Mansur Yavaş: Vatandaşın parasını çarçur etmeyeceğim

Mansur Yavaş: Vatandaşın parasını çarçur etmeyeceğim
NİL APAYDIN / ANKARA

2014’ten sonra 2. kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaysınız. İki seçimi kıyaslamanız gerekirse neler söylersiniz?

 
Öncelikle şunu belirtmem lazım, bu benim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 3. adaylığım. 3 dönemdir Ankara için mücadele ediyorum. 2009 yılında Milliyetçi Hareket Partisi’nden adaydım ve parti oylarını 2 katına çıkararak yüzde 27 oy aldım. 2014 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı oldum. Parti oylarını yüzde 15’e yakın artırarak, yüzde 44 oy aldım. Yükselen bir başarı grafiği ile Ankaralıların gönlünde ilerlediğime inanıyorum.

Ayrıca bu sefer temkinli değil, tedbirliyim. 2014 seçimleri ne Ankara’nın ne de Türkiye’nin içine sindi. Bu seçimin, tüm taraflar için hakkın teslim edileceği bir yarış olmasını sağlayacağız. Bu dönem seçmenimizin, son ana kadar sandığın başında Ankara’nın geleceğine sahip çıkacağını çok daha net görüyoruz.


Sokakta vatandaşlarla buluştuğumuzda da görüyoruz. Önceki iki seçimde de bütün partilerden oy almıştım ama bu seçimdeki gibi bir havayı görmemiştim.
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak nedir sizi rakiplerinizin önüne geçiren?
 
Anlayış farkımız var. Ankara’da herkes aynı kaldırımı kullanıyor, herkes aynı otobüse biniyor. Belediye hizmetlerinden herkes aynı şekilde yararlanıyor. Şu kesimin oyu, bu kesiminin oyu diye seçmeni ayırmak çok yanlış. Biz Ankaralı’dan aldığımız vergilerle yatırımları gerçekleştirdiğimize göre, herkese eşit hizmet vermek zorundayız. Ulaşım ve temiz su herkesin sorunu, böyle bakıldığında bu işe parti gözüyle bakmanın da ne kadar yanlış olduğunu görüyorsunuz. Ben Millet İttifakı’nın adayı olarak, 6 milyon Ankaralı’ya hizmet etmek için, Ankara’da bir değişim gerçekleştirmek istiyorum. Ben Ankara’nın her yerini ve sorunlarını avucumun içi gibi biliyorum. Rakibiminse Ankara’nın birçok yerini bilmediğini ve bunun onun için hem de Ankaralılar için bir dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Ankara’nın birçok ilçesini ve yerini daha iyi bildiğime inanıyorum. Kendisini bürokratları yönlendireceği için, onlar ne kadar yönlendirirse o kadar bilecek. Bu düşüncelerin beni rakiplerimin önüne geçirdiğine inanıyorum.


 
Ankara’nın en büyük sorunu ve sizin için en önemli projeniz nedir?
 
Bir belediye başkanının en önemli projesi, halkın mutluluğu olmalıdır. Ulaşım ve temiz suyu bir kenara koyarak söylüyorum, Ankaralı’nın geçim derdi var. İflaslar nedeniyle Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde sadece 5 bin 600 işçi işinden oldu. İnsanların borcu, derdi var. Onlara yardımcı olmak, ayakta tutmak, ailelerini ve yaşam standartlarını açlık sınırının üstüne çıkarmaktan büyük proje yok. Esnafımız ve vatandaşımızla beraber, bu ekonomik sıkıntıyı aşacağız. Diğer projeler mutlaka yapılır ama insanları aç açıkta bırakmamak bence en büyük projedir.


Ankara’nın en önemli sorunlarından bir tanesi ulaşım. Ankara’da bilinen bir trafik sorunu var. Bu sorunu alt geçitler yaparak, mevcut yolları genişleterek ya da yeni yollar açarak çözmeye çalıştılar. Mimarlar, mühendisler bu yolların çözüm olmayacağını sürekli dile getirdiler ama çözülmedi hatta söylendiği gibi yapılan her çalışmayla trafikteki özel araç sayısı arttı. Ulaşım sorununun tek bir çözümü var. Metro ve raylı sistemlerin artırılması ile toplu taşımanın birbirine entegre edilmesi. Biz 58 kilometrelik bir metro planlaması yaptık, yapacağımız ilk işler arasında yer alıyor. Ayrıca insanların güvenli bir şekilde kullanabileceği, en az 32 kilometrelik bisiklet yolu projemiz var. Bu proje Ümitköy- Söğütözü, Atatürk Orman Çiftliği- TOBB Üniversitesi olmak üzere 2 hat arasında hizmet verecek.


Toplu taşıma sistemlerinin birbirine entegre olmasıyla birlikte artık trafiğe çıkacak araç sayısı ve dışarıya egzoz gazı salımı azalacak. Bu da Ankara’da daha temiz bir hava imkânı sunacak.

Diğer en önemli sorun ise musluktan içilebilen ve ucuz suyun olmaması. Ankara’nın suyu en pahalı su. Zamanında Japon kredisi ile Gerede’den su getireceklerdi ancak bu olmadı. Geçtiğimiz dönemlerde kuraklık olunca acil olarak Kızılırmak’tan su getirdiler. Bu mart ayında ise Gerede’den su gelecek. Ancak Kızılırmak’tan su getirmek için harcanan para bir milyar. Bu paranın boşa gitmemesi gerekiyor. Bunun için Kızılırmak suyu ile Gölbaşı’ndan Bala arasında sulu tarım yaptıracağız. Böyle üretici para kazanacak ve Ankaralı da taze ve ucuz meyve sebze tüketecek.
 
