Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu: Kadın, utandığı için şiddeti söyleyemiyor

Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu: Kadın, utandığı için şiddeti söyleyemiyor
Fatih ERBOZ / YENİÇAĞ

İYİ Parti Kadın Politikalarından Sorumlu Başkanı Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, kadınların şiddeti kendilerini küçük düşüren bir konu olarak gördüğü için hiç kimseyle paylaşmadığını, eşi çocukları ve kendisinin arasında sır olarak sakladığını söyledi. Kadınlara saldırıları YENİÇAĞ'a değerlendiren Yanıkömeroğlu, kadınların çürüklerini, yaralarını kapatıp işine gittiğini belirterek şöyle dedi:

"Biz broşürlerimizi eczanelere vermeye çalıştık. Kadınlar utanıyorlar. Kolluk kuvvetlerine başvurmuyorlar, hastanelere gitmiyorlar ortaya çıkar diye. İlk olarak eczanelere gidiyorlar. Orası gizli tutuyor çünkü şiddeti. Bunu da biz bir dernek aracılığıyla çalışmada öğrendik. Birçok kadın şiddet gördüğünü söyleyemiyor utanıyor çünkü. Şiddet, aile arasında sır olarak kalıyor, çözüm bulmaya çalışmıyor. O nedenle broşürlerimizi eczanelere bırakıyoruz, geldiklerinde bu nedir diye baksınlar istiyoruz."

Kadına yönelik şiddetin yaygın olduğunu ancak bunun bir üzerinde de cinayetler yaşandığını kaydeden Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, şiddet ve cinayetlerin birbirleriyle çok bağlantılı olduğunu ifade etti. Her sabah kadın cinayeti haberi aldığını kaydeden Yanıkömeroğlu, şunları söyledi: "Bazı trajik cinayetler - ki bunlardan biri de Emine Bulut cinayetidir- daha çok dikkat çekiyor. Aslında bizim gündemimizden hiç düşmüyor. Biz cinayeti ve şiddetini tek bir sebebi yok. Her ne sebebi olursa olsun çözüm iletişimdir. Birtakım cinayetlerde ekonomik sıkıntılar, işsizlik ya da başka nedenler belirtiliyor bunların hiçbiri şiddetin değil ancak iletişimin sebebi olabilir. İletişim ile çözülebilecek sorunlar şiddet ile çözülmeye çalışılıyor."

 Sibel Yanıkömeroğlu, bütün yaşanan sorunların kökeninde yatan nedenin cinsiyet eşitliğinin toplum tarafından kabul edilememesi olduğunu, kadın - erkeğin birbiriyle eşit olduğu bilincinin kabullenilip, özellikle çocuklara bu bilinci yerleştirmenin gerekli görülmesi gerektiğini belirtti. Bunun ebeveynlerin görevi olduğunu kaydeden Yanıkömeroğlu, kızları erkek çocuklarla eşit olarak büyütmek gerektiğini vurguladı. Yanıkömeroğlu, "Aile içinde cinsiyet eşitsizliği kızımıza, 'Sen yapamazsın, beceremezsin, oğlum sen yaparsın' dendiğinde başlıyor. Böyle eğitilen bir erkek çocuğu, kız çocuğunu ilerideki eşi, iş arkadaşı görmüyor, kendisini yüksekte kabul ediyor. Kadını daha geri planda görüyor. Bunların hiçbiri şiddet sebebi olmamalı ama kökeninde yatan cinsiyet eşitsizliği. Hem ailede hem toplumda cinsiyet eşitliği uygulanmalı" dedi.

