“ABD sorunu çözdürmeyecek, sürüncemede bıraktıracak"

“ABD sorunu çözdürmeyecek, sürüncemede bıraktıracak"

Haberiniz.com- Meclis açıldı. Ancak gündemde yine açılım tartışmaları vardı. Başbakanlık eski Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu ile yeniden açılım üzerine sohbet etme ihtiyacı hissettik. Çünkü ekim ayı içinde, açılımın farklı boyutlarla yeniden gündeme oturacağı yönünde gelişmeler mevcut. Yazıcıoğlu, bu projenin Amerikan projesi olduğunun altını çiziyor. İşte Yazıcıoğlu ile açılım üzerine yaptığımız sohbet.

Haberiniz.com- Genelkurmay Başkanı’nın açıklaması var, sonraki gelişmeler ve terör saldırıları var. Halen şehitler geliyor. Ama baktığımızda, bazı değişiklikler görünse de bir ısrar söz konusu. Neden eleştirilen mantıkta bir açılımda hala ısrar ediyorlar?

Yaşar Yazıcıoğlu- Özellikle son yıllar Türkiye’ye Ermeni, Kürt konusu, Irak, Afganistan konusunda çok büyük baskı kuruldu. Türkiye Afganistan’a angaje oldu. Şimdi ABD, Afganistan’a savaş açtı. Irak’ı işgal etti. Ama Irak başına bela oldu. Ama ABD’nin isteği neydi, petrollere konmak. Petrole kondu. İngiliz ve Amerikan şirketlerine orasını paylaştırdı. Oradan çekildikten sonra o haklar nasıl konulacak. Yani bu çıkar düzenini korumak istiyor. Çünkü kendi işgali altında dahi Şii, Sünni, Türk, Kürt, Arap çatışması ırak’ta sükunetli bir devlet kurulamayacağını gösteriyor. Parçalanmıştır Irak. Şii Arap, Sünni Arap, Kürt diye. Bu gruplar birbirlerine sürekli savaş açarken, İsrail gibi bir yandaş devleti olması lazım. Bu Türkiye olamaz. Hiçbir zaman bu hükümet kadar Türkiye’nin göz ardı ederek ABD ile ilişkiye girmemiştir. Türkiye, önümüzdeki yıllarda 102 milyon nüfusa ulaşacağı söylenen bir ülke. Ayrıca ileride çok daha büyük bir ekonomiye ulaşacak bir potansiyel güç. Buna inanıyorum ve görüyorum. 100 milyon Türk ve kalkınmış bir ülke. Bunu kontrol edemezler. Jeo-politik, jeo-stratejik, jeo-ekonomik yapısı ve onu kullanan bir Türkiye ve yönetim. Bunu kontrol edemezsiniz. Tarihten gelen büyük bir devlet. Bu nedenle bir Kürt devleti kurması lazım. İkinci bir İsrail. Çünkü Kürtlerin yönetimine verilen bölgesi Irak’ın petrol bakımından en zengin bölgesi. Onu kontrol edebileceği bir yapı olması lazım. Şu anki mevcut durumla çok zor. İran sıkıştırıyor, Suriye sıkıştırıyor vs. O zaman Kuzey Irak’ı bir yere bağlaması lazım. ABD şöyle düşünüyor: Zaten bunların akrabaları Türkiye’de. Bu nedenle Türkiye’nin Irak’ın kuzeyiyle ilişkilerini düzeltmem lazım. Burada Türkiye’nin PKK sorunu var. Bunu çözelim. Ama çözerken yine Türkiye’nin karnının ağrıması, sorunlarla uğraşması lazım. Kürt meselesini daha güçlendirerek, ileride Türkiye’yi bölecek ilişkiler yumağı oluşturmak lazım.

Bir anlamda var olduğu iddia edilen sorunu bile çözmeden sürüncemede bırakmayı mı amaçlıyor?

