Türkkan: "31 Mart'ta tılsım bozulacak"

Türkkan: "31 Mart'ta tılsım bozulacak"
İYİ PARTİ GRUP BAŞKAN VEKİLİ LÜTFÜ TÜRKKAN:

“Emperyalizme karşı dikilmek değil “altın kardeşliği”

Türkkan, İYİ Parti’nin seçim güvenliği konusunda çok özenli çalıştığını belirtti ve parmak boyası meselesiyle ilgili şunları söyledi:“Parmak boyası ilkel olabilir ama daha ilkel şeylerin yanında parmak boyası ilkelliği çok masum kalıyor. Yani aynı daireye siz 179 kişiyi seçmen olarak kaydederseniz bunu ilkellikten uzak tutamazsınız. 165 yaşındaki kadına oy kullandırmaya kalkmak bunu ilkellikten uzak tutamazsınız”

AKP’nin bir Suriye politikası olmadığını söyleyen Türkkan, bu konuda hükümete eleştiriler getirdi: “AK Parti’nin bir Suriye politikası yok. AK Parti esen rüzgara göre bir Suriye politikası geliştiriyor. Şu anda sol esen rüzgara göre yaptığı yönelim, Esad’la tekrar bir araya gelme şekli. Bizim başından beri de iddiamız şu, Esad’la bir araya gelmek illa Esad’la illa daha önce yaptığı gibi Bodrum tatili yapmasını gerektirmiyor”
Röportajın tamamı şöyle:
31 Mart’ta tılsım bozulacak!
Yerel seçimlere yönelik olarak Kocaeli’de proje geliştirilmesi gereken temel sorun nedir?
Kocaeli aslında önemli projelerin geliştirilmesine ihtiyaç olmayan bir yer. Zira Kocaeli’nde 15 senedir iş başında olan Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu Büyükşehir Belediye Başkanı sabahları spor ayakkabısını giyip yürümekten başka şehre dair şehre ait hiçbir şey yapmadı. Kocaeli’nin neyi var hizmetin neyi var derseniz E-5 üzerinden yürürken veya otoyol üzerinden yürürken İzmit’e gidecek yolunuz dahi yok. Yani İzmit’e gitmeden sola Adapazarını alabilirsiniz. Şehrin girişi bile yok. İstanbul’un en yakını olan bir büyükşehirde yaptığınız her şeyi satmanız çok kolay. Kocaeli çok güzel bir kongre turizm merkezi, fuar turizm merkezi olabilir. Yani aynı zamanda hem Marmara’ya hem Karadeniz’e hem dağı ve ovası olan çok az yer var. Yani aynı anda kayak yaparken diğer tarafta çok rahatlıkla güneşlenebileceğiniz az yerlerden bir tanesi. Dolayısıyla Kocaeli’yle ilgili 21’inci yüzyılı aşan projeler değil, çok acil insanların sosyal hayata adaptasyonu mümkün kılan projeler Kocaeli için önemli projeler.

31 Mart’ta Kocaeli için nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

Kocaeli’nde şu ana kadar Adalet ve Kalkınma Partisi oldu bütün yönetimde, seçimde bu tılsım bozuluyor. Yani her şeye rağmen mutlaka bozulacak. Bütün bu gözlemlenen seçmen taşıma oyunları diğer seçim güvenliğini gölge edecek sıkıntılara rağmen Kocaeli’nde 13.0’lık mesele bitecek öyle görünüyor.İYİ parti ve CHP’nin seçim güvenliğine ilişkin sunduğu öneriler mecliste kabul edilmedi. En son YSK’ya parmak boyası teklifi götürdünüz kabul edilmedi.

İYİ Parti’nin bu konudaki çalışmaları ne olacak? 

