Türkiye'nin anti-balistik füze alımı

Türkiye'nin anti-balistik füze alımı

Haberiniz.com- Türkiye bir süredir, Patriot alımı ile ilgili haberlere odaklandı. ABD’nin Doğu Avrupa’ya yerleştirmeyi planladığı sistemin, Türkiye’ye kaydırılacağı haberlerinin ardından ortaya çıkan gelişmeler, Türk insanını meraka sevketti. 21 Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Amerika Araştırmaları Bölümü Başkanı Dr. Burak Çınar, patriot meselesini irdeledi. Soru-Cevap şeklinde Çınar’ın analizini sunuyoruz:

 

Patriot nedir?

Patriot, ABD’nin anti aviyonik ve anti balistik hedefler için geliştirdiği hava savunma sistemidir. 1965’ten başlayarak 1970’li yıllarda geliştirilen Patriot’un ileri teknoloji versiyonu PAC-1, 1980’lerde hizmete sunulmuştur. Daha gelişmiş olan PAC-2 1990’da hizmete girmiş ve Körfez Savaşı’na katılmıştır. Daha gelişmiş olan PAC-3 versiyonu ise 1995’te hizmete girmiş ve Irak Savaşı’nda kullanılmıştır.

 

PAC-3 satışı nasıl bir karar olur?

PAC-3 satışı gerçekleşirse bu sadece teknik ve ticari bir karar değildir. Çoğu silah transferinde olduğu gibi aynı zamanda da siyasidir. Savunma teknolojilerinde Amerikan bağımlılığı oldukça yüksek olan Türkiye, Soğuk Savaş’ın dağılmasıyla Doğu Bloğu silah ve teçhizatıyla da tanışmıştır. Son ATAK helikopter ihalesinde İtalyan helikopteri seçilmiştir. Dolayısıyla bundan sonraki ihalelerde çok düşük bir fiyat verilmedikçe Amerikan bağımlılığını azaltacak şekilde başka ülke menşeli silahların transferi daha doğru olur.

 

ABD Türkiye’ye PAC-3 satarsa ne olur?

PAC-3’ün satışı İran’ın sürekli geliştirmekte olduğu balistik füzelere karşı Türkiye’yi ABD’nin doğal bir ileri karakolu yapar. Bu durumda Türkiye İran’ın doğrudan hedefi olur. Türk-İran ilişkilerinin istikrarlı bir seyir izlediğini düşünürsek, böyle bir girişimin ilişkilere zarar vermesi kaçınılmaz. Bundan aynı şekilde Suriye de rahatsız olacaktır. Ayrıca Türkiye’ye yaklaşarak üzerindeki etkisini artırmaya çalışan Rusya da ABD’nin Patriot satışına sıcak bakmayacaktır.

 

PAC-3’e alternatif var mı?

Rus yapımı SA-10 Grumble (S-300), SA-12A Gladiator ve SA-12B Giant (S-300V), SA-21 Growler (S-400 Triumf ya da S-300PMU-3) gibi anti aviyonik ve anti balistik füze sistemleri PAC-3’e alternatiftir. Bunlardan S-300V (SA-12B), saatte 8640 km hızla seyretmekte, 100 km’den aviyonik ve 40 km’den balistik hedefleri vurabilmektedir. S-400 ise 2007’de hizmete girmiş olup, aviyonik hedefleri 400 km mesafeden vurabilmekte ve 600 km tarama mesafeli radar kullanmaktadır. Bu hafta içinde Ruslar 600 km menzilli S-500’ün geliştirildiğini de duyurmuşlardır. 160 km mesafeli PAC-1, 5 Mach’i (yaklaşık 6000 km/h) aşmaktadır. Hızla geliştirilmekte olan Rus hava savunma sistemlerinin PAC-3 sisteminden daha üstün olduğunu düşünebiliriz. Ancak Ruslar, testlerde üstün olarak gördükleri füzelerini henüz bir savaşta deneme fırsatı bulamamışlardır. Rusya’nın haricinde Çin ve İsrail gibi kendi sistemlerini geliştiren diğer ülkeler de ürünlerini uluslararası silah pazarına sunmaktadır.

 

Anti balistik füze alımı için denenmişlik önemli mi?

Her silah için denenmişlik önemlidir. Eğer bir silah savaş görmüş ve başarılı olmuşsa, kullanım riski azalacağından o silaha yönelik şüpheler de azalır. PAC-2 Körfez Savaşı’nda SCUD füzelerini karşılamakta %30-35 civarında kalarak açıkça başarısız olmuştur. PAC-3 ise Irak Savaşı’nda kullanılmış ve kısa menzilli güçsüz Irak füzelerinin hemen hepsini vurmayı başarmıştır. Ancak Irak bu savaşta SCUD füzesi kullanmadığından, PAC-3’ün başarılı olduğu söylememiz zordur. Ekonomisinde ciddi sıkıntıları olan bir ülkenin füze teknolojisi çok gelişip % 100 başarı vaat etmedikçe bu silahlara kaynak ayırmanın pek bir anlamı yoktur. Dış güvenlik için harcanacak paralar verimlilikten uzaklaştıkça bu sefer de iç güvenliğe yönelik risk artar.

 

Türkiye ne yapabilir?

Türkiye’nin hava savunması oldukça zayıftır. Dolayısıyla öncelikle aviyonik hedeflere karşı savunma sistemi ihtiyacını hızla gidermesi gerekmektedir. Stratejik hava savunması için anti aviyonik kabiliyeti yüksek olan füze sistemlerinin alınması Türkiye için daha verimli bir alışveriş olacaktır. Bununla birlikte Patriot ya da S-300 gibi sistemlerin alınmasında anti balistik teknoloji bir artı olacaktır. Ancak bu da fiyatları katlamaktadır. Yüzde 14 işsizlik oranını ve muazzam iç borcunu düşünürsek, anti balistik füze teknolojisinin Türkiye için bir lüks olduğunu görebiliriz. Kaldı ki, geliştirilmekte olan F-35 Şimşek çok yönlü savaş uçağının çok sayıda üretimi bile Türkiye’yi zorlayacaktır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.