Aynen öyle. Öyle olmasa, Kürt açılımı dedikleri meselenin ayrıntılarını açıklarlardı madde madde. Ne olduğunu kimse bilmiyor. Biz bunları nereden konuşuyoruz. ABD’nin, Avrupa’nın açıklamalarından, David Philips denen adamın raporundan. Demek ki ABD böyle bir politika peşinde. O zaman şunu söyleyebiliriz: Kürt açılımı dedikleri proje, aslında bir Amerikan projesidir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası. BOP hayal olmadı henüz. İsmi ortadan kalktı ama Amerikan stratejisi hala bunun üzerinden yürüyor. Sınırlar meselesi, Kürtleri himaye altına almak vs. aslında Irak’ın kuzeyindeki nüfusları yaklaşık 4-4,5 milyon denilen Kürtler, Güneydoğu Anadolu’daki Kürtlerle birleşmek istemiyorlar. Çünkü orada iki uzlaşmaz feodal lider var: Barzani ve Talabani. ABD geri çekildiği ve ırak parçalanma noktasına geldiği zaman bunlar birbirine girerler.

 

Zaten Irak’ta Barzani ve Talabani dışında birçok aşiret var ve bu aşiretler, bu iki feodal gücün baskısı altında yaşamaktan rahatsız değil mi?

Çünkü petrol gelirleri, bu iki feodal ve onları destekleyen gruplar arasında paylaşılıyor. Oradaki diğer Kürtler perişanları yaşıyor.

 

Neden oradaki yapı buradaki Kürtlerle birleşmek istemiyor?

Oradaki petrol gelirlerini paylaşmak istemiyorlar. AB’nin söylediği rakamlara ele alalım. Öyle değil ama varsayalım ki o rakamlar geçerli. AB, Türkiye’de 20 milyon Kürt olduğunu söylüyor. Irak’ın kuzeyindeki 4-4,5 milyon Kürt, buradaki 20 milyon Kürt’le petrol payını paylaşmak ister mi? Ama ABD, önce kendi petrolünü garantiye almak için, sonra da kazasız belasız çekilme için bu planı harekete geçirmek istiyor.

 

Çekilme sırasında Irak’ın kuzeyinde bir askeri güç bulundurmaz mı?

Zannetmiyorum. Böyle bir şey yaparsa hem Türkiye’nin hem de İran’ın askeri hedefi haline gelebilir. Böyle bir hedef noktasına haline gelmek ve Türkiye ile arasını bozmak istemiyor. Ama orayı da Türkiye’nin güvencesi altına sokma arayışları içinde. Yaklaşık 140 bin kişilik askeri gücü var. Yaklaşık 100 bin kişilik bir gücü bir sene içerisinde geri çekecek. Bu kadar büyük bir askeri gücü geri çekmek kolay değil. Eğer Kuzey Irak’ta güvenli bir alan temin etmezse, askerinin yarısını da kırdırma riski var. Peşmerge var, PKK var, diğer direniş grupları, Arap direniş güçleri, Şii direniş güçleri vs. var oralarda. Zaten orada bir kan davası yarattı. Ciddi bir sosyolojik ayrılmanın temelleri oluştu. O coğrafya artık güvenilir değil. Bu nedenlerle, Türkiye üzerinden kendi açısından sağlıklı bir koridor kurmak zorunda.

 

ABD’nin Türkiye üzerinden çekilmesi sırasında da sıkıntılar oluşacağı söyleniyor. 2003 yılında da “Gelsinler ama ne zaman Türkiye topraklarından çıkacakları belli değil” yönünde çekinceler ve yorumlar vardı. Şimdi ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesinin gündeme gelmesi ile birlikte aynı çekinceler yeniden dillendirilmeye başlandı. Burada kalan ABD askerlerinin bir takım örtülü operasyonlara katılıp katılmayacağı, Kürtçülük meselesi üzerinden Çekiç Güç’ün yaptığının benzeri faaliyetlere girip girmeyeceği noktasında garanti yok gibi.

