85 Vakıf Üniversitesi AKP tarafından KHK ile nasıl ele geçirildi?

85 Vakıf Üniversitesi AKP tarafından KHK ile nasıl ele geçirildi?
İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Vedat Yenerer 2547 Sayılı Kanun’un 13. maddesinin son bendinde vakıf üniversitelerinde yapılacak olan rektör ataması ile ilgili olarak, şok bir iddiada bulundu.

“…Vakıflarca kurulan üniversitelerde rektör adaylarının seçimi ve rektörün atanması ilgili mütevelli heyet tarafından yapılır” şeklinde belirlenmiştir. 29/10/2016 tarihinde yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 676 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi’nin 85. maddesinde vakıf üniversitelerinde rektör ataması ile ilgili değişiklik yapılmış ve 2547 Sayılı Kanun’un 13. maddesi, "  "...Vakıflarca kurulan üniversitelerde rektör, mütevelli heyetinin Yükseköğretim Kuruluna teklifi ve Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanır” şeklinde değiştirildiğine dikkat çekerek, önceki düzenlemede mütevelli heyete ait olan bu yetkinin, 29/10/2017 tarihinde Devlet üniversitelerinde olduğu gibi Cumhurbaşkanı’na devredildiğini bunun da Vakıf Üniversitewlerinde büyük paniğe neden olduğunu söyledi..

Vakıf üniversitelerinde Devlet üniversitelerinden farklı olarak mütevelli heyet üyeleri rektörlük makamı kadar etkin çalıştığına dikkat çeken Vedat Yenerer şöyle konuştu:

"Vakıf üniversitelerinde mütevelli heyet üyelerinin bu denli etkin olmasının nedeni ise mali desteğini üst kuruluşu olan kurucu vakıftan alıyor olmasıdır. Bu nedenle mütevelli heyet başkanları, kurucu vakıfların bir anlamda temsilcisi/vekili görevini ifa etmektedir. Bu nedenle de 2547 Sayılı Kanun’un İta Amirliği, Mali Denetim başlıklı 57. maddesinde, “ …(1) İta amiri, üst kuruluşlarda başkan, üniversitelerde rektördür. Bu yetki uygun görülen ölçüde gerektiğinde yardımcılara, dekanlara, enstitü ve yüksekokul müdürlerine, üst kuruluşlara bağlı birim başkanlarına ve üst kuruluş ve üniversite genel sekreterlerine devredilebilir. (Ek cümle: 1/3/2006-5467/4 md.) Vakıf üniversitelerinde itâ amiri mütevellî heyet başkanıdır” ifadesine yer verilmiştir. Hali hazırda Yükseköğretim Kurulu tarafından hazırlığı devam eden satın alma yönetmeliği ile birlikte yukarıda yazılı olan 57. maddedeki ‘İta Amirliği’ yetkisi, mütevelli heyet başkanlığından alınarak rektörlük makamına devredileceği edinilen bilgiler arasındadır. Rektöre devredilmesi planlanan bu yetkinin, rektör tarafından da üçüncü kişilere devredilmesi hususunda sınırlama yapılacağı da yine edinilen duyumlar arasındadır. Bu hali ile bakıldığında Devlet üniversitelerindeki uygulamanın aynısının vakıf üniversitelerine de uygulanacağı açıkça görülmektedir.

Yukarıdaki paragraflarda anlatılan değişiklik ve değişiklik çalışmaları, vakıf üniversitelerini kurucu vakıfların ve mütevelli heyetin kontrolünden çıkartarak doğrudan Cumhurbaşkanlığı Makamı’na bağlı hale getirmektedir. Kurucu vakfın mali desteği ile kurulan vakıf üniversitelerinin yönetimi ve harcama işlemleri, cumhurbaşkanı tarafından atanan rektöre devredilmiş olacak, vakfın kaynaklarının ne şekilde harcanacağının denetimi yapılamayacaktır. Son yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı’nın siyasi parti genel başkanı olabileceğini düşündüğümüzde kamu yararına çalışan vakıfların siyasi organizasyonların hedefi haline geleceği tartışmasızdır.

Sebebini kısaca izah etmek gerekirse, Türkiye’de günümüzde 85 vakıf üniversitesi bulunuyor ve 2015 Yılı YÖK verilerine göre yaklaşık 450.000 öğrenci vakıf üniversitelerinde öğrenim görüyor. Bu sayı, yaklaşık öğrenim ücreti ile çarpıldığında bir yılda 6.750.000.000 TL gibi yüksek bir bütçe elde edilmektedir. Türkiye’deki bütün vakıf üniversitelerinin kurulması sürecinde kullanılan öz kaynakların ise 20.000.000.000 TL gibi yüksek bir tutara ulaşabileceği düşünülmektedir. Bu kadar yüksek ekonomik kıymete sahip olan vakıf üniversitelerinin, siyasi organizasyonların hedefi halinde gelmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini hazırlayan üniversitelerin ve bilim çalışmalarının geri gitmesine neden olacaktır. "

Türkiye'de uzun zamandır Cumhurbaşkanları tarafından anti demokratik olarak atanan rektörleri,n eğitimin daha iyi ve uluslararası alanda rekabet edecek hala gelmesi için değil de her gün ekran ekran dolaşarak RTE propagandası ve AKP yağcılığı yapmak için çaba sarfettiklerine dikkat çeken Vedat Yenerer  "Cumhuriyet tarihi böyle partizan rektörleri görmedi. Eğtim bilerek ve isteyerek 2004'ten beri çöketiliyor. Dünya sıralamasında Zulu kabilesi ile aynı düzeye geldik. Vakıf üniversiteleri de ki buna yandaş vakıf üniversiteleri de dahil çok büyük panik içinde. sözde FETÖ ile mücadele etmek için çıkartılan KHK'larla 14 FETÖ'cü üniversitesine el konuldu. Ama bu kanunu devam ettirerek tüm vakıf üniversitelerine 200 milyıon TL'ye varan harcama yetkisi verilen liyakat sahibi olmayan, meslektaşları tarafından seçilmeyen partizan rektörler atadılar. RTE korkusundan Vakıf yönetimleri seslerini çıkartamıyorlar. AKP varlık fonundan sonra özel üniveriteleri de atadıkları rektörler aracılığı ile kasalarındaki bütçe de dahil yönetmeye, yandaşlara buralardan büyük rant sağlamaya başladı. dünyada eşi benzeri görülmemiş anti demokratik bir kanunla sadece eğitim sistemini çökertip türkiye'yi karanlığa sürüklemiyorlar.; aynı zamanda çalışmayan, üretmeyen ve din sahtekarlığı yapan yandaşlarını seçimler öncesinde dik tutabilmek, besleyebilmelk için özel sektörün her kuruş parasına da göz dikmiş durumdalar" diye konuştu..


Haberiniz.com.tr / Özel Haber
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.