Efem Çukuru Gerçeği

Efem Çukuru Gerçeği

Orhan Özkaya-Tapu Kadastro Eski Genel Müdür Yardımcısı

Ülkenin dört bir tarafını işgal altına almış olan yabancı maden şirketleri, ne İdari Mahkeme kararları ve ne de kesinleşmiş Danıştay kararlarını dinlemektedirler. Son olarak İzmir Efem Çukuru’ndaki altın madeninde yaşananlar son derece çarpıcı. Tüprağ şirketi ile ilgili olarak hem İzmir 4.ncü İdare Mahkemesi ve hem de Danıştay 8. Daire’nin iptal kararlarının uygulan maması düşündürücü. Bunun yanı sıra, İzmir Büyük Şehir Belediyesi tarafından 08.01. 2009 tarihinde gerekli koşulları taşımadığı gerekçesiyle, encümen kararıyla madenin kapatılmasına dair kararın hiç dikkate alınmadan, işletmeye devam edilmesi, yasa tanımazlığın bir belirtisidir. Hukuksuzluğun her alandaki bir örneği daha Efem Çukuru’nda yaşanmakta ve ülke topraklarının yabancı maden şirketleri tarafından kevgire çevrilmesi sürmektedir. Bu durumun kollanıp korunduğu da açık bir gösterge olarak devam eden pervasız çalışmalarla açığa çık maktadır. İzmir’in gelecekteki su sorununa çözüm olarak ele alınan Çamlı Barajı’nın yapımına maden bahanesiyle ÇED raporu verilmemesi, işin getirildiği noktanın açık bir ifadesi olarak sorgulanmalıdır. Bu tahribat, Tahtalı Baraj havzasını da etki alanına alması nedeniyle kentin şimdiki ve gelecekteki yaşamını olumsuz bir hale dönüştürmüştür. Önemsenen Kanadalı Eldorado Gold Şirketi’nin taşeronu Tüprağ madenciliğin yüksek rantı ve maden yasasıyla ona verilen son derece geniş imtiyazların zarar görmemesi…

 

Kamulaştırma Yasası’na sığınmak yanlıştır

 

Acele kamulaştırma adı altında Tüprağ Madencilik Şirketi’ne belirtilen koşullar çerçevesinde verildiği iddia edilen uygulama;

 

“Madde 1- Enerji yatırımlarının bir an önce gerçekleştirilmesi amacıyla elektrik, doğal gaz ve petrol piyasalarındaki faaliyetlerin gerektirdiği ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca yapılacak kamulaştırma işlemlerinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27.nci maddesi uygulanır.

 

Madde 2- Bu Karar, Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumunun 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, 4628 sayılı Elektrik Piyasaları Kanunu, 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu ve kamulaştırmalar hak kında da uygulanır ” şeklindeki hükümleri “ 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleciliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde ve ya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet taktiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın( değişik ibare: 24/4200-4650/15md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına

 

(Değişik ibare: 24.4.2001-4750/15 md.) 10.uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir ” şeklindeki hükümlere göre düzenlenmiştir. Burada ne bir ülke çıkarı söz konusu ne de bir ivedilik. Tamamen “ …ben yaptım oldu!” mantığı ile yasalar bir kenara bırakılarak tam bir keyfilik söz konusu… Ancak yapılanların geleceğin suç dosyalarını hayli kabarttığı bir gerçek…

 

Mücadele ülke genelinde yapılmalı

 

Bornova, Kemalpaşa, Menemen ovalarının yeraltı su kaynakları kirlendiği için, Tahtalı ve Çamlı barajı İzmir’in içme suyu gereksinimi ve geleceği açısından yaşamsal önem kazanmaktadır. Tüprağ’a 1999 yılında verilen maden işletme ruhsatının mahkeme tarafında iptal edilmesine karşın, maden işletmesi için Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 8. 9. 2005 tarihinde ÇED olumlu kararı verilmesi işin devlet desteğini ortaya koymakta. Efem Çukuru’nda yapılan faaliyetler, yüzey ve yeraltı şekillerini değiştirmekte, erozyona ve doğal su akışının değişmesine neden olmakta, doğal döngü olumsuz etkilenmekte ve su kirlenmektedir. Toprak arsenik, sülfür, kurşun, çinko, demir, kükürt içermekte ve böylece köylü tarım dışına itilmektedir. Bölgede toprak alt üst edildiği için ağır metaller havanın oksijeniyle temas ederek su ve yağmur ile çözünebilir hale geçip zehir haline gelmekte, uyuyan canavar uyandırılmakta, asit drenajları sonucu çevreye, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına karışmaktadır. Halkımızın kurduğu Bergama-Eşme, Sivrihisar, Havran/Küçükdere Elele Hareketi; Efem Çukuru, Kaz Dağları, Çanakkale-Kısa cık köyü, Eşme-Banaz-Katrancılar, Gediz-Murat Dağı, Artvin-Erzene Deresi, Turgutlu-Çal Dağları’nda ki 300 bin kızılçam ağacının katliamına ve tüm Türkiye’deki maden talanına karşı ülke genelinde eylemlere yönelmek suretiyle ancak ‘Vatanın bağrına saplanan yabancı maden şirketlerinin kazmaları’nı kırabilir. 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.