Cindoruk’tan Erdoğan’a ağır itham: Gücü yetse diktatör olacak

Cindoruk’tan Erdoğan’a ağır itham: Gücü yetse diktatör olacak

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Cumhuriyet’ten Leyla Tavşanoğlu’nun sorularını yanıtladı. Cindoruk Hükümete yönelik çok sert eleştiriler yöneltti.

‘Aslan terbiyecisi’

- Bugüne dek devlet içinde kurumlar arası böylesine çatışma yaşanmadı. Özellikle AKP hükümeti askeri yıpratmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Nereye varmak istiyorlar?

HÜSAMETTİN CİNDORUK - Burada kendimce bir düzeltme yapmak istiyorum. Çatışma kurumlar arasında değil, kurumlarla hükümet arasında. Çatışma hükümetin tutum ve davranışlarından ötürü her kurumun kendine göre bir nedeni olmak koşuluyla başladı ve gidiyor. Hükümet, “Kurumlar arası çatışma yok” diyor. Ama o kurumlarla hükümet arasında çatışma var. Bir de hükümet onları yola getirmeye uğraşıyor. Hükümet aslan terbiyecisi gibi terbiye edeceğini ifade ediyor.

Bence daha tehlikelisi şu: İki kurum arasında çatışma varsa hükümet ya da başka bir yetkili organ araya girebilir; hakemlik yapıp çözebilir. Ama öyle değil. Bütün kurumlar hükümet tarafından kendisinden uzaklaştırıldı ve o kurumlara hükümet savaş açtı. Yargıya, orduya, üniversitelere ve siyasi partilere de açtı.

‘Erdoğan’ın terminolojisi başka’

- Erdoğan 22 Temmuz seçimlerinden önce erken seçim isteyenleri vatan haini ilan etmişti. Bu nasıl bir demokratik anlayıştır?

CİNDORUK - Başbakan’ın kendi terminolojisi var. Avam deyimleri kullanıyor. Başbakan’ın sıkıntısı çoğulculuğu bilmemesi, buna inanmaması. Çoğunluğa güveniyor. Ama en güçlü çoğunlukların nasıl zayıflayıp eridiğini siyasi hayatımız açıkça yazar. Çoğulculuğa inansa en başta sendikalarla kavga etmez. Sendikalarla tartışmak hükümetlerin başına işler açtı. İşçi sokağa indi. İşçiler uzun zamandır görmediğimiz hak arama direnişi yapıyorlar.

Başbakanlık rejimi

- Bu hükümetin iş bilmezliğinden mi kaynaklanıyor?

CİNDORUK - Hükümetin anonim bir yönetim kuramayışından kaynaklanıyor. Uzmanlık alanları değişik bakanlıklar var. Hükümet etme kolektif bir hadise. Demokrasinin de gereği bu. Ama ülkemizde başbakanlık rejimi ortaya çıktı. Başbakan kısa görüşüyle kararlar verdiği zaman onu durdurmak, tamir etmek siyaseten mümkün olmuyor. Ortada devleti yöneten bir hükümet yok, devleti yöneten bir başbakan var. Tek kişi egemenliğine güvenen bir rejim ortaya çıktı. Bu da AKP’nin şanssızlığıdır. Ortada AKP diye bir parti yok. AKP’li kadın kollarına talimat veriyor. Gidip Anadolu’da sözlerini savunmalarını istiyor. Söyledikleri ise kaleme gelecek şeyler değil. Sendikal harekete, yargı bağımsızlığına, orduya karşı çıkan bir başbakanın o sözlerinin AKP’li hanımefendiler tarafından Anadolu’nun her tarafında nasıl savunulacağını merak ediyorum. Önemli olan askerini sefere sevk eden komutan gibi genel başkanın bunları söylemesi. Emir vermesi.

- Yani diktatör mü?

CİNDORUK - Gücü yetse olacak. Diktatör değil otoriter. Otokrat. Demokrasinin tahammül edemeyeceği bir otoritesi var. Tahammül sınırlarını aşmaya başladı. Buna karşı ilk isyan grubunda başlar, sonra aynı kuşkular, isyanlar örgütüne yansır. Böylece erken seçimin koşulları ortaya çıkar. Giderek de bu sıkıntıları aşmakta zorlanırlar. Böyle otokrat hükümet başkanları bir süre sonra sorumluluğu teşkilatına, hükümetine atmaya başlar. Onları beceriksizlikle suçlar ve kendisi aradan sıyrılmaya çalışır. Böylece ilk kavga kendi içlerinde başlar.

