Ağıralioğlu’na Ağır Tepkiler

Ağıralioğlu’na Ağır Tepkiler
İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun Yeni Akit gazetesi’nde yayınlanan , “Biz, S-400 meselesini kendi güvenliğimiz için yaptığımız bir hamle olarak görüyoruz. Erdoğan’ın devletin güvenliğiyle alakalı konularda iradesini örselemek Türkiye için bir zafiyet oluşturur” açıklaması “Erdoğan’ın iradesi devlet iradesidir” başlığıyla yayınlanmıştı. Ağıralioğlu aynı açıklamasında “Yenikapı Ruhu yeniden canlanmalı” demişti. Bu açıklamaya İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz çok sert tepki gösterdi. Durmuş Yılmaz’ın “İlan ediyorum, Yenikapı ruhu denilen aldatmacaya inanan hiç bir kimseyle ortak paydam yoktur” şeklinde paylaştığı tweet şu şekilde:
 
 
 
İYİ Parti kurucularından ve İYİ Parti Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Yıldırım Görgen ise tepkisini twitter üzerinden şöyle dile getirdi:
 
 
 
İYİ Parti Kurucularından ve Kurucu Genel İdare Kurulu Üyesi Onur Aydın da twitter üzerinden yaptığı uzun açıklamada Ağıralioğlu’nu ağır eleştirdi. Aydın’ın açıklaması şu şekilde:
 
Yavuz Ağıralioğlu’nun Akit sitesinde yayınlanan ilgili demeci üzerine bir açıklama yapma mecburiyeti doğmuştur. Söz konusu demeç, 19 ve 20 Temmuz tarihlerinde iki kez yayınlanmıştır. Akit’in, açıklamaları çarpıtma, saptırma ihtimalini gözeterek bir karşı açıklama bekledim.
 
Lakin bir karşı çıkış ya da tekzip henüz kamuoyuna yansımamıştır. Yavuz Bey, açıklamalarının maksadını aştığını veya çarpıtıldığını düşünüyorsa elbette bunu kamuoyu ile paylaşacaktır. Yanlış gördüğümüze yanlış demek için yıllarca beklemek hatasına düşmemek gerektiği inancındayım. 
 
Sözü uzatmadan özüne inmek doğrudur. Yavuz Bey’in açıklamaları son derece şahsi ve kişisel görüşlerini yansıtmaktadır. Bu tespitler şahsımı ya da İYİ Parti’ye gönül veren milyonları bağlayıcı nitelikte değildir. Çünkü İYİ Parti bu ilkeler üzerine inşa edilmemiştir.
 
İYİ Parti, Tayyip Erdoğan’ın ‘Tek Boyutlu” toplum inşa etme çabasına, ayrıştırıcı, ötekileştirici yaklaşımlarına karşı Türk Siyasetinde bir boşluğu kapatmak, yönetilemez hale gelen ve zaafa uğratılan Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak gayesi ile var olmuştur.
 
İYİ Parti, Cumhuriyet’in değerleri bir bir yok edilirken, ruhunu ve bedenini Cumhuriyet’i müdafaa etme anlayışı ile ortaya koyan insanların hareketidir. Herhangi bir zümreye, kişiye, güce, yanlışa tabi olanların, ne pahasına olursa olsun iktidar diyenlerin partisi değildir.
 
Tayyip Erdoğan’ın iradesi devletin iradesi gibi söylemler bizi ancak ve ancak hataların ortaklığına götürür. Devleti, mutlak güç istemi ile tek elde toplamak için her şeyi yapan ve bunu başaran, yola çıkarken verdiği sözü tutup demokrasi treninden inen bir anlayış söz konusudur.
 
Salt Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerine kurulu bir muhalefet körlük ve sığlıktır. Karşı olunması gereken şey Erdoğan’ın şahsı değil, yolu, yöntemi ve anlayışıdır. Keza FETO konusu da aynıdır. Bizler sadece FETO'ya değil, benzerlerine de, yani yolun kendisine karşı olanlarız.
 
