Ergin Kahveci: Türkiye tarımı 7 yıl içinde bugünkü sorunlarını aşabilir

Ergin Kahveci: Türkiye tarımı 7 yıl içinde bugünkü sorunlarını aşabilir

Tarım ve kırsal kalkınma politikaları uzmanı Ergin Kahveci ile “Türkiye’nin Tarımı” üzerine yaptığımız söyleşinin ikinci bölümü olan “Türkiye’de Tarımının Sorunlarına Doğru Yaklaşım ve Çözümler” başlığını okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

Türkiye tarımının sorunlarına yönelik uygulanabilecek çözümler nelerdir? Nasıl bir yol izlenmeli?

Tarım meselesini şu anki konjonktürde sadece tarım olarak algılamamalıyız. Tarımın sosyal, ekonomik, ulusal değerler, ekolojik gibi boyutları var ve her şeyden önemlisi Anadolu coğrafyasının tarımsal özelliklerinden dolayı küresel sermayenin iştahını artıran boyutu var. Ve yine biz bilerek veya bilmeyerek, tarımla ilgili Gümrük Birliği, Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü uluslararası örgütler üzerinden bizi yükümlülük altına sokan ama sonrasında büyük bedeller özememize yol açan anlaşmalar var. 

Bir zihniyet değişimi üretmemiz gerekiyor

Öncelikle, bu boyutları bütüncül olarak önümüze koyarak buradan bir zihniyet değişikliği üretmemiz gerekiyor. Bu zihniyet değişimini üretebilmenin yolu tarım dışındaki unsurların yapabileceği bir şey değil. Bunun mesleki şovenizmle ilgisi olmadığını da belirtmek isterim. 

Örnek vermek gerekirse, bir ekonomist olarak dışarıdan bakarsanız sayıları görürsünüz ama içeriden bakarsanız ana kayadan başlarsınız meseleye bakmaya. Şu anda Türkiye’nin problemi şu: içeriden bakanlar meselenin dışına çıkamıyorlar, ekonomik veya sosyal bakamıyorlar. Ya da mesela, uluslararası ilişkiler açısından, siyaset açsından bakamıyorlar. Dışarıdan bakanlar ise  içeriden bakanlar kadar maharetli bakamıyorlar, sektörü tanımıyorlar. Magazinel bakıyorlar. 

O zaman tarım meselesini farklı boyutları ile değerlendirecek, içeriden ve dışarıdan bakabilenlerin bir aradalığında çok disiplinli bir yaklaşım mı gerekiyor? 

Evet, çok disiplinliliği bir araya toplamış bir zihniyete ihtiyaç var. Yani farklı disiplinlerden insanları karıştıracağı, kurcalayacağı, dahili olacağı bir sistemden ziyade; çok disiplinli olanların yorabileceği bir zihniyet, bir akıl olmalıdır.

Zaten eğitiminden uygulanmasına kadarki tüm süreçlerde çok disiplinli olan tarım sektörüne, alanlarınının en iyileri olan bilim insanlarını da getirseniz, sorun çözülmez aksine torbaya döner. İhtiyaç olan bu çok disiplinli işleyişi toparlayacak bir çok disiplinli bakış açısını işler hale getirmek.



Tüm dünyada tarımsal üretimin giderek önem kazandığı bir konjonktürde Türkiye’nin tarımsal üretiminin geleceğini şekillendirecek tarım politikaları nasıl olmalı? Nasıl bir eylem planı oluşturulmalı?

Türkiye’nin şu anda önündeki en büyük sorunu tarım ile ilgili bir master planının olmamasıdır. Yerel planlar yok. Biraz önce söylediğimiz çok disiplinli ve bütüncül bakış açısını kavrayacak bir planımız yok. 

Örneğin, geçmişte büyükbaş hayvancılık yapılan bölgelerde şimdi tavukçuluk yapılıyor. Eğer sizin planladığınız olsaydı geçmişteki ve şimdiki uygulamalardan birinin yanlış olması gerekirdi. Bir bölgede biriken enerji varsa, tecrübe varsa, pazarlama sistemi varsa, yem bitkileri üretim sistemi varsa, kesimhane varsa vb. Sizin bunun üzerine başka bir şey üretmenize gerek yok. 

Fındık bahçelerini lavanta bahçelerine dönüştürmek gündeme geliyor, niye kardeşim, neden? Sorun ne?

