'Devlet otoritemiz Yunanistan'la paylaşılıyor'

'Devlet otoritemiz Yunanistan'la paylaşılıyor'
 

Yunanistan’ın sınırlarımızdaki işgal hamlelerine değinen Yalım;  Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki milli hak ve menfaatlerinin tehlikede olduğunu söyledi.

Yunanistan, Akdeniz ve Ege Denizi’nde Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden hamlelerini sürdürüyor. Uzun yıllar savaş uçaklarıyla hava sahamızı sürekli ihlal eden Yunanistan, son dönemlerde Türkiye’nin kıta sahanlığındaki tacizlerini artırmaya başladı. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin meşru kazanımlarına engel olmaya çalışan Yunanistan, Ege Denizi’nde de Türkiye’nin egemenliğindeki 18 ada ve 1 kayalıkta fiili işgalini devam ettiriyor.

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Doğu Akdeniz’de yaşanan son gelişmeleri ve Türkiye’nin egemenliğinde bulunan Ege adalarındaki Yunanistan işgalini değerlendirdi. Milli Gazete'den Abdussamet Karataş'ın haberine göre, Yalım şu açıklamaları yaptı;

"Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin egemenlik hakları var. Fakat Türkiye, bu egemenlik haklarını bugüne kadar kullanmayı hep geciktirdi. Burada özellikle 2012 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yayınladığı bir rapor var. Bu raporda açık ve net bir şekilde, "Tampon bölge dahil Kıbrıs üzerinde ve etrafındaki doğal kaynaklar tüm Kıbrıslılara aittir. Bu kaynaklardan her iki toplum da (Türkler ve Rumlar) faydalanacaktır." maddesi yer alıyor.

Türkiye’nin Kıbrıs Adası’nın sadece bir kısmında değil tamamında, kuzeyinde, güneyinde, tampon bölgede dahil olmak üzere bütün noktalarında petrol ve doğalgaz aramasında hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır. Ayrıca AKP hükümetinden daha önceki hükümetler döneminde de, Doğu Akdeniz’de ‘Türk kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesi’ ilan edilmesi gerekirdi. Maalesef AKP hükümeti 18 Mart 2019 tarihinde Birleşmiş Milletler’e vermiş olduğu yazıda açık bir şekilde, Doğu Akdeniz’de 92 bin kilometrekarelik kıta sahanlığı hakkımızdan vazgeçti. Bu kabul edilebilecek bir şey değil. Neden, çünkü orada 5 ada var, 5 adaya ait 92 bin kilometrekarelik kıta sahanlığı var. Bu alanlar petrol demektir, doğalgaz demektir. Bu devasa alanın terk edilmesi yanlıştır. Umarım önümüzdeki süreçte bu yanlıştan vazgeçilir."

"TÜRKİYE'NİN KIBRIS'IN GÜNEYİNDE DE ARAMA YAPMA HAKKI VAR"

Ümit Yalım, "Yavuz gemisinin arama çalışmaları yapmasını Doğu Akdeniz’deki milli varlığımız adına yeterli görüyor musunuz?" sorusuna ise şu cevabı verdi; "Yeterli görmüyorum. Esas sorunlu olan bölge zaten güney bölge... 2012’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan rapora göre Türkiye’nin güneydeki 13 parselde de petrol ve doğalgaz arama hakkı var, sadece kuzeyi değil, gidip oraları da arasınlar. Aramalar genelde Kıbrıs Adası’nın doğusunda, Dipkarpaz’ın güneyinde ve Baf’ın batısında yapılıyor. Türkiye, Kıbrıs Adası’nın güneyinde de rahatlıkla arama yapabilir. Bunun için hukuki hiçbir engel yok."

"DEVLET OTORİTEMİZ YUNANİSTAN’LA PAYLAŞILIYOR"

Yalım sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığına ve münhasır ekonomik bölgeye müdahale etme hakkı yok. Ama AKP hükümeti, Doğu Akdeniz meselesinde maalesef Avrupa Birliği’nin yayınladığı haritalara itiraz etmedi. Yunan resmi gazetesi ve Avrupa Birliği’nin resmi gazetesinde yayınlanan yazıların, haritaların hiçbirine itiraz edilmedi. Orada açık ve net bir şekilde bize ait olan 42 bin kilometrekarelik kıta sahanlığının satışa çıkarıldığı görülüyor. Hükümetin buna itiraz etmesi lazımdı ama etmediler. Bir de bunun üstüne 92 bin kilometrekarelik alanı Yunanistan’a terk ettiler. Tabii durum böyle olunca Avrupa Birliği’ni, Amerika Birleşik Devletleri’ni arkasına alan Yunanistan, Doğu Akdeniz’de bizim kendi hak ve menfaatlerimiz için sismik araştırma yapmamıza, doğalgaz ve petrol gibi hidrokarbon ürünleri çıkarmamıza engel olmaya çalışıyor."