 
Ankara'da 25 yıldır süre gelen bir yönetim anlayışı var. Eğer seçilirseniz şimdiki yönetimden ne farkınız olacak?
 
Ankara’nın bir zihniyet değişimine ihtiyacı var. Biz Ankara’yı katılımcı, şeffaf ve denetlenebilir bir belediyecilik anlayışıyla yönetmek istiyoruz. Meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, kent konseyleri ve üniversiteler ile birlikte hareket edeceğiz. Bizim dönemimizde yatırımlar tek bir kişinin keyfine göre değil, Ankaralı’nın önceliği doğrultusunda yapılacak. Vatandaşın parası çarçur edilmeyecek. Ankara’daki israfın önüne geçilecek. Bugüne kadar büyükşehir belediye başkanının 25 ilçe belediye başkanıyla oturup, yemek yemişliği yok. Biz siyasi parti ayrımı yapmaksızın 25 belediye başkanıyla da belirli aralıklarla oturup görüş alışverişinde bulunacağız.
 
Yeşil alanların yaygınlaştırılması için somut projeleriniz var mı?
 
2014 yılında Atapark projem vardı. Bu proje Atatürk Orman Çiftliği’nden Kurtuluş Parkı’na kadar uzanan Sıhhiye ve Hipodrom’u da içine alan bir projeydi. Hükümet şu anda bunun bir bölümünü Millet Bahçesi olarak planladı. Bu tamamlanırken, biz de geri kalan kısmı Atapark projesi olarak devam ettireceğiz.
Ankara’yı özlediği yeşile yeniden kavuşturacak olan "Yeşil Kuşak" projesinin parçalarından olan, Atapark, AOÇ, Ankara Çayı ve daha birçok proje ile Ankara'nın nefes alması sağlanacak, dev ölçekli projeler ile alışveriş merkezlerinde sıkışıp kalan Ankaralılar doğa ile sağlık ile kucaklaşacaklar. Projeler içerisinde sosyal imkanların yanı sıra yerli ve uluslararası etkinlikler, konserler, adeta orman içerisinde kır düğünleri gibi aktivitelerin yapılacağı geniş alanlar yer alacak.


 
Seçim vaatleriniz arasında ucuz, içilebilir musluk suyu projesi var. Ankaralıların içme suyu konusunda yeniden güvenini nasıl sağlamayı planlıyorsunuz?  Bu konu hakkında ne gibi yatırımlarınız olacak?
 
Belediyenin birinci görevi temiz hava, musluktan içilebilir su ve ulaşımdır. Dünyada su insan hakkı olarak görülüyor. Ankaralı en pahalı suyu tüketiyordu. Biz bunu söyledikten bir hafta sonra suda indirim yaptılar. Ayrıca dile getirdiğimiz ve şikayet ettiğimiz başka bir konu ise ÜFE-TÜFE olmuştu. Onu da kaldırdılar. Böylece daha seçilmeden iki projemizi gerçekleştirmiş olduk.

Belediye olarak vatandaşa suyu, hem musluktan içilebilir şekilde hem de ucuz vereceksiniz. 2014 yılında yardım alan dört kişilik bir aileye suyu 10 lira bedelle vereceğimi söylemiştim. Seçimi kazanamayınca onlar pahalı su içmeye devam ettiler. Seçilmiş olsaydım yardım alan ailenin sadece sudan dolayı yaklaşık 6-7 bin lira para cebinde kalmış olacaktı.

Üniversite öğrencileri bize belgelerini getirdikleri takdirde indirimli su vereceğiz.

Mart ayından itibaren Ankara’nın suyu Gerede’den gelecek. Ancak Gerede suyu verildiği zaman da evlerde musluktan sağlıklı su içmek zor olacak. 40-50 yıl önce yapılan binaların tesisatı buna hazır değil. Evlerindeki tesisatı değiştirenlere de teşvik amaçlı bir yıl indirimli su vereceğiz.

Köylerdeki yaşamın sürmesi hedefimiz. Teşvik amaçlı köylere yok parasına su vereceğiz.
 
Dünyada gelişmiş bütün başkentlerde o şehirle anılan özdeşleşen şehir meydanları bulunuyor. Ankara’nın merkezi bir kent meydanı olacak mı?  
 
Ulus başta olmak üzere, Kızılay, Saraçoğlu mahallesi gibi Ankara'nın saklı kalmış tarihi güzellikleri ve birbirinden güzel yapıları yeniden ön plana çıkarılacak, butik oteller, tüm dünyadan turistleri çekecek çeşit çeşit müzeler, konserler, etkinlikler ve 24 saat yaşayan cıvıl cıvıl bir hayat ile Ankara; Paris, Roma, Londra gibi diğer başkentler arasında hak ettiği yeri alacak.

Ulus’u trafiği alttan vererek yayalaştıracağız. Bu şekilde burası bir kent meydanı haline gelecek. Ulus, buradaki Anafartalar Çarşısı ve binaların çoğu tarihi bir özellik taşıyor. Tarihimizin en önemli noktalarından olan bu kent hafızasını korumak bizim görevimiz. Bu sorumlulukla hareket edeceğiz. Buradaki miras, kent meydanı haline gelmesiyle hak ettiği değeri de görür hale gelecek. Buradaki değeri vatandaşlarımızla el ele verip, çevreci ve turizm odaklı bir anlayışla eski günlerinden de daha iyi bir seviyeye taşıyacağız. Ulus meydanı insanların aileleriyle gönüllerince gezebileceği bir yer olacak.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.