Türkiye-İsrail ilişkileri nereye gidiyor?

Türkiye-İsrail ilişkileri nereye gidiyor?

Bülent Güler 

Türkiye’nin, İsrail’in bu yılın başlarında Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları sonrasında gösterdiği sert tepki ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki sert çıkışı iki ülke arasında gerilime yol açmıştı.

Şimdi benzer bir durum askeri alanda yaşanıyor.

İsrail medyasında yer alan haberlere göre, Türkiye, İsrail’den, bu hafta yapılması öngörülen Anadolu Kartalı Tatbikatı’na yollayacağı savaş uçaklarını Gazze saldırıları sırasında kullanmış olabileceği gerekçesiyle tatbikata katılmamasını istedi.

Haaretz, Yediot Ahronot ve Jerusalem Post gibi önde gelen İsrail gazetelerinin haberine göre, NATO üyeleri ile birlikte katılacağı tatbikattan dışlandığını gören İsrail, bu duruma anlam veremeyerek Türkiye’den bir açıklama istedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan kaçamak yanıtlar gelince, İsrailliler bu durumdan duydukları rahatsızlığı Amerikan yönetimine ilettiler.

İsrailli askeri yetkililerin açıklamalarına göre, Ankara’nın, İsrail’i Anadolu Kartalı Tatbikatı’nın dışında tutmak istemesi Amerika Birleşik Devletleri ve İtalya’yı da rahatsız etti ve her iki ülke de Ankara’nın bu tavrını protesto ederek tatbikata katılmaktan vazgeçti.

Türkiye de, bunun üzerine tatbikatı iptal ettiğini açıkladı.

Eleştiri oklarını Ankara’ya yönelten İsrail gazeteleri, Türkiye ile İsrail arasında patlak veren bu son krizi birinci sayfalarına taşımışlar.

Haaretz’de yer alan haberde daha da dikkat çeken bir nokta var.  O da İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon’un açıklamaları. Ayalon, gazeteye verdiği demecinde önce, son derece diplomatik bir üslup kullanıyor Ankara’ya karşı.

Türkiye’nin, Ortadoğu’da önemli bir aktör olduğunun altını çiziyor ve Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin bütün bölgeyi yakından ilgilendirdiğini vurguluyor.

Ancak sonra, Türkiye’nin, İsrail’i tatbikattan dışlamasının NATO’ya vurulmuş bir darbe olduğunu da söylemeden edemiyor.

İki ülke arasında yaşanan bu son kriz, belli ki İsrail medyasını arşivlerini irdelemeye de itmiş.

İsrail medyası, Başbakan Erdoğan’ın İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını ‘’soykırım’’ olarak nitelemesini unutamıyor. Bu olayın yarattığı kaygıyı belli ki İsrail’deki karar vericiler de paylaşıyor.

Zaten iki ülke arasında o günden bu yana diplomatik ve askeri ilişkilerin devam etmesine karşın üst düzey yetkililer arasında görüşmeler yapılmaması bu durumun en çarpıcı kanıtı.

İşte karşılıklı güvensizliğe İsrail basınından bir örnek daha..

Haaretz’in 11 Ekim 2009 tarihli haberinde, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun İsrail’e düzenleyeceği ziyareti sırasında Gazze Şeridi’ne de gitmek istediği, ancak İsrail’in bu talebi geri çevirmesi üzerine Davutoğlu’nun İsrail’e yapacağı resmi ziyareti iptal ettiği yazıyor.

İsrailli yetkililer, Davutoğlu’nun Gazze’de İsrail savaş uçaklarınca yerle bir edilen binalar çevresinde gazetecilere açıklamalar yapmasının ortalığı bir medya sirkine ve Hamas’ın gövde gösterisine dönüştürmesinden kaygı duyuyor.

İsrail medyasında geniş şekilde yer alan haberler özetle böyle. Kesin olan bir şey var, o da Başbakan’ın Davos’taki ‘’One Minute’’ çıkışının sadece Türkiye’de değil; İsrail’de de belleklere kazıldığı.

İsrail’de bulunanlar çok iyi bilir, İsrail halkı biricik müttefikleri Amerikan halkının aksine son derece politize olmuş bir millettir.