"VATAN TOPRAKLARI ÇAN SESLERİYLE İNİM İNİM İNLİYOR"

Ege'deki 18 adamızda süren Yunan işgali ile ilgili de konuşan Yalım, şu ifadeleri kullandı;

"Yunanistan, Türkiye’nin egemenliğindeki 18 ada ve 1 kayalıkta alenen askeri işgal yürütüyor. Bu adalar AKP hükümeti tarafından Yunanistan’a verildi. Yunanistan, 15 yıldır işgallerini sürekli olarak yeni boyutlara taşıyor. Bu topraklarımızda Yunan askerleri ve SAT komandoları yığınak yapmış durumda. Ayrıca Yunanistan ordusunun ağır silahları da adalarımıza konuşlandırıldı. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında resmen Yunan bayrağı ve hatta Bizans bayrağı dalgalanıyor. Adalara giriş ve çıkışlarda pasaport kontrolü uygulanıyor. Yunanistan’ın Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ve eski başbakanı Alexis Çipras adalara resmi ziyaret yaparak Türkiye’ye açıktan bu topraklar bizim mesajı vermeye çalıştılar. Bunlara ilaveten Yunanistan buraları yerleşime açıyor, kendi vatandaşlarına yönelik bu adalara yerleşmeleri için maddi teşvik planları uyguluyor. Oteller açarak, kendi topraklarımızda turizm faaliyetleri yürüterek ciddi bir maddi kazanç elde ediyorlar. Bir de üstüne buralarda seçimler yaparak kendilerinden belediye başkanı seçiyorlar. Bakınız Türkiye’nin egemenliğinde olmasına rağmen Yunan işgali altındaki adaların hiçbir yerinde cami yok. Ezan sesi hiç yok. Vatan toprakları çan sesleriyle inim inim inliyor."

"YUNANİSTAN, İŞGAL ETTİĞİ ADALARI HIZLICA BOŞALTMALI"

Bu olayların çatışmaya gitmeden çözülmesi mümkün. Neden, çünkü uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımız var. Elimizde Lozan Anlaşması var, Paris Anlaşması var. Bu anlaşmaya taraf olan Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’nin haritaları var. Sorun şurada, hükümet Ege’deki adaları Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde destek bulmak için Yunanistan’a alenen verdiği için geri isteyemiyor. Sorun oradan kaynaklanıyor. Bunlar herhangi bir çatışmaya gerek kalmadan geri alınabilir. Yunanistan tek kurşun atmadan adalarımız işgal etti, neden çünkü hükümet açık çek verdi. Çözüm diplomatik çözümdür. Herhangi bir askeri harekâta gerek kalmadan rahatlıkla işgal edilen adalar boşaltılır ve bu adalar yeniden Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılır.

"HER BİR VATANDAŞIMIZ VATAN TOPRAĞINA SAHİP ÇIKMALIDIR"

Vatan toprağı namustur. Bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen her Türk vatandaşı vatan toprağına sahip çıkmak zorundadır. Bunu da demokrasi ve hukuk kuralları içerisinde başaracağız. Meclis'te grubu bulunan ya da bulunmayan bütün siyasi partilere, aynı şekilde sivil toplum örgütlerine de büyük görev düşüyor. Mesela şimdi Yunanistan’da yeni başbakan seçildi. Yunanistan Başbakanı Türkiye’ye mutlaka gelecek, geldiğinde herkes protesto etsin. Ama protesto edilmiyor, sorun burada. Halkımız, işgal edilen adalardaki Yunan askerlerinin fotoğraflarını alsınlar, protesto sırasında Yunan başbakanına göstersinler. Farkındalık olması için bunları yapmak gerekli. Biz 16 Mayıs 2019 tarihinde İzmir’deki Yunan Başkonsolosluğu'na siyah çelenk koyarak adalarımızdaki Yunan işgalini açık bir şekilde kınadık. Bizim egemenliğimizdeki adaları sürekli ziyaret ederek Türkiye’ye mesaj veren Yunan Başbakanı ve Cumhurbaşkanı'na "topraklarımızdan def olun" mesajı verdik. Bizler böyle tepkileri çoğaltarak ülkemizin hak ve menfaatlerine sahip çıkacağız.



 

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.