Ölüme Bile Bile mi gönderildiler?

Ölüme Bile Bile mi gönderildiler?

Bursa'da maden ocağında meydana gelen patlamada yeni iddialar... Ocağın daha önce ceza aldığı ve eksiklerle işe devam ettiği ortaya çıktı

 


 

Bursa'nın Mustafakemalpaşa İlçesi'ndeki maden ocağında 19 işçinin ölümüyle sonuçlanan kazaya 7 eksikliğin yol açtığı ortaya çıktı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 19 kişinin öldüğü maden ocağında 'elektrik donanımı ve bir kısım enstrümansyonlarla'' ilgili eksiklik gördüklerini söyledi. Yıldız, 'Projede bize ibraz edilenle yapılanla cebri havalandırma borularıyla alakalı eksiklikler tespit edildi'' dedi.

Yıldız, maden ocağındaki patlamaya ilişkin adli soruşturmanın dün tamamlandığını ve 3 kişinin tutuklandığını belirterek, yarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile işçi sağlığı ve işçi güvenliğiyle ilgili toplantıyı da birleştirerek ortak bir çalışma grubu oluşturulması için bir toplantı yapacaklarını bildirdi.

'Maden sahibinin bulunamadığı söyleniyor. Bu konuda bir gelişme var mı?'' sorusu üzerine Yıldız, 'Kendisinin Bursa'da olduğu söylendi. Telefonlarına şu anda ulaşılamıyormuş. Firma yetkilileri de bu şekliyle söylediler. Bir şekilde ortaya çıkacak. Bunun başka çaresi yok'' dedi.

OCAK SAHİBİ ARANMIYOR

Maden ocağındaki göçükle ilgili yürütülen soruşturma çerçevesinde ocağın sahibi Nurullah Ercan hakkında arama veya yakalama kararı bulunmadığı öğrenildi.

Olayda ihmali olduğu iddiasıyla işletmenin genel müdürü Fahrettin Çolpan, işletme müdürü Hayrettin Çelik ve ocak şefi Bayram Erdoğan'ın 'Görevi ihmal ve taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme'' suçundan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandığı soruşturma için cumhuriyet savcılığının gizlilik kararı aldığı bildirildi.

19 İŞÇİ ÖLÜME BÖYLE GİTTİ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın oluşturduğu Maden İşleri Genel Müdürlüğü, MTA Genel Müdürlüğü, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Taşkömürü Kurumu elemanlarından oluşan 14 kişilik ekibin hazırladığı raporun 7 ana başlıktan oluştuğu öğrenildi. Raporda belirtilen ve 6 ay süreyle ocağın kapatılmasına neden olan eksiklikler şöyle:

1- Aydınlatma teçhizatı antigrizulu değil.

2- İşletme projesinde belirlendiği biçimiyle nefeslikleri birbirine bağlayan galeri yok.

3- Ocağın havalandırılmadığı, havalandırma yetersiz.

4- Nakliyede kullanılan elektrik motorları dışındaki ekipmanlar antigrizulu değil.

5- Tahkimat direklerinin kırık olduğu tespit edildi.

6- Tavanın çöktüğü tespit edildi.

7- Gaz ölçümlerinin gerekli biçimde yapılmadığı belirlendi.

DİĞER İDDİALAR ŞÖYLE

İddiaya göre, grizu patlaması ve göçükte hayatını kaybeden 19 işçinin bulunduğu 16.00-24.00 vardiyasında çalışanlar, olaydan bir gün önce meydana gelen göçükte ölümden döndü.

Vardiyada çalışan yaklaşık 20 işçinin, göçüğün meydana geleceğini anlayınca ortamdan uzaklaşarak, hayatlarını kurtardığı öne sürüldü.

“PATLAMA, DİNAMİT NEDENİYLE GERÇEKLEŞMİŞ OLMAYABİLİR”

“Maden çavuşu” olan ve kurtarma çalışmalarına katılan Hamza Başkurt ise hayatını kaybeden işçilerden Ramazan Baştepe'nin, vardiyanın dinamitçisi olduğunu belirterek, ''Ramazan'a, genellikle gaz ölçüm cihazı verilmezdi. Ben de kurtarma çalışmaları sırasında olay yerinde gaz ölçüm cihazı göremedim'' dedi.

Arkadaşlarının cesedini ayrı yerlerde bulduklarını anlatan Başkurt, şöyle konuştu:

“Arkadaşlarımız toplu halde değildi. En son Ramazan Baştepe'yi bulduk. Herhalde ikinci patlamadan sonra üçüncü patlamayı yapmak için giderken makine kendiliğinden kıvılcım aldı. Dinamit atışı olsaydı, arkadaşlarımızın hepsi bir yerde olurdu.”

Bir gün önce patlamanın meydana geldiği yerin çok havasız olduğunu ve gaz birikmesinin başladığını ileri süren Başkurt, buna rağmen ortamın havasının temizlenmediğini kaydetti.

“BİR İŞÇİNİN BİR EL ARABASI KÖMÜR KADAR DEĞERİ YOKTU”

Maden ocağındaki güvenlik önlemlerinin yetersizliğine değinen Başkurt, şöyle devam etti:

“Körükler, bizim dinamitle patlattığımız yerdeki pis havayı alıp, çalıştığımız yere veriyordu. Biz devamlı pis havayı soluyorduk. Her yönden sıkıntılı bir yerdi. Önümüz göçüyor, direkler kırılıyor, buna rağmen bizden sürekli kömür isteniyordu. Tedbirsizlik nedeniyle 3 ay önce bileğim kırıldı, bir yıl içinde 2 sefer göçüğün arkasında kaldım, arkadaşlar kurtardı. İşten atılma korkusuyla hiçbir işçi konuşamıyordu. Bir işçinin bir el arabası, kömür kadar değeri yoktu.”

Arkadaşlarının cesetlerini çıkardığını belirten Başkurt, şunları anlattı:”Dışarıdan gelen kurtarma ekipleri, 'Bağırmayın, artık onlar sizi duymazlar, öldüler' demelerine rağmen olay gecesi biz ağlayarak arkadaşlarımızın ismini bağırdık. Psikiyatriste gittim, sakinleştiriciyle ayakta durabiliyorum. Arkadaşlarım aklıma geliyor, durup dururken ağlıyorum. Bunu ancak yaşayan bilir.”

www.aktifhaber.com

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.