‘Erken seçim Başbakanı dinlemez’

© Başbakan’ın her konuşması bir alev topu. Ağzından alev değil lavlar çıkıyor. Dehşetengiz konuşmalar yapıyor. O konuşmalara karşılık muhalefet partileri de konuşuyor. Sonra da “Niye konuşuyorlar? Ne var ki? Hiçbir şey yok” diyor. E, ama o başlatıyor. Ülke gündemini değiştirmek üzere çok önemli açılımlar yapıyor. Bunu yaparken de küçük düşürmek istedikleri organlar var. Bunlardan birisi de muhalefet partileri. Muhalefet partileriyle hükümet arasında görüş ayrılıkları olması çok doğal. Ama artık bu karşıtlık noktasına geldi.

- Başbakanın ülke gündemini değiştirmek isteyerek sürekli açılım yaptığını söylediniz. Neden boyuna gündem değiştirmek istiyor sizce?

CİNDORUK - Başbakan önemli bir siyaset oyunu oynuyor. Gündem değiştirmek istemesinin amacı şu: Kendisinin gerçekleştirdiği çok önemli bir olay, bir eser yok. Sıkıntıları var. Bunların başında da tabii ekonomik sıkıntılar geliyor. Bütün iddialara rağmen Türkiye bu son yıl içinde milli hasıla açısından küçüldü. Son sanayi verileri gayet kötü çıktı. İşsizlik büyük ölçüde arttı. Sendikalarla hükümet arasında demin söylediğim çatışmalardan biri yaşanıyor.

Hükümet sendikalar dahil bütün toplumsal ve anayasal kurumlarla kavgasını sürdürmekte kararlı. Benim gördüğüm bunun nedeni başarısızlıktır. Başarısız hükümetlerin yaptığı benzer hareketleri geçmişte de gördük. Ama ben bu kadar ağırını görmedim.

Bunu önlemenin tek yolu seçim, dedik. Ama korkmuyorum. Çünkü seçim isteyenleri vatan haini ilan ediyor. Benim kendime güvenim var. Vatan haini değilim ama Başbakan’ın erken seçim konusunda bu kadar angaje olması çok yanlış. Çünkü erken seçim kendi gelir. Başbakanı filan da dinlemez.

Erken seçim koşulu oluştuğu zaman bunu önlemek hükümetin de Başbakan’ın da gücünü aşar. Benim gördüğüm erken seçim olgusu geliyor. Bunu da daha çok mayıs ayından itibaren hissederiz.

Rüzgâr ters esince onları savunacak kimse kalmaz

- Yandaş gazeteciler yazıyor. Önümüzdeki aylar içinde daha flaş isimler içeri alınacak diyorlar...

CİNDORUK - Hiç kimsenin güvencesi yok. Bunlar antidemokratik enstrümanları arttırabilirler. Sıkıntılar arttıkça onlar için yapılacak tek şey bütün otokratların yaptığı gibi özgürlükleri kısıtlamak, özgürlükleri savunan bireyleri etkisiz hale getirmektir. Siz bir savcı, bir hâkim bulup ebed müddet insanların özgürlüklerini kısıtlarsınız. Çünkü siz zaten demokrat değilsiniz. Dünyanın her yerinde mahkemeler özgürlükler konusunda çok hassastır. Böyle bir şey bugüne kadar görülmedi. Bu yöntemleri kullananlar hâlâ bizi kandırmaya çalışıyorlar. O orgenerallerin, üniversite rektörlerinin ifadelerinin alınması ve cezaevine konulmalarında Başbakan’ın da bilgisi vardır, Adalet ve Milli Savunma bakanlarının da bilgisi vardır. Ben masanın bu tarafında da bulunduğum için söylüyorum. Hiçbir yargıç, savcı hükümetin izni olmadan bu işleri yapamaz. Çünkü hayat şartları, siyasi şartlar bir süre sonra ters dönünce onları savunacak kimse kalmaz.

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.