Özdağ: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yönelik AK Parti saldırıları devam etmektedir

Özdağ: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yönelik AK Parti saldırıları devam etmektedir

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Özdağ, Erdoğan'ın "Şehitler tepesi boş kalmayacak" sözlerini eleştirdi. Özdağ, "Analar ağlamasın diyerek, PKK terörüne karşı verilen ve vatan topraklarının bütünlüğünü, Türk milletinin birliğini savunma mücadelesinde şehit verilmesine karşı çıkan bir siyasi liderin,  16 Türk askerinin Suriye’de HTŞ mevzilerini savunmak için, Libya’da 2 istihbaratçımızın Müslüman Kardeşleri savunmak için şehit olmasını “Şehitler Tepesi boş kalmayacak inşallah” diyerek izah etmesi anlaşılır değildir" ifadelerini kullandı.


Ümit Özdağ'ın basın açıklaması şu şekilde;

Değerli basın mensupları;

Ülkemiz kötü yönetimin neticesinde birbirinden çok uzak cephelerde çatışma içine çekilmiş durumdadır. İdlib’te hava desteğinden mahrum olan büyük sayıda askerimiz dar bir alanda konuşlanmışlardır. Bu konuşlanma, Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye girmesini engellemek amacı ile yapılmak ile yetinilirse doğru, ancak Suriye ordusunu İdlib dışına atacak bir askeri harekat için kullanılmaya kalkılacak olursa büyük bir askeri ve siyasi hata olacaktır.

Türk ordusu Türkiye’den 2000 kilometre uzaklıkta, Libya’da bir Arap iç savaşına daha müdahil hale getirilmiş ve halen çatışmaların içindedir. Milli İstihbarat Teşkilatı mensubu iki istihbaratçımız Albay Okan Altınay ve Sinan Caferler Libya’da limanda bombalanmaya çalışılan bir geminin yanındaki deponun vurularak patlaması sırasında şehit olmuşlardır. Böylece ön cephede çarpışarak şehit olan MİT mensupları arasına onlar da katılmıştır. Allah rahmet eylesin. Saray rejiminin izlediği hatalı politikaların bedelini sahada çarpışan asker ve istihbaratçılarımız ödemeye devam etmektedir.

“Analar ağlamasın” diyerek, PKK terörüne karşı verilen ve vatan topraklarının bütünlüğünü, Türk milletinin birliğini savunma mücadelesinde şehit verilmesine karşı çıkan bir siyasi liderin,  16 Türk askerinin Suriye’de HTŞ mevzilerini savunmak için, Libya’da 2 istihbaratçımızın Müslüman Kardeşleri savunmak için şehit olmasını “Şehitler Tepesi boş kalmayacak inşallah” diyerek izah etmesi anlaşılır değildir.

İzah edilmeyen sadece bu değildir. Erdoğan’ın şehitlerden bahsederken “Birkaç şehit” ifadesi ile şehitleri adeta değersizleştirmesi, önemsizleştirmesi de izah edilebilir değildir. Şehitlerimiz milli tarihimizin parçaları, ailelerinin, anne ve babalarının bir taneleridir. Milli bir saygıyı hak ediyorlar.

İzah edilemeyen üçüncü husus Libya’da verilen şehitlerin Türk kamuoyundan gizlenmesidir. Kuzey Irak’ta şehit düşen MİT mensuplarının cenazelerine devlet iki müsteşarı ile katılmıştı. Neden  gizliyorsunuz? Libya’daki iç savaşa katılmanızın Türk halkı tarafından kabul edilmediğini görerek, şehit haberlerinin gelmesine halkın tepki vereceğini düşünerek mi şehit haberlerini gizliyorsunuz? Bu haberi gündeme taşıyan Yeniçağ gazetesinden iki gazetecinin Murat Ağırel ve Batuhan Çolak’ın sosyal medya hesaplarını ele geçiriyorsunuz. Yaptığınız hiçbir şeyin makul bir izahı yok.  

Yurtdışında Türkiye’nin milli çıkarlarından çok AK Parti’nin ideolojik eksenli hedefleri uğruna verilen kayıplar devam ederken, yurt içinde de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yönelik AK Parti saldırıları devam etmektedir. AK Parti Genel Başkanı, Atatürk Havalimanı Serbest Bölgesi’nin ismini İstanbul diye değiştirerek, Atatürk ismini çıkartırken, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş Çorum’da İskilipli Atıf Hoca ile ilgili yapmış olduğu bir konuşmada İskilipli Atıf Hocayı savunmuş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş esaslarını akademik bir dil kullanarak "Türk modernleşmesi dünyadaki en problemli modernleşmedir. Biz modernleşmeyi şekil şartlarından ibaret kabul ettik. Zaten İskilipli Atıf Hoca'nın başına şapka ile ilgili bir konudan böyle bir hadisinin gelmesi Türk modernleşmesinin ne kadar sakat ve problemli olmasının göstergesidir” demiştir. 