İYİ Parti olarak 6284 sayılı kanunu anlatan çok basit, "şiddet görüyorsanız ne haklarınız var, nereye baş vurabilirsiniz" içerikli bir çalışma başlattıklarını kaydeden Yanıkömeroğlu, şunları belirtti: "81 ilimizde kadına şiddetle mücadele günü nedeniyle kampanya başlattık. Aynı gün aynı saatte basın açıklaması yaptık, broşürlerimizi dağıttık. Bu çalışmamız devam edecek. Kadımızı güçlendirip, bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Bütün Güneydoğu Anadolu bölgelerimizin şehirlerindeki kadınlarımızı Gaziantep'te topladık. Toplantımıza karşılıklı konuşarak başlıyoruz. 6284 kanunumuzu çok kısa, net ve özet olarak kadınlarımıza anlatıyoruz. Kadınımız ekonomik gücü olmadığı için şiddet karşısında güçsüzlük yaşıyor. Ayrı bir ev kuramıyor. Ekonomik yönden eşine bağımlı. Eğitimle de direkt bağlantılı. Çok kadın biliyorum, kendi de eğitimli, eşi de çok eğitimli fakat şiddet görüyor. Baktığınızda şiddeti kategorize edemiyorsunuz. Eğitimsiz yapıyor, ekonomik olarak sıkıntı tek başına diyemiyorsunuz. Bütün bu şiddet olayları yaşanıyor ama bir kere Türkiye'de şiddetin verisi yok. Kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin resmi verilerine ulaşamıyoruz. Bizler, sivil toplum kuruluşları veri tutuyor. Günlük haberlerden alınan bilgilerle. Veri olmazsa elinizde işin ne kadar ciddi olup olmadığını ölçemezsiniz, resmi veri olmadıkça bunu yapamazsınız. Maalesef en büyük sorunlarımızdan biri de elimizde bu verilerin olmaması. Şiddetin eğitimli, eğitimsiz ayrımı yok, ekonomik sıkıntılara bağlı tek nedeni yok, her türlü ailede her türlü sosyolojik durumda kadınlarımız şiddet görüyor."

Birçok kadının akşam şiddet görüp sabah işine gittiğini kaydeden Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kadınlar çürüklerini, yaralarını kapatıp işine gidiyor. Biz broşürlerimizi eczanelere vermeye çalıştık. Kadınlar utanıyorlar. Birçok kadın şiddet kendini küçük düşürecek bir konu olarak görüyor ve bunu hiç kimseyle paylaşmıyor. Broşürlerimizi eczanelere bırakıyoruz, geldiklerinde bu nedir diye baksınlar istiyoruz. Broşür çok ilgi gördük. Broşürleri dağıtırken Türkiye Eczacılar Derneği Nurten Saydam hanım ile karşılaştık. Kadınların şiddet gördüklerinde ilk eczanelere gidiyorlar tespitini kendisi de doğruladı. Kadınlar yara bandı, merhem alıyorlar. Karakola başvursa ortaya çıkacak, komşusu, ailesi duyacak kadının. Bu nedenle ilk olarak eczanelere gidiyorlar. Yasalar, şiddeti 'psikolojik, ekonomik, fiziksel, cinsel şiddet'  olarak dörde ayırıyor. 'Sen yapamazsın' demek bile bir psikolojik şiddet aslında."

Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, kızların çocuk yaşta evlendirilmelerinin de çok önemli bir sorun olduğunu ifade etti. Yanıkömeroğlu, "Kızlarımızın küçük yaşta evlendirilmesi eğitimden uzaklaştırıyor onları. Bu da ayrı bir konu. Kız çocukları için eğitim konusu çözülemedi. Birçok aile küçük yaşta evlendirip eğitimden alıyor. Çocuk gelinliği teşvik edici uygulamaları ve yasaları bitirmek gerekiyor" diye konuştu.

Kadının güçlenmesinin kendisinin tek konusu olduğunu belirten Yanıkömeroğlu, İYİ Parti'nin diğer partilerden en önemli farklarından birinin de İYİ Parti Genel Başkanı'nın kadın olmasından kaynaklandığını söyledi. Yanıkömeroğlu, "Biz onun gözüyle bakıp, bir kadın gözüyle politika üretiyoruz. Meral Akşener kadınlar tarafından özellikle karşılık buluyor. Bir kadının lider olması, onun gözüyle sorunların çözülebilmek olması önemli. İnsanlar Meral hanım diye heyecanlanıyor" diye konuştu.