İsrailliler, medyayı çok yakından takip ederler. Televizyonlardaki siyasi tartışma programlarını, gazetelerdeki siyasi analizleri sürekli izler ve okurlar.

İsraillilerin büyük bölümü Türkiye’yi severler, Türkiye’den ve Türklerden övgüyle bahsederler. Türkiye’nin, İslam dünyasında yegane demokratik ve laik ülke olduğunu vurgularlar ve Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlerler.

İsrail’in Gazze saldırıları sırasında bu ülkedeydim. Yıllardır iletişim halinde olduğum İsrailli arkadaşlarım, Gazze saldırıları ile patlak veren Türkiye-İsrail gerilimine anlam veremiyorlar.

İsrail halkının, Türkiye’ye bakışının çok değiştiğini, Arap ülkeleri olmalarına ve geçmişte pek çok kez savaşmalarına karşın Ürdün ve Mısır’ı, Türkiye’den kendilerine daha yakın hissetmeye başladıklarını söylüyorlar.

Türkiye’de yüzyıllardır yaşayan ve yurdumuza yürekten bağlı Musevi yurttaşlarımızdan bazılarının, bu son yaşananlardan sonra İsrail’e yerleşmek istediğini sanırım hepimiz biliyoruz.

İnsan şu soruları sormadan edemiyor tabi.

İsrail’in sütten çıkmış ak kaşık olmadığı malum ama İsrail ile bu denli büyük bir gerilime girmenin mantığı ne? Ankara, Tel Aviv ile köprüleri atarak nereye varmayı hedefliyor? Bir yandan İsrail ile Suriye arasında arabulucu rolüne soyunup öte yandan da İsrail ile kriz yaşamak tutarlı bir yaklaşım mı?

Mısır ve Suudi Arabistan gibi, Arap dünyasında öncü rolünü üstlenen ülkeler, Mahmud Abbas’ın Filistin yönetimi ile yakınlaşırken Suriye ve İran’ın desteklediği Hamas’a sempati göstermek ve İsrail’e karşı sürekli tavır takınmak Ankara’ya ne kazandıracaktır?

Türkiye, uluslararası toplumun saygın bir üyesi olarak İsrail’in uyguladığı orantısız gücü, insan hakları ihlallerini tabi ki eleştirecek, İsrail’in, Gazze ve Lübnan’daki saldırılarını kınayacak ve tavrını ortaya koyacaktır. Bu çok doğaldır ve yapılmalıdır.

Ancak kraldan fazla kralcı davranıp İsrail’i dışlamak, bölgesel bir güç olma uğraşında olan ve Batı ile Doğu arasında köprü rolü üstlenmek isteyen Ankara’ya sadece zarar verir.

Şu soruyu da sormak lazım ayrıca. Neden yıllarca İsrail’in, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel Kürt yönetimine sürekli destek vermesine, Barzani’nin peşmergelerini eğitmesine kayıtsız kalan, tepki göstermeyen Türkiye, Gazze’de aslan kesildi ve Arap ülkelerinden çok daha fazla kükredi.

Türkiye, İsrail’in kendisine doğrudan zarar verebilecek hamlelerine sessiz kalırken; kendisinden çok Arap ülkelerini tedirgin etmesi gereken girişimlerine karşı abartılı bir tavır sergilemektedir.

Çin’de Uygur Türkleri katledilirken, Arap ülkelerinden ses çıktığını hiçbirimiz görmedik. Filistinli liderleri, Kıbrıs Rum yönetimi ile can ciğer kuzu sarması gördük ama.

Ermeni ASALA terörünün son bulmasında Ankara’ya destek veren, Amerika’daki Ermeni lobisi karşısında Türkiye’nin yanında yer alan İsrail ve Musevi lobisiyle gereksiz gerilimlere artık son verilmelidir.

İsrail, zaman zaman bizi inciten ve sinirlendiren uygulamalarına karşın son derece önemli bir ülkedir. Türkiye, Arap ülkeleri ile İsrail arasında bir denge unsuru olmalı, bağımsız Filistin Devleti’nin kurulması için çaba göstermeye devam etmelidir.

Popülist yaklaşımlarla alınan fevri kararlar Türkiye’ye sadece zarar verir.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.