Tayyip Erdoğan iradesi ile Türkiye çok ağır badireler yaşamıştır. Ülkenin kalbine, kozmik odasına casus şebekesini sokan bu iradedir. Ergenekon, Balyoz gibi nice kumpas davalarına savcılık yaparak kahramanların, vatanseverlerin hain damgası yemesine neden olan iradedir bu.
 
Aydınların, devlet kadrolarının ve biz yurttaşların, bütün haykırışlarına ve ikazlarına rağmen, devlet içinde paralel bir devlet olarak klikleşen, Ankara başta olmak üzere ülkemizin hazinesini ve arazilerini parsel parsel ele geçiren hain örgütlenmeye ne istediyse veren iradedir.
 
Erdoğan’ın iradesi, eğitimin, ekonominin, sanayinin, tarımın, hayvancılığın, Cumhuriyet dönemi kazanımları olan üretimin, fabrikaların batışına, bitişine, çöküşüne neden olan iradedir. Halkı kutuplaştıran ve birlik duygusunu ağır tahribata uğratan irade bu iradedir.
 
Türkiye’yi, stratejik derinlik adı altında, uluslararası alanda yalnızlaştıran, düşmanlaşan komşular yaratan, Suriye’yi yanlış adımlarla kan gölüne çeviren ve bugün asıl milli güvenlik sorunu olan mülteci sorununu yaratan, İŞİD’e öfkeli gençler diyen bir başbakanı olan iradedir.
 
Patlayan bombaların ortasında hayatını kaybeden onlarca vatandaşımızdan bahsederken sünniler öldü diyen, onbeş yaşında ölen bir alevi çocuğun annesini meydanlarda yuhalatan, Atatürk’ün annesine sövenlere sofrasında yer veren, keşke yunan kazansaydı diyenleri himaye eden iradedir.
 
Yavuz Bey, aynı açıklamasında, Yenikapı ruhuna dönmeliyiz çağrısı yapıyor. Yine maksadı aşan bir ifade olacağını umut ediyorum. Çünkü Yenikapı buluşması, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra göstermelik bir beraberlik şovundan ötede bir anlam taşıyamamıştır.
 
Yenikapı, Türkiye’yi daha da kaosa sürükleyen başkanlık sisteminin temeli ve çıkış noktasıdır. Yenikapı anlayışı, FETO’nun siyasi ayağını saklarken, İYİ Parti genel başkanı Sayın Meral Akşener’i sürekli FETO iddiası ile yaftalayıp zan altında bırakan bir anlayıştır.
 
15 Temmuz’un ilk gününden itibaren Meral Akşener’e FETO suçlaması yönelterek okları kendi üzerinden uzaklaştırma gayretinde olanlar, ne Yenikapı’da, ne de başka bir kapıda birlik ve beraberliğin temsilcisi olamazlar.
 
İYİ Parti’yi kuran başta Genel Başkan’ı Meral Akşener olmak üzere, kurucuları, üyeleri, gönüllüleri ve milyonlarca seçmeni, Yenikapı ruhuna sadakat besleyecek olsalardı, ait oldukları, gönül bağı taşıdıkları yuvalarından içleri acıyarak ayrılmak zorunda kalmazlardı.
 
Türkiye’yi aydınlık geleceğe taşıyacak olan güçlendirilmiş ve sorunları giderilmiş parlamenter sistemin mücadelesini veren insanlardan, başkanlık sitemini getirip T.B.M.M.’yi yok ederek tek adam rejimi inşa edenlerle aynı zeminde buluşmasını beklemek en hafifiyle haksızlıktır.
 
S400 meselesine gelince, bugüne kadarki tutumunu sürdürerek, muhalefeti ve kamuoyunu bilgilendirmeden fevri adımlar atan anlayış devam etmektedir. Kim dost kim düşman açık tavır alınmayan, dış politikada bir gün dost bir gün düşman olunan ülkeler söz konusudur.
 
Amerika’yı bazen düşman ilan ediyoruz bazen kardeşim Trump diyoruz. Bazen kötü adam Putin, bazen kardeşim Merkel. Tutarlı ve kararlı bir dış siyaset geliştiremeyen ve ilişkileri oportünizm üzerine kuran iktidarın yarın nasıl davranacağı her zamanki gibi belirsizdir.
 