Değerli milletvekilleri,
Numan Kurtulmuş’un konuşması da ancak şekil şartları açısından akademik, ancak içerik açısından ideolojik bir konuşmadır. Türk İstiklal Harbi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci bir bütündür ve 19. Yüzyılda başlayan Türk modernleşmesinin son evresidir.

Türk modernleşmesinin özünü kılık-kıyafet değil, 19. Yüzyılda başlayan ve bütün padişahlar döneminde eksikleri ile yanlışları ile devam eden modernleşme sürecini milli, üniter hukuk devleti oluşturur. Yoksa modernleşme sürecinin başında modernleşme sembolü olarak kabul edilen fesin modernleşmenin son aşamasında şapka ile değiştirilmesi meselenin detayıdır. Ancak, Fransız ve Rus modernleşmesinin uygulamaları olan Fransız ve Rus devrimi ile karşılaştırılınca Türk modernleşmesinin en az problemli süreç  olduğu akademik camia tarafından da  genel kabul görmektedir. Numan Kurtulmuş’un İlber Hocayı dikkatle okuması ve dinlemesini öneririm.

Öte yandan İskilipli Atıf fes yüzünden idam edilmemiştir. Hasan Mezarcı’nın talebi üzerine Hüsamettin Cindoruk tarafından TBMM arşivinden çıkarılan İstiklal Mahkemesi kararı göstermektedir ki, idam kararının gerçek nedeni İstiklal Harbine karşı Yunan ordusunun yanında aktif rol alması ve Cumhuriyet rejimine karşı isyan hareketleri ile irtibatlı olmasıdır.   

Değerli basın mensupları,
Amacım, burada bir akademik tartışma yapmak değil. Sadece bir başka noktayı hatırlatmak. İskilipli Atıf Hoca, Türk İstiklal Harbi’nin karşısında yer almış bir zattır. İskilipli Atıf Hoca, mağlubiyeti kabul etmiş, Türk milletinden kendisini galiplerin insafına terk etmesini istemiş bir kişidir. İskilipli Atıf Hoca üyesi olmak bizim için bir şeref olan Gazi Meclis’in yanında değil, karşısında yer almıştır. Hem Mehmet Akif Ersoy’un ve Ankara müftüsü Rıfat Börekçi Hoca’nın hem İskilipli Atıf Hoca’nın yanında yer alamazsınız.
Mehmet Akif, Sakarya Savaşı’nın ilk günlerinde Ankara’dan Sivas’a kaçmayı düşünen ahaliyi eline aldığı Kuran-ı Kerim ile bir kağnının üzerine çıkıp, “Ankara düşmeyecek, Ankara’nın düşmeyeceği Kuran-ı Kerim’de yazıyor” diye ikna ederken, İskilipli Atıf Hoca “Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuva-i Milliyet maskaraları Yunan Askerlerinin önünden namerdana bir surette kaçarken saf ve cahil ahali ve askerlerden cem ettikleri kuvvetleri düşmanla harbe tutuşturarak ve “siz mevkinizde sebat edin, biz şu taraftan onların arkasını çevireceğiz” tarzında yalanlarla savuşup kaçarak zavallı neferlerimizi ve ahalimizi boşuna kırdırmak usulünü takip ediyorlar. Biçare millet bu yankesicilerin hilelerini, desiselerini hala tamamen anlayamamıştır. Yazık, bin kere yazık ki, gerek harp içinde gerek mütarekeden sonra memleket bunların fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor ediyor da Talat, Enver, Cemal, Mustafa Kemal vesaire gibi beş on şakinin vücudunu ortadan kaldırmak için icap eden küçük fedakarlığı göze” alamıyor. 
 
Değerli basın mensupları,

Sakarya ile Aras nehirleri arasına sıkışan ve İngiliz başbakanı tarafından “Türkler, Asya’nın Kızılderilileridir ve akıbetleri de öyle olacaktır” diyerek idama mahkum edilen Türk milleti Mustafa Kemal Atatürk’ün siyasi ve askeri önderliğinde Mehmet Akif ve Rıfat Börekçi’nin manevi önderliğinde emperyalizmi ve onun kiralık ordusunu denize dökmüştür.
Özetle, hem Mehmet Akif’in hem İskilipli’nin yanında yer alamazsınız, hem Yunan Ordusunun hem Türk Ordusunun yanında yer alamazsınız.  Son olarak, Hazreti Peygamberimizin “Konstantinopolis’i fetheden komutan ne güzel komutan, Konstantinopolis’i fetheden asker ne güzel asker” hadisi şerifinde övdüğü İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet’ten sonra ikinci fatihi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını binalardan kaldırabilirsiniz ancak milli vicdan ve milli tarihteki şerefli yerinden asla kaldıramazsınız.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.