domatesi var. Bunu bilen pazarcılar “Bu özel domates abi” diye ekliyor. “Peki, İstanbul’daki, İzmir’deki domateste mi Ayaş? Onlar da pahalı ama...” diyoruz, ‘yanıt alamıyoruz.’ Bazı pazarcılar ise az olduğu için domatesin fiyatının yüksek olduğunu ekliyor. “Dolar yüksek olduğu için mi domatesin fiyatı da yüksek acaba” diye sorduğumuzda pazarcıların hepsinin yanıtı ortak: “Hayır abi. Dolarla alakası yok. Tamamen mevsimsel. Artık tarla bitiyor. Seraya geçiyoruz.”

‘Vay anam vay’

Az da olsa bazı pazarcılar ise “Elimizi vicdanımıza koyalım. Fırsatçılık da var” diye mırıldanıyor. “Yoksa geçen hafta 3.5 lira olan domates bir hafta da nasıl 6 lira olur” diye devam ediyor. Ancak “Tarlada 4 lira, bize 5 liraya geliyor. Maliyetler yüksek. Mazot olmuş kaç lira. Yüksek ama aşağıya da satsak zarar ederiz” demeyi de ihmal etmiyor. “Buğdayı vatandaştan 1 liraya alıyorlar. Yurtdışından 1.5 liraya ithal ediyorlar. Bu adam gelecek yıl buğday eker mi? Madem dışıradan 1.5 liraya alacaksın, neden kendi insanından almıyorsun? Samanı bile ithal ediyoruz” diye söylenen pazarcılar da var. Pazarda dolaşanların büyük bölümü emekliler. Yanımızda dolaşan bir emeklinin fiyatlara bakıp “Vay anam vay. Bir şey almadan mı gideceğiz!” dediğini duyuyoruz. Yaklaşıp “Pahalı mı” diye sorduğumuzda, “Görmüyor musun fiyatları” yanıtıyla, biraz da azarlanıyoruz. Emekli amca “Hanım köy biberi arıyordu bulabildi mi acaba” diyerek yanımızdan ayrılıyor. Biraz ileride köy biberi satan tezgâha yanaşıp fiyatını soruyor. Pazarcı eliyle “4” işareti yapıyor. Emekli söylenerek tezgâhtan ayrılıyor. Karı-koca alışverişe gelmiş iki emekliye rastlıyoruz. “Nasıl fiyatlar” diye soruyoruz: “Maydonoz 2 lira olmuş. Mandalinanın yanına bile yaklaşamadık, 5 lira” diyorlar. Bize de “başarılar” dileyerek ayrılıyorlar. Başka bir emekli, “rezalet, rezillik” diye başlıyor, “Öğretmen emeklisiyim. Emekliler için bu fiyatlar çok yüksek. Perişanları oynuyor herkes. Emekli nasıl geçinsin” diye devam ediyor. Arkasından da son noktayı koyuyor: “Siz yazsanız da, çizseniz de fayda yok. Böyle...”
Pazarda az da olsa alışveriş yapan gençlere de rastlıyoruz. “Gazeteciyiz, fiyatlar...” diyoruz, “Teşekkür ederim” diyerek uzaklaşıyorlar.

Tezgâh fiyatları ikiye katlandı

Türkiye genelinde olduğu gibi İstanbul’da da pazar ve market fiyatları cep yakıyor. İlçelere göre fiyatlar değişse de diğer semtlere göre daha uygun fiyatların bulunduğu Avcılar ve Esenyurt pazarında dahi fiyatlar, geçen seneye göre yüzde 50 zamlı. Bir haftalık pazar alışverişini geçen sene 60 TL’ye yapabildiğini aktaran bir yurttaş, bu yıl aynı ürünleri alabilmek için en az 120 TL ile pazara çıkmak gerektiğini anlatarak dert yanıyor.

Pazarcı ve yurttaşın nabzını ölçmek için gezdiğimiz Avcılar, Esenyurt ve Fatih pazarlarında yalnızca bir kilo domatesin iki hafta önce 2.5 TL iken bu hafta 5 TL’ye satıldığını öğreniyoruz. Marketlerde ise kilosu 12 TL’ye kadar çıkıyor. Fiyatlardaki ani yükselmenin nedenini sorduğumuz pazarcı, hem ürünün azlığından hem de benzine gelen fiyat artışlarından dolayı nakliyatın zamlanmasının tüm ürünlerde zamma sebep olduğunu söylüyor.

Zam üstüne zam

Geçen yıl yarım kilosu 4 TL’ye satılan köy biberi bu yıl yüzde 50 zamlanarak 8 TL’ye çıktı. 
Pazarcıların aktardığına göre nakliyatın zamlanması sebebiyle fiyatı en fazla artan ürünlerden bir diğeri de salamura yaprak. Geçen yıl kilosunun 13 liraya satılan yaprak, bu yıl Avcılar’da 18 TL, Fatih’te 20 TL’ye satılıyor. Pazarcılara bu durumun sebebini sorduğumuzdaysa, “Trakya’dan geliyor. Benzin zamlanınca bizim de maliyetimiz katlandı” cevabını alıyoruz.

Taze fasulyenin 2017 Eylül’de 7 TL iken 2018 Eylül’de 10 TL’ye yükseldiğini anlatan pazarcılar, geçen sene kilosu 3 liradan satılan salatalığın ise bu yıl 5 TL’ye çıktığını söylüyor. Salatalığın marketlerdeki fiyatı ise 6 TL’den başlıyor. Birkaç ay önce fahiş fiyatartışlarıyla gündeme gelen patates, soğan ve limon fiyatlarının ise düştüğünü görüyoruz. Yaz aylarında kilosu 10 TL’yi aşabilen limon, şimdilerde 5 TL’ye inmiş. Patates-soğan fiyatları marketlerde bile en fazla 3 TL. İthal edilen patatesler ise büyük marketlerde halen 10 TL’ye satılıyor.

Deterjan el yakıyor

Pazar alışverişini yapan yurttaşlar, sebze ve meyve fiyatlarının haricinde marketten yaptıkları diğer ev ve temizlik ürünlerini satın almada da geçen seneye göre zorlandıklarını anlattı. Aynı semtlerde gezdiğimiz marketlerden birinde konuştuğumuz bir yurttaş, bir iki ay önce 30 TL’ye satılan 5 kilo çamaşır deterjanının şimdi 42 TL’ye satılmasından dert yandı. Aynı ürünün 2017 Eylül’deki etiketine baktığımızdaysa 28 TL olduğunu görüyoruz.

Geçen yıl 5 litre sıvı yağını 32 TL’ye aldığını anlatan bir diğer yurttaş da bu yıl aynı ürünün 40-42 TL’ye yükselmesinden şikâyetçi.

Market alışverişi sırasında satın almada en çok güçlük yaşadığı ürünleri sorduğumuz yurttaşlardan biri, “Çay, şeker, çamaşır deterjanı, sabun, şampuan... Saymakla bitmez” diyor. Bu ürünlere son birkaç aydır tuvalet kâğıdının da eklendiğini kaydeden yurttaş, “Geçen sene 32 TL’ye aldığımız tuvalet kâğıdı bu yıl 56 TL’ye çıkmış.

Avcılar ve Fatih’te dolaştığımız semt pazarlarında alışverişe gelen ev hanımları tuvalet kâğıdı, peçete, deterjan gibi temel ev ürünlerininin de aşırı zamlı olmasından yakındı.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.