Ergün Yiğit İYİ Parti Çankaya İlçe Başkan Adaylığını Açıkladı

Ergün Yiğit İYİ Parti Çankaya İlçe Başkan Adaylığını Açıkladı
İYİ Parti ARGE Başkan yardımcılığı ve Çankaya ilçe teşkilat başkan yardımcılığı yapmış olan Ergün Yiğit, şimdi de Çankaya ilçe başkanlığına adaylığını koydu.


İYİ Partili Yiğit, adaylığını açıkladığı toplantıda şöyle konuştu;

Sayın Milletvekilleri,

Sayın Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri,

Sayın Genel İdare Kurulu Üyeleri,

Sayın Belediye Başkanları,

Çok Değerli IYI Partililer,

Kıymetli Konuklar,

Çok Değerli Basın Mensupları,



Hepinizi şahsım ve İYİ ÇANKAYA DEMOKRATİK ATILIM PLATFORMU adını verdiğimiz, her alanda demokrasinin gelişmesi ve kurumsallaşması için mücadele etme kararlılığında olan grubumuz adına saygıyla selamlıyorum.

Bu tanıtım toplantımıza gösterdiğiniz ilgi için siz katılımcılara ve toplantımıza katılamasa da gönlünün bizimle olduğunu bildiğimiz tüm dost ve arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürler ediyorum.
Son günlerde ülke olarak önemli acılar yaşadık. Bir yandan birbiri ardına yaşanan ve önemli can ve mal kayıplarına yol açan depremler, özellikle Suriye’den gelen şehit haberleri, son olarak Van’da meydan gelen asker ve sivil çok sayıda vatandaşımızın hayatına mal olan çığ felaketi ile İstanbul’da meydana gelen uçak kazası millet olarak bizleri derin bir üzüntüye sürükledi. Bu olaylarda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza ve şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Öncelikle, ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden, modern ve saygın bir ülke yaratma yolunda verdiği mücadeleyi rahmet ve minnetle anıyoruz. Büyük önderin Türk milletine emaneti olan Türkiye Cumhuriyetini, onun çizdiği yoldan hiç sapmadan aklın ve bilimin ışığında ilelebet yaşatmak için üzerimize düşen görevi eksiksiz yerine getirmeye bir kere daha huzurlarınızda söz veriyoruz.
Buna karşılık, büyük önder ve kurucu kadronun harcadığı insanüstü çabayı, Türk ulusunun bu uğurda döktüğü onca kan ve gözyaşını yok sayan, yok saymaktan öteye değersizleştirmeye, inkâr etmeye çalışanları ise en şiddetli şekilde kınıyoruz.

Sayıları giderek artan skandal niteliğindeki olaylar bu yöndeki çabaların münferit girişimler olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş ilke ve hedeflerinden uzaklaştırmaya yönelik çok sistemli ve kapsamlı bir çabanın sürdürüldüğünü şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır.

Yine son günlerde basına yansıyan ve hepimizin yakından takip ettiği Kızılay ve benzeri kurumlarımızdaki skandallar, milletin ödediği vergilerin ve yaptığı yardımların Türkiye’yi kuruluş ayarlarından uzaklaştırmaya yönelik sapkın projelerin finansmanı için nasıl pervasızca kullanıldığının ibret verici örneklerini oluşturmaktadır.

Devlete ödenmesi gereken verginin Kızılay üzerinden, New York’un göbeğinde sözde bir öğrenci yurdunun inşasına aktarılması hangi aklın, nasıl bir cüretin ürünüdür? Gerçekten anlamakta güçlük çekiyoruz.

Hepimizin bildiği gibi, Cumhuriyet döneminde demokratik siyaset askeri müdahaleler nedeniyle birçok kez kesintiye uğradı. Buna karşılık, her defasında Türk milleti büyük bir heyecanla yeniden demokrasiye dönmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti uzun yıllar bölgesindeki örnek demokratik ülke olarak imrenilen bir konumda kalmayı başarabildi.