“EKSİK OLAN YASALAR DEĞİL UYGULAMALAR!”

Ayşe Sibel Yanıkömer, kadına şiddeti önleme, koruma anlamında yasal olarak çok fazla eksik bulunmadığını söyledi. Yanıkömer, şöyle devam etti: "Bu noktada 2 konu çok önemli. İstanbul Sözleşmesi'ni 2011 yılında imzaladık. Ardından 6284 sayılı kanunumuz var. Bunların hepsine baktığımız zaman temelde eksik değil birbirini tamamlayan 2 metin olduğunu görüyoruz. Eksik olan uygulanmaması. Gerekli cezalar verilmiyor, şiddet gören bir kadına yeterli koruma tedbirleri alınamıyor. Kadın koruma istiyor, 'Tehdit altındayım' diyor, hiçbir önlem alınmıyor sonuçta bu bir cinayetle sonuçlanıyor. Dediğim gibi kanunlarda tedbirler, önleyici tedbirler var. Yani koruma verebiliyor, evden uzaklaştırılabiliyor, sığınma hakkı veriliyor. Bunun gibi bir çok hakkı bulunmasına rağmen kadınlarımızın kanunlar uygulanmıyor, kadınlar ise haklarını bilmiyorlar. Bu da çok önemli bir konu. Bir kadın şiddet gördüğü halde kanunlar karşısında nasıl bir hakka sahip olduğunu bilemezse ne yapabilir ki?"

“CEZALARDA HAKLI TAHRİK ŞİDDETE CESARET VERİYOR”

İYİ Partili Ayşe Sibel Yanıkömer, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde alınabilecek en önemli tedbirin kanunların tam anlamıyla uygulanması olduğunu söyledi. Yanıkömeroğlu, şunları söyledi: "Şiddete bakıyorsunuz haklı tahrik diye bir sebeple indirim alıyorlar. Ceza indirimi alıyorlar. Bir erkek şiddet uyguluyor bunu alıp da cezası düşüyor ya da hiç ceza almıyorsa bir daha yapılması yol açılmış oluyor. Bakanlığın yapacağı en önemli icraat bu kanunu uygulamak. Doğru uygulamak. Haklı tahrik, o da bana söylendi, beni tahrik etti, şiddet uygulamaya tahrik etti. Beni şiddete sürükledi. Bunu kadın erkek olarak ayırmıyorum. Mağdur kadın olduğu için konuşuyoruz. Boşanma davalarında da kim mağdursa onun üzerinden konuşmak gerek. Bir cinsiyet ayrımı da yapmamak gerek. Kanunlarımızda da yok zaten. Haklı tahrik iyi değerlendirilmeli. Haklı tahrik şiddeti ve cinayetleri cesaretlendirmemeli."

Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, cinsiyet eşitsizliğinin istihdamı da etkilediğini vurguladı. İş hayatında kadın istihdam oranının çok düşük olduğunu belirten Yanıkömeroğlu, şöyle devam etti: "Üretime katkı sağlaması gerekiyor kadınlarımızın. Kadınlar üretime katılırsa Türkiye daha çabuk ve hızlı bir şekilde büyüyecektir. Bununla ilgili de projemiz var. Bilgilendirme toplantılarımızda kadın kooperatifçiliği hakkında bilgi veriyoruz. Kadın kooperatifi sayısı Türkiye 30-35 civarında. Yanı çok düşük oranda. Kadınlarımız çok üretken. Pazar bulmak çok zor, kooperatifçilik ise güç birliği sağlıyor. Tamamıyla kadınların olduğu kadınların yaptığı kooperatifler kuruyoruz. Pazarlama tekniklerini geliştiriyoruz.  Birini Ankara'da, diğerini de Çukurova'da kurmak üzereyiz."
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.