Saldırının ardından ilk yazısı: Korkmuyorum!

Saldırının ardından ilk yazısı: Korkmuyorum!

Ne zaman zora düşsem, bize bu bayrağı devredenlerin, Türk milliyetçisiyiz dememizi mümkün kılanların yaşadıklarını düşünürüm.

İşkenceyle haftalar geçirip, ağzından tek isim çıkmayan Yusufiyelileri... Tek evladını kızıl kurşunlara kurban verip, vatanımız, ülkümüz sağ olsun diyen anaları... Hasmı topun namlusundan görenleri, bir kuru ekmeğe talim edip cepheye erzak yetiştirenleri... Bizi biz yapan, bizi Türk yapan o isimli-isimsiz kahramanları...

Sonra sorarım; Yavuz, başına gelen, onların göğüs gerdiği çileden daha mı büyüktür?

Bu soruya şimdiye dek cevabım "hayır" oldu. Kendimi, o yiğitlerin hatırası karşısında utandırarak, yolda yürüme azmi buldum. "Yavuz" dedim hep, "mahşerde onların karşısına bu bahaneyle mi çıkacaksın, yenildim, pes ettim diyerek?" Şükürler olsun ki, bir kez olsun pes etmedim, yenilgiyi kabul etmedim.

Yine etmeyeceğim. Parti liderlerinin evini basan, suratına yumruk atan, her türlü aykırı sesi kodesle, dayakla, ölümle tehdit eden karanlığın karşısına dikilmeye devam edeceğim. Beni bu gadre hedef eden yazdıklarım mı? Daha çok yazacağım! Söylediklerim mi? Daha çok konuşacağım!

Yolsuzluk yapıyorsunuz dedim diye mi? Fetöcüler hala kollanıyor dedim diye mi? Türk milliyetçileri bir operasyona maşa ve malzeme olmayacak dedim diye mi? Hepsinin hala arkasındayım. Bakın, hala aynını söylüyorum. Yolsuzluk yaptınız! Fetöcüleri hala kolluyorsunuz! Türk milliyetçileri size köpeklik etmeyecek!

Keşkelerim var mı? Evet var. Bakın, soyadıyla müsemma Yurdakul ne demiş meşhur Sultanahmet nutkunda:

Keşke asırların geceleri ve dünyaların mezarları gözlerine dolarak bir sail olsaydım. Sokak sokak dileneydim de, milletimin kulağını parçalayan bu felâket seslerini işitmeseydim. Bu karanlık günleri görmeseydim. Keşke gökün yıldırımları, yerin canavarları birleşerek beni kanlar içinde topraklara yuvarlasaydı da, vatanımın bu musibeti huzurunda bulunmasaydım. Ve bu azapları çekmeseydim. Zira bugün memleketin uğradığı felâket ve musibetler o kadar acıklı!

Keşke, şu coğrafyada bir hürriyet ve hukuk adası olarak varlığını devam ettiren cumhuriyetin, çetelerin kol gezdiği bir kabile devletine dönüştüğünü görmeseydim!

Memleketi bu hale getirenler, bununla kalmıyor, suçlarını ifşa edenlere saldırıyorlar. Ne gam! Biz tabutluku da, Mamak'ı da görmüş bir geleneğin yüksek seciyesine layık olmak için başımıza gelenleri bir rahmet sayıyoruz. Biz de, bu yolda türlü kötülüğe rağmen, bir adım geri atmayanlardan olduk demek için.

Muini zalimin erbab-ı denaettir / köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten. Ne alçaklık erbabı oldum, ne avcıya köpeklik etmekten zevk aldım. Aport emriyle hücum eden köpekler beni yıldıramayacak, gün gelecek, emri veren avcıyla da hesaplaşacağım.

Bir ben ölmeyinen ordu bozulmaz. Yavuz, tek başına, mühim değildir. Güzelim İzmir'de güpegündüz katledilen Fırat'tan, İstanbul'da canına kıyılan Cengiz'den daha kıymetli değilim. Ancak sıra sana gelmeden önce, sevgili okur, bir basamağım. Dün onlar, bugün ben, yarın... Belki sen. En ufak eleştirinin neticesinin linçle, ölümle sonuçlanacağı bir döneme girerken, "ben ne yapıyorum?" diye kendine sormanı istiyorum.

Ben mi? Ben daha sargılarım çıkmadan, yeniden saldırıların hedefine oturmak için elimden geleni yapıyorum.

Korkmuyorum!

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.