Ancak, 2000’li yılların başından bu yana Türkiye, demokratik siyasetin ruhu ile uyuşmayan, izah edilmesi oldukça güç bir süreçten geçmektedir. Ülkemiz demokrasi alanında 100 yılda elde ettiği kazanımların büyük bölümünü kaybetmiş veya kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelmiştir.

Cumhuriyetin kurucusu TBMM bugün, yalnızca ihtiyaç duyulduğunda bir meşrulaştırma aracı olarak devreye sokulan bir konuma düşürülmüş, sistemin işleyişindeki etkinliği minimum düzeye indirgenmiştir.

Parlamenter demokratik sistem terk edilmiş, onun yerine tek kişinin iradesini esas alan, demokrasi ile yönetilen hiçbir ülkede örneği bulunmayan bir yönetim tarzı oluşturulmuştur.

Ortak akıl bir kenara atılmış, bir kişinin aklının her şeye yeteceği, her sorunu çözeceği gibi çağ dışı bir anlayış devlet yönetiminde hakim konuma yükselmiş, bunun sonucu olarak da devletin kurumsal yapısı önemli düzeyde tahrip olmuştur. Maalesef toplumun büyük çoğunluğunda, gelecek endişesi göz ardı edilemeyecek düzeyde büyümüş durumdadır.

Buna karşılık, 100 yıllık demokrasi tecrübesine sahip Türk milleti bütün baskı ve engellemelere rağmen demokrasi talebinden ve mücadelesinden vaz geçmemiştir. Bütün olumsuz gelişmelere rağmen bu durum Türk milletinin demokrasiyi ne ölçüde içselleştirmiş olduğunu göstermekte, mücadele azmimizi ve umutlarımızı güçlendirmektedir.

Öte yandan, tarihte çok sayıda örneği görüldüğü gibi, zor dönemler büyük liderler yaratmaktadır. Nitekim iktidar değişikliğinin artık imkânsız olduğunun düşünüldüğü bir aşamada Genel Başkanımız Sayın Meral AKŞENER bütün engellere göğüs gererek, toplumun demokrasi taleplerine öncülük etmek üzere yola çıkmış, CESURLAR HAREKETİ olarak isimlendirdiği Partimizin kuruluş süreci ile toplumda büyük bir heyecan yaratmış ve destek bulmuştur.  Genel Başkanımız Sayın Meral AKŞENER güçlü liderliği ve samimiyeti ile bugün Türk Milletinin demokrasi mücadelesinin sembol ismi konumundadır.
 
 
31 Mart 2019 tarihinde yapılan mahalli seçimler bu mücadelenin meyvesinin alındığı çok önemli bir tarih olmuş, yaşanan çok sayıda soruna rağmen siyasal iktidarın halkın tercihlerinin sandığa yansıması yoluyla değiştirilebilmesinin mümkün olduğu inancının yeniden yeşermesini sağlamıştır. Bu durum toplumda demokrasiyi sahiplenme istek ve iradesinin yeniden canlanmasının yolunu açmıştır.

Sayın Genel Başkanımıza ülkenin bu zor döneminde sergilediği liderlik ve en temel insan haklarından birisi olan demokratik yönetim hakkı için sürdürdüğü mücadele için sonsuz teşekkürlerimizi sunuyor ve bedeli ne olursa olsun, mücadelesinde sonuna kadar yanında olmaya huzurlarınızda bir kez daha söz veriyoruz.

Sayın Genel Başkanımızın da konuşmalarında sıklıkla işaret ettiği gibi, demokrasi talebimiz onun yalnızca temel insan haklarından birisi olmasından kaynaklanmıyor. Onun yanı sıra ve en az onun kadar önemli olmak üzere, gücünü ortak akıldan alan demokratik yönetimbiçimini, ülkenin içinde bulunduğu sorunların çözümü için en doğru ve en etkili araç olarak görüyor ve kabul ediyoruz.
Hiç kuşku yok ki demokratik anlayış ve ilkeler, demokrasinin vaz geçilmez unsurları olan siyasi partilerin kendi içlerinde hayat bulmadan, ülkede gerçek anlamda demokrasiyi yeniden hayata geçirmek veya yeniden inşa etmek mümkün olmayacaktır.