Çok ciddi sıkıntılar olacaktır. Bir defa çok büyük bir güç. Nasıl gruplar halinde gelecek. Biner kişilik mi, beş biner kişilik mi, bilinmiyor. 6 senedir oraya asker yığdılar. Bu çekilmeyi bir senede yapamazlar. En az 5 senelik bir süreç içerisinde çekilecekler. Demek ki bir Amerikan askeri gücü yerleşecek bizim topraklarımıza. O zaman olacak olayları nasıl kestirebilirsiniz. Zaten dünya bir çatışmaya gidiyor.

 

Amerika’nın piyadesi olduğu kadar Delta Force birlikleri de çekilme sırasında Türkiye’ye gelebilir.

Evet. Onlar hangi operasyonları yapacak. PKK ile nasıl bir ilişki içine girecek. Türkiye’ye yerleşecek, diyelim ki 5 bin, 10 bin kişilik Amerikan askerini nasıl kontrol edeceksiniz? Kendi elimizle çok ciddi bir gücü yerleştirmek, son derece önemli bir olaydır ve çok ciddi riskleri vardır. Açılımı da yine bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

 

Diyelim ki bunlar birer sorun. AKP döneminden önce neden bu sorunlar gündemde değildi?

Bunları tartıştırmak için önce devlet yapısını sarsmaları gerekiyordu. Bunu yaptılar. 2003 yılından önce bunlar olmuyor da Türkiye’de. Türkiye’de AB süreci başlamıştı. Yani tamamen AKP döneminde değildi. Tamamını yüklememek lazım. Yine de yavaş ama temkinli hareket ediliyordu. Bu dönemin farkı, temkinlilik yok. Bütün bu hareket, Türkiye’nin üzerine oynanacak oyunların siyasi kılıfının hazırlanmasıdır. AKP kurduruldu, iktidara getirildi.

 

Son olarak şunu sormak istiyorum. Bir beka sorunu yaşadığımız açık. Türkiye bundan sonra açılım noktasında Türkiye’nin milli hamleleri neler olmalıdır?

Tarihi süreçte 200 yıldır Türkiye’nin bölünmesi, parçalanmasında Ermeni ve Kürtler kullanılmaya çalışılıyor.

 

Ne istiyorlar peki?

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nin kırmızı çizgileri var. Anayasa’da var. Üniter, milli devlet, demokratik laik bir hukuk devletidir, dili Türkçe’dir. Bir devlet devlet olurken, kendisinin hakları var. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken de bu hakları vurguladı. Şimdi bu hakları kabul etmiyorum diyemediler. Ayrıca devletin erki, devletin kendini koruma mekanizmaları var. Demekki bu kırmızı çizgileri siz, bu topraklarda yaşıyorsanız, kabul etmek zorundasınız. Dünyada terör ile devlet kurulması yok. Düşünce özgürlüğü çerçevesinde fikirleri eylem bazında açıklayabilirsiniz. Ama propaganda yaparken belli çizgiyi aşarsanız, sıkıntı yaratır. Onun için bu kırmızı çizgilerimiz içinde çözüm aramak gerekir. Kürtçülerin istedikleri şunlar: Anayasa’da yazılmak kaydıyla ana dillerinde eğitim, Türkler nasıl kurucu unsur olarak Anayasa’da belirtiliyorsa, Kürtlerin de kurucu unsur olarak belirtilmesi, Türk bayrağının yanında kendi çaput parçaları, federasyon olsun, kendi kendimizi yönetelim. Bunları yan yana koyduğumuz zaman devletin kuruluş felsefesine ve Anayasal yapısına tamamen ters düşer. Ne yaparsanız yapın, bunun bedeli çok ağır olur. Ne yapmak gerekiyor? Sen bu feodal yapını değiştireceksin. Devlet bu yapının değiştirilmesi için tüm imkanlarını seferber edecek. Bu yapının değiştirilmesi derken, devletin toprak sahiplerinin ellerinden tüm toprakları alması anlamında söylemiyorum. Onları da sıkıntıya sokmadan, adil bir şekilde çözecek. 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.