İYİ Parti Genel Merkezi bu konuda çok iyi çalışıyor. Ben buradan Genel Başkan Hasan Seymen Bey’e ve YSK temsilcimiz Aylin Özgül hanfendiye çok teşekkür ediyorum. Hakikaten hem YSK temsilcimiz hem Genel Başkan Yardımcımız seçim güvenliğine yönelik iki cephede çok önemli bir uğraş veriyorlar, ciddi de sonuçlar alıyorlar. İller ve ilçelerle işbirliği halinde genel başkan yardımcımızın çalışması çok olumlu sonuçlar verecek diye düşünüyorum. Seçim güvenliğiyle ilgili daha önce duyulan endişelerin önemli bir kısmını da izale edeceklerini düşünüyorum.

 
Şeytani oyunları olmasa parmak boyasına ihtiyaç duyulmaz!

Parmak boyasının önemi nedir sizce? AKP tarafından “İlkel bir yöntem” olarak tanımlanıyor..
Parmak boyası ilkel olabilir ama daha ilkel şeylerin yanında parmak boyası ilkelliği çok masum kalıyor yani aynı daireye siz 179 kişiyi seçmen olarak kaydederseniz bunu ilkellikten uzak tutamazsınız. 165 yaşındaki kadına oy kullandırmaya kalkmak bunu ilkellikten uzak tutamazsınız. Eğer burada sizin bu tip şeytani oyunlarınız olmasa ilkel dediğiniz parmak boyasına da ihtiyaç duyulmaz. Eğer seçimlerin güvenliğini tehlikeye atacak bu tip mekanizmaları devreye alırsanız parmak boyamak güvenlik açısından önemli hale gelir.

Esad’la bir araya gelmesi için Bodrum’da tatil yapması gerekmiyor 

İYİ Parti grubu Suriyeli sığınmacılar meselesine mecliste gündeme getiren tek grup. Bu konuda çok başarılı çalışmalarınız oldu. Geçtiğimiz günlerde Tayyip Erdoğan Esad yönetimiyle alt seviyede ilişkilerimiz devam ediyor dedi… AK Parti’nin de Suriye politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
AK Parti’nin bir Suriye politikası yok. AK Parti esen rüzgara göre bir Suriye politikası geliştiriyor. Şu anda sol esen rüzgara göre yaptığı yönelim, Esad’la tekrar bir araya gelme şekli. Bizim başından beri de iddiamız şu, Esad’la bir araya gelmek illa Esad’la illa daha önce yaptığı gibi Bodrum tatili yapmasını gerektirmiyor. Bir kere menfaat için Esad’la bir araya gelebilirdi ama Esad’la bir araya gelmemek için ciddi direndi. Bu direnmesinin altında iki tane sebep var. Bir tanesi olaya mezhepsel yaklaşım. İkincisi çok daha önemli Esad’ın yurt dışındaki paraları veya yurt dışına kaçırmak istediği paraları. Orada zannediyorum Esad’la sayın Recep Tayyip Erdoğan arasında bir anlaşmazlık çıktı. Suriye’yle düşmanlığımız bu kadar basit mi evet bence bu kadar basit. Yoksa Suriye’deki meseleye biz çok daha soğukkanlı yaklaşsaydı, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda katkımız olurdu. Şu anda Suriye parçalanıyor ve sadece biz aktör olmaktan ziyade seyirciyiz. Bir şeyde yapamıyoruz. Başında daha sistematik düzgün bir siyaset ortaya konulsaydı şu anda Suriye’nin hem toprak bütünlüğü devam ederdi hem de buradan biz çok ciddi kazançlı çıkardık. Hem 4 milyon Suriyeli mültecimiz olmazdı, hem de nereye harcandığını bilmediğimiz Suriyelilere gitti denilen 35 milyar lira da devletin kasasında olurdu.