Maalesef bu konuda eski alışkanlıkların kolay terk edilemediğini, ilkeler yerine kişilere sadakati esas alan antidemokratik siyaset anlayışının ısrarla sürdürülmeye çalışıldığını üzülerek gözlemliyoruz. Siyasette kariyer yapmak veya siyaset yoluyla menfaat temin etmekten çok, ülkeye hizmet kaygısıyla siyasi mücadeleye katılma kararı alan birçok değerli insan bu anlayış nedeniyle kısa sürede küstürülüyor ve sistem dışına itiliyor.

Partinin kuruluş süreci öncesinden başlayarak İYİ Parti hareketinin içinde yer almış bir kişi olarak, bu hususa ilişkin bir gözlemimi özellikle dikkatlerinize sunmak istiyorum. Kurucu üyesi olduğum Çankaya İlçe teşkilatının oluştuğu dönemde yapılan ve büyük bir heyecan içinde gerçekleşen Kurucular Kurulu, Yönetim Kurulu vb. toplantılarda hakim üye profili oldukça dikkat çekiciydi. Siyasete her zaman mesafeli olmuş, aktif siyasetin içinde hiç olmamış veya çok az bulunmuş, hayatı boyunca kendi işiyle gücüyle ve kendini yetiştirmekle meşgul olmuş, ancak ülkenin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle elini taşına altına koymaya, siyasi mücadeleye katılmaya karar vermiş insanlar büyük çoğunluğu oluşturuyordu. Kuruluş süreci itibariyle İYİ Partiyi diğer siyasi partilerden ayıran özelliklerin en başında da bu durum geliyordu ve bu durum Partimizin potansiyelini üst düzeye çıkartan çok heyecan verici bir fark oluşturuyordu.

Ancak üzülerek ifade etmem gerekir ki maalesef zaman içinde siyasetin alışıldık çarkları işlemeye ve bu çok değerli insan kaynağı hızlı bir şekilde erimeye başladı. Partiye gerçekten değer katacak birçok insan sistemin dışına itilirken, güce itaat en büyük değer ölçüsü haline gelmeye başladı.

Ekonomik sorunlar başta olmak üzere ülke içinde yaşanan sıkıntılara ek olarak, yanlış yönetim nedeniyle bir sorunlar yumağına dönüşen uluslararası ilişkilerden kaynaklanan problemler nedeniyle ülkemiz maalesef hızlı bir şekilde bir yol ayrımına doğru sürüklenmektedir.

Henüz 2 yaşında, çok genç bir oluşum olmasına rağmen bu kısa sürede önemli sınavlardan geçen ve başarı elde eden İYİ Parti, Türkiye’nin yeniden demokratik çizgiye dönmesi ve demokratikleşme sürecini güçlendirerek sürdürebilmesi açısından tarihi bir misyon yüklenmiş durumdadır. Bu durum nedeniyle Partimizin karşı karşıya olduğu sorumluluğu yerine getirecek şekilde kurumsal yapısını güçlendirmesi ve insan kaynağını yalnızca sayısal olarak değil niteliksel olarak da güçlendirmesi bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.

Bu nedenle, gerçek anlamda demokrasinin öncelikle kendi partimizin bünyesinde hayat bulması ve işlerlik kazanması en öncelikli görevimizdir. Partimizin her bir mensubunun özel bir değer olduğunun bilincinde olarak, farklı sesleri tehdit olarak değil Partimizin bir zenginliği olarak kabul eden, kapsayıcı kucaklayıcı bir yönetim anlayışını hayata geçirmek üzere 15 Şubat 2020 tarihinde yapılacak İYİ PARTİ ÇANKAYA İLÇE BAŞKANLIĞININ yönetimine talip olmak üzere yola çıkmış bulunuyoruz.

Demokrasinin ülkemizde yeniden inşasına katkı sağlamak üzere çıktığımız bu yolda Partimizin siz değerli üye ve kongre delegeleri ile hep birlikte yürümek istiyor ve desteklerinizi talep ediyoruz."
 
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Sayın Durdu Evgötüren2 hafta önce
hayırlı olsun, başarılar diliyorum.