AKP'li eski bakandan Erdoğan'a flaş çağrı

AKP'li eski bakandan Erdoğan'a flaş çağrı
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kurucuları arasında yer aldığı İstanbul Şehir Üniversitesi ile Halkbank arasında görülen haciz davasından karar çıkmış ve üniversitenin tüm banka hesaplarına ihtiyati haciz kararı aldırılmıştı.

Konu ile ilgili düzenlenen basın açıklamasında konuşan İstanbul Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti başkanı Prof. Ömer Dinçer,"Bu sorunun çözümü için iki yol var. Ya bizim hukuki haklarımızı kullanmamıza izin verin. Çünkü borç ödeyecek kapasiteye geldik. Ya da öğrencilerimizi, öğretim üyelerimizi, üniversitemizin manevi şahsiyetini mağdur etmeyin, itibarını zedelemeyin, gelip alın. Son sözüm bu." ifadelerini kullandı.

İşte Dinçer'in açıklamalarından satır başları:

Bu üniversite hem eğitimiyle hem sahip olduğu öğretim kadrosuyla, yönetimle bana göre çok müstesna bir yerde duruyor. Bunu subjektif görebilirsiniz ama inanmıyorsanız bugüne kadar YÖK’ün hazırladığı raporlara bakabilirsiniz.

Sizin için ölçü olur mu bilmiyorum ama bugüne kadar İstanbul Şehir Üniversitesi’nde rektörlük yapmış hocalar bugün burada oturuyor ve hala bizimle beraber çalışıyorlar. Okulumuzda dekanlık yapmış hocalarımız hala bizimle beraber.

YÖK kalite değerlendirmesi için buraya bir heyet gönderdi. Onların fark ettikleri ilk şey buradaki yönetimin kalitesiydi. Mütevelli heyeti, tavrı, strateji geliştirmesi, üniversitenin yönetimine dair bakışıyla, diğer üniversitelerle mukayese edilemeyecek kadar farklı bir yerde durduğunu itiraf ettiler, raporlar hazırladılar.

mer-dincer.jpg

Biz burada akademik yönetimle idari yönetimi, genel vizyonla operasyonla faaliyetleri ayırt edecek bir mantığa sahiptik. Kesinlikle şunu söylemek lazım aslında müdahale edilen şey sadece sıradan bir üniversite meselesi değil. Bütün vakıf üniversitelerimiz içinde sosyal bilimlere kendini adamış, uluslararası başarılara aday bir üniversiteye müdahale ediliyor.
Müdahale ediliyor diyorum çünkü sizin kontrol edemediğiniz dışarıdan bir takım müdahaleler olursa bunu yönetmek oldukça zor.

Üniversiteye bu arazinin önce tahsis edilmesi sonra da devrinin yapılması üniversitenin talebiyle olan bir hadise değil. Mahkemenin verdiği bir kararın neticesinde bürokratik bir çözüm olarak ortaya çıktı.

Uzun yıllar bürokrasinin en tepesinde görev yapmış bir insanım. Onların mahkeme kararları karşısında sorun çözmek için nasıl çaba sarf ettiklerini tahmin edebiliyorum. Bu yüzden burayla ilgili bütün spekülasyonların bizimle alakalı olmadığını söylemek istiyorum. Bu spekülasyonları yapanları gerçekte bu kararı veren yürütmedeki heyeti, bürokrasideki yöneticileri bilmeleri lazım.

"ÜNİVERSİTEMİZİN MANEVİYATINI ZEHİRLEMEYİN, GELİP ALIN"

Son olarak Hz. Süleyman kıssasından örnek veren Ömer Dinçer, “Bu sorunun çözümü için iki yol var. Ya bizim hukuki haklarımızı kullanmamıza izin verin. Çünkü borç ödeyecek kapasiteye geldik. Ya da öğrencilerimizi, öğretim üyelerimizi, üniversitemizin manevi şahsiyetini mağdur etmeyin, itibarını zedelemeyin, gelip alın. Son sözüm bu.” şeklinde konuştu.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.