Türkiye ile Rusya arasında bir birlik mi kuruluyor?

Türkiye ile Rusya arasında bir birlik mi kuruluyor?

Başbakan Erdoğan'ın yaklaşan Moskova ziyareti, bu ziyaret sırasında ele alınması beklenen konular Rus basınında irdelenmeye başlandı. Rus haber ajansı "Regnum"un sitesinde yayınlanan yazısında konuyu elen alan Rus siyaset bilimci Stanislav Tarasov, 12-13 Ocak tarihlerinde Moskova'da yapılacak görüşmelerde, Rusya ile Türkiye arasındaki ortaklık ilişkilerinin geliştirilmesi konusu kadar Karabağ Sorununa da yer verileceğini belirtiyor; ayrıca Moskova-Bakü-Ankara arasında bir enerji birliğinin kurulabileceğinden söz ediyor. Siyaset bilimcinin kaleme aldığı makalenin Türkçe çevirisi şöyle:

"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in daveti üzerine 12 Ocak 2010'da, iki günlük resmî ziyaret için Moskova'ya geliyor. Türkiye Başbakanlığı basın dairesinden yapılan açıklamada yapılacak görüşmelerin gündem maddeleri şu şekilde verildi: 'Bu ziyaret sırasında Erdoğan, Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ilerideki gelişimi, ayrıca Vladimir Putin'in geçen yılın Ağustos ayındaki Ankara ziyaretinde ele alınan enerji ve ekonomi alanındaki işbirliği konularına dair görüşmeler yapacak.'

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin, hem ticari-ekonomik alanda hem de siyasi işbirliği bakımından, gerçekten de olumlu bir dinamik taşıdığı görülüyor. Vladimir Putin’in Ankara ziyaretinden sonra da bunlar (iki ülke arasındaki ilişkiler) daha da güçlendi. O zaman enerji alanında, geniş ölçekli işbirliğine dair tarihsel anlaşmalar imzalandı. Bunların ardından, Türkiye, “Güney Akım” gaz boru hattı projesi için, kendi sınırları içinde yer alan bölgede inceleme çalışmalarının yapılmasına onay verdi.

Bugün taraflar, petrol arıtımevi inşa etme, üçüncü ülkelere ortak olarak petrol ürünleri satma gibi yeni ortak projeler hazırlıyorlar. Moskova ile Ankara arasındaki siyasi diyaloğa gelince, iki taraflı ve uluslararası anlamda yüksek bir seviyede bulunuyor. Her şeyden önce, çeşitli uluslararası politik platformlarda etkinlik gösteren iki ülke, birbirlerine zarar getirecek biçimde hareket etmiyor, ortaya çıkan problemler ise diyalog yolu ile çözülüyor. Bununla birlikte Moskova’nın, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normal düzeye getirilmesi sürecini memnuniyle karşıladığını, ancak bu sürece müdahale etmediğini, Ankara, Erivan ve Bakü’ye, kendi yaklaşımlarını kendileri belirleme olanağı verdiğini de belirtmek gerek. Böyle yapıldı, çünkü hem Türkiye için Rusya, hem de Rusya için Türkiye, dış politikalarında üçüncü ülkelere ilişkin problemler ile bağlanacak bir vektör değildir. Neden böyle olduğu anlaşılırdır. Rusya için hem KGAÖ (bazı BDT ülkelerince kurulan askerî-siyasi birlik: Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü)’ye katılan Ermenistan hem de bu bloğa katılmayan Azerbaycan, tarihsel açıdan potansiyel stratejik ortaklardır.

Aynı zamanda, Ankara’nın ve özellikle son zamanlarda Bakü’nün, özellikle Karabağ sorununun geleceği konusunda, kendilerine ABD ve AB’den yönelen jeopolitik baskıdan dolayı Rusya’ya daha çok yakınlaştığını belirtmek gerekir... Bu nedenle, Moskova’daki Putin-Erdoğan görüşmelerinin merkezinde, ikili işbirliğinin geliştirilmesine ilişkin konuların dışında Güney Kafkasya problemleri de bulunacak.

Bu arada, Türkiye bu konuda durduğu yeri belirledi. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçtiğimiz günlerde, bunu ileride görüldüğü gibi anlattı: 'Bölgede barışın sağlanması için, Türkiye ile Ermanistan ilişkilerinin normal düzeye getirilmesi ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden oluşturulması konusunun birbirine paralel bir biçimde ele alınması gerekir.'... Demek ki, Türkiye stratejik ve taktiksel özellikteki problemleri aynı anda çözmeye çalışacak.

İlk olarak, Karabağ sorununun çözüm sürecini Rusya’nın yönetimi altında sürdürmek. İkinci olarak, ABD’deki Ermeni lobisinin, Nisan ayında Amerikan kongresinde soykırım iddialarının kabul edilmesi kararına yönelik etkinliklerini nötr duruma getirmek. Üçüncü olarak, enerji alanında Moskova ile Bakü arasındaki genişleyen işbirliğini göz önünde bulundurarak, Moskova – Bakü – Ankara arasında bir enerji birliği kurulması fikrini ileri sürmek. Dördüncü olarak, bölgeye ilişkin kendi politikalarının Bakü’nün çıkarlarından ayrılması olanağını elde etmek ve yalnızca Güney Kafkasya’da değil, aynı zamanda Yakın Doğu’da daha aktif bir politik-diplomatik hareket alanı kazanmak. Rusya ile Türkiye’nin bu aladaki olası karşılıklı çıkarlarının bütününün bunlar olduğu görünüyor. Ancak öncelikle Karabağ ile ilgili görüşme sürecini aktif hâle getirmekle başlamak gerekiyor... "

Siyaset bilimci Stanislav Tarasov, yazısının sonuna doğru, Karabağ sorununun çözümünün, pek çok yönden, ilgili tarafların siyasi açıdan birbirlerine duydukları güvene bağlı olduğunu belirtti ve “Azerbaycan yanında yer alan Türkiye, Ermenistan yanında yer alan Rusya, buna ek olarak Moskova ile Ankara’nın birbirine duyduğu siyasi güven” formülünün, sorunun, tüm tarafların çıkarlarının korunacağı bir biçimde çözülmesine olanak sağlayabileceğini ifade etti. Stanislav Tarasov son olarak şu soruyu sordu:

“Türkiye bugün Azerbaycan için gerçekten bütünüyle güvenilir bir partner mi? Ermenistan bugün Rusya’ya tamamıyla güvenmeye hazır mı?”

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.