Emperyalizme karşı dikilmek değil “altın kardeşliği”

Venezüela konusunda çok çeşitli yorumlar var. AK Parti hükümeti Maduro’nun yanında. Amerikan emperyalizmine karşı direndiğini vurguluyorlar. Sizce oradaki mesele Maduro’nun Amerikan emperyalizmine karşı direnmesi mi yoksa …
Amerikan emperyalizmine direnmek bana çok sıcak geliyor. Bu çok guru verici bir hadise onurlu bir duruş. Eğer buna Türkiye, “Diren Maduro emperyalizme karşı” diyorsa Kaddafi’ye, Saddam’a niye demedi. Oradaki Amerikan Emperyalizmi değil miydi. Amerika’nın oradaki müdahalesi sonucu Irak ve Libya çok mu mutlu şimdi? Demokrasi mi geldi bu iki ülkeye? Hayır ama biraz evvel Suriye meselesinde arz ettiğim bir konu var. Dolar ve altın meselesi. Esad’la çıkan kavganın esas bu olduğunu düşünüyorum ben. Bu dolar, altın meselesi Maduro’da da öne çıkıyor. Şu an Amerika’nın başlattığı ifade edilen bir araştırma var. Maduro’nun altınlarının Türkiye’de olduğuyla alakalı. Dolayısıyla burada emperyalizme karşı dikilmekten ziyade altın kardeşliği var gibi geliyor bana.

Konu hayat pahalılığı değil açlık!

Vatandaşın en büyük derdi hayat pahalılığı… Enflasyon çarşıda ve pazarda tam karşılığını buluyor mu? Yoksa yerel seçim sonrasında bizi daha büyük fiyat artışları mı bekliyor?

Hayat pahalılığı ayrı bir şey, açlık ayrı bir şey. Bakın hayat pahalılığı şu, ulaşabildiğiniz malın pahalı olması sizi ekonomik açıdan daha çok harcamaya iter. Bu pahalılıktır. Ama ulaşılamaması, bu açlıktır. Türkiye’de şu an konuşulan hayat pahalılığı değildir. Türkiye’de şu an konuşulan açlık. Yani temel gıda maddelerine ulaşamayan çok önemli bir kesim var. Yani ulaştığı halde çok büyük para harcaması bu bir pahalılık. Bunu ekonomik saiklerle açıklayabilirim ama açlığın açıklanacak hiçbir tarafı yok. Temel gıda maddelerini daha almakta sıkıntı çeken bir toplumda pahalılık, ekonomi, düzen vs gibi şeylerden bahsetmek çok mümkün olmaz. Etin 40 liradan, 60 liraya çıkması fukarayı çok etkilemez. Çünkü onun o ete ulaşma imkanı zaten kısıtlı zaten zor. Hatta bazen mümkün değil ama soğan çok önemli gibi ortaya konuşuyor. Hatta bazen espri konusu yapılıyor. Hiç espri değil, soğan çok önemli. Çünkü fukaranın sofrasında hiç olmayan şey soğan. Yani soğan, kuru ekmek her yemeğin içerisine etini koyamaz ama soğanını koyar o tat verir. İşte biraz üzerine salça biraz yağ ekleyerek doymaya çalışır. Yani 40 liralık ete 60 liraya ulaşamayınca kafası atmayan fukaraysa, bir liralık ıspanağa 8 liraya ulaşamadığı zaman kafasını diker. Dolayısıyla bu yavaş yavaş açlığa doğru gider benim üzüldüğüm nokta o. Ülkede pahalılıkla ilgili konuşmuyoruz biz, açlık tehlikesiyle ilgili konuşuyoruz. Üzülüyorum ve geçmişte yaşadığımız o demir perde ülkelerinde olduğu gibi açlık konusunda sıkıntıya düşen insanların neler yaptıklarını, bu temel gıda maddelerine ulaşmak için neler çektiklerini, ahlaken nasıl tefessüh ettiklerini görmüştük. Şimdi umarım benzeri Türkiye’de yaşanmaz.

Saddam’ın oğlunun da spor kulübü vardı

Cumhurbaşkanlığı Spor kuruldu… Başakşehir’e rakip olur mu dersiniz?

Haberim yoktu.. Saddam’ın oğlunun da spor kulübü vardı. Bana bunu hatırlattı sadece..
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.