Kendi tarımsal modelimizi üretmemiz gerekiyor

Dolayısıyla öncelikle zihniyeti değiştirmek gerekiyor. Öncelikle tarım üzerine nasıl bir akıl yürütmemiz gerektiğine ve nasıl bir model üretmemi gerektiğine karar vermemiz gerekiyor. Bir zihinsel dönüşüm yaşamamız gerekiyor. Kooperatifçilik diyerek bir zihinsel dönüşüm gerçekleştiremeyiz. 

Bizim kendi coğrafyamızda, insanımızın değerleriyle ve olanaklarımızla kendi tarımsal modelimizi üretmemiz gerekiyor. Bu üretimi toplantıyla, şurayla, kongreyle yapabileceğimize inanmıyorum. Bunları think-thank çalışmalarıyla, tarım alanındaki bileşenlerin kendi içindeki süreklileşen iletişimleriyle, tartışmalarıyla ve bir yapının da bu süreçleri organize etmesiyle başarabileceğimize inanıyorum. 

Böyle bir yapının ortaya çıkması gerekiyor. Türkiye’de her konu ile ilgili olarak çalışan düşünce kuruluşları var fakat tarım ile ilgili çalışan kurum yok. Öncelikle bunu çözmemiz gerekiyor. Bunu çaresiz durumda olan çiftçiden bekleyemeyiz. Türkiye’de toplumsal gerçekleri önüne koyan bir siyasi iradenin bunu gerçekleştirmesi gerekiyor. 

Türkiye tarımı 7 yıl içinde bugünkü sorunlarını aşabilir

Tarımın sorunlarının çözülemeyeceğine inanmıyorum. Güçlü bir siyasi iradenin desteği ile tarımın bütünselliği sağlanırsa 3 yıl içinde ciddi bir toparlanmanın mümkün olduğunu ve yaklaşık 7 yıl içinde de Türkiye’nin bugünkü sorunlarını aşabileceğini düşünüyorum. Orta vadede de, yani 20-25 yıl içinde yaklaşık 200 milyonluk bir nüfusu besleyebilecek bir düzeye erişebileceğini verilere dayanarak öngörüyorum.

Asla umutsuz değiliz, sadece magazin bakışlarında uzaklaşarak işin gerçeği gerekleri hakkında bilgi sahibi olalım, bunu kamuoyuna anlatalım. Bu da sizin sayenizde olacak.


Tarım Bakanlarının sık sık değişimi neyi etkiliyor? Bir Tarım Bakanı nasıl olmalı?

Tarım Bakanlığı bir ihtisas bakanlığıdır. Tarım Bakanlığı’nın 2 binin üzerinde konusu var. Ormanın ve DSİ’nin tarım bakanlığına bağlanması çok iyi oldu. Eksiklikler var, tarımın desteklenmesinin, kredi kısmının organizasyonu, tarım satış kooperatifleriyle ve hallerler ilgili kısım dışarıda kaldı. Bence bunların da Tarım Bakanlığı’nın kapsamı içerisine alınması gerekiyor. Tarım ile ilgili konuların bir araya getirilmesi gerekiyor.

Tarım Bakanı’nın veya bakanlığın yönetim erkinin bunları yönetemiyor olması onların problemidir. Bir sistemin ya da modelin problemi değildir. Bence model doğrudur ama yönetemiyorlar. Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Tarımın bütüncül yönetimini sağlayabilmek için, Tarım bakanının 2 binin üzerinde konusu olan tarım alanına hakim olması şarttır. Önüne konulan şeyleri anlayabilmesi ve yönetebilmesi gerekir. 

Türkiye’nin gerçeklerine yönelik bir yaklaşım gerekiyor

Şimdiye kadar bu sağlanamadığı için uzun süredir zaman kaybediyoruz. Tarım bakanlarının sürekli değişmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Türkiye’de yeni bir planlama ve atılım yapılacaksa işin içinden gelen bir tarım bakanının en az 7 yıl siyasetin dışında görev yapması gerektiğini düşünüyorum. 

Toparlamak gerekirse, Türkiye’de tarımın sorunları dediğimizde geçmişten gelen ve katlanarak gelen bir sorunlar yığını ortaya çıkıyor. Öncelikli olarak Türkiye’nin gerçeklerine yönelik bir genel yaklaşımın inşa edilmesi gerekiyor. İnşa edilecek yeni yaklaşım ile bir master plan tartışmasına ihtiyaç var. Bunu gerçekleştirebilmek, çok disiplinli bir bakış açısıyla fakat tarımın içinden çıkan aktörlerle birlikte mümkün olacaktır. Çözümün yolunu açacak olan ise sözünü ettiğimiz bakış açısını kabul eden bir siyasi iradenin bu süreci destekleyerek organize etmesidir.

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.