Türkiye maalesef NATO üyesidir. NATO, Türkiye’de onlarca yıldır yaşanan bir çok belanın müsebbibidir. Lakin, bu ahval ve şerait altında dahi, NATO üyesi değilmişiz gibi davranmanın gerçeklerle bağdaşan bir yanı yoktur. Mahalle kabadayılığı uluslararası ilişkilerin yöntemi olamaz.
 
Ekonomisi, Amerikan başkanının attığı bir tweet ile sarsılacak kadar kırılgan olan, dört bir yanı ateş çemberi, yerli işbirlikçileri vasıtasıyla içeriden de kuşatılmış bir Türkiye ateş çemberindedir. Barut deposunda elimizde meşale ile gezmek hüner değildir.
 
Elbette bir ülkenin kendi güvenliğini sağlama gayreti meşrudur. Fakat öncelikli gayret Atatürk’ün yol göstericiliğinde, “Yurtta sulh, cihanda sulhilkesinden hareketle devletin saygınlığına yaraşır, güçlü, etkili ve tutarlı bir iç ve dış politika geliştirmek olmalıdır.
 
S400’ler depoda sergilenmek üzere kurulumu gerçekleştirilmeden saklanacak bir süs eşyası özelliği taşıyacaksa bunun millete vebali ağırdır. Eğer her şeye rağmen S400 kurulacaksa, bütün mühimmatını NATO’dan alan Türkiye sıkıntılarını aşmak için yol haritası belirlemelidir.
 
İktidarın 17 yıldır süregelen yanlışlarına nasıl yanlış dediysek bugün de yanlış demek görevimizdir. Kardeşimizin yanlışına bile kayıtsız kalmayan bir toprağın çocuklarıyız. Feodal bir bakışla, elalem ne der anlayışı ile cumhurbaşkanını haksız savunma gayreti doğru değildir. 
 
Başbakan gibi ol ama başbakanlık yapma” diyen bir zihniyete, “muhalefet gibi olalım ama muhalefet yapmayalım” yaklaşımı bizleri tarih önünde büyük vebal altında bırakır. Doğrusuna her yerde doğru, yanlışına her yerde sonuna kadar yanlış demek, tarihe karşı sorumluluğumuzdur.
 
Özetle, derdimiz ne içeride ne de dışarıda kargaşa çıkarmak değildir. Emrolunduğu gibi dosdoğru olma gayreti ile, oportünizm tuzağına düşmeden ve kişisel ikbal ve kaygılardan arınarak doğruyu ve yanlışı sonuna kadar söyleme çabasıdır.
 
Devletin yanında olmak demek, her gafletin ve dalaletin de mutlak savunucusu olmak demek değildir. İyi niyetli olmak da masum olmak demek değildir. Nasıl ki Tayyip Erdoğan’ın iradesi devletin iradesi değilse, Yavuz Ağıralioğlu’nun iradesi de İYİ Parti’nin iradesi değildir.
 
İYİ Parti’yi büyük baskı altında ve binbir türlü maddi ve manevi sıkıntılarla kuran ve büyüten kadrolar, Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin, kurucu ruhunun, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu olarak sonuna kadar gereğini yapmak için mücadele etmek zorundadır.
 
Makyevelist sağ siyasetin Türkiye’yi sürüklediği siyasal İslamcı bataklığından çıkmanın yegane yolu, ne Amerikancılık, ne Rusculuk ne de NATO’culuktur. Demokratik, laik, parlamenter sistemde, tam bağımsız bir Türkiye için Atatürkçülük dışında ki her yol bizi karanlığa götürür.
 
İyi Parti Kurucusu ve Kurucu Genel İdare Kurulu Üyesi olarak, irade beyanımdır…
 
Özel Haber: Ece S. Doğan (Haberiniz.com.tr)
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Mustafa Aydın2 ay önce
yavuz ağıralioğlu ile görüştünüz mü? genel başkanı kendisinden bu konuda açıklama aldı mı? çukur akit in haberi ile direkt linç girişimi yapıyorsunuz.