3 Aralık’a Dair

Sonuç: engel, “SİZ” misiniz? Yoksa engelsiz misiniz?

Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında almış olduğu karar sonrası “Uluslararası Engelliler Günü” olarak ilan edilen 3 Aralık, o gün itibariyle tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile belirlenmiş bir gün. İşte biz de de tam bu şekilde etkinlikler düzenlenir: gerek sosyal yaşam, gerekse de iş yaşamında çok kolay yer bulduğumuz gerçeği anlatılır Türkiye de. Bizim sadece şarkı söylemek, stendap yapmak, şiir okumak ve benzeri yeteneklerden ibaret bir hayatımızın olduğu, bunun dışın da çok işe yaramadığımız gerçeği tüm “SAYINLARIMIZ’IN mâlûmudur”. Gerçekten de bizim avukat, Dr., Öğretmen, … gibi daha bir çok meslek erbabı olduğumuzu çok iyi bilirler. Meselâ: Dünyaca ünlü müzisyen Mariya Teresa Fomparadis’ın görme engelli oluşunu mıh gibi çakmışlardır akıllarına.
 
Arojuez gitar konçertosunun bestecisi olan Jonaqui Rodrigo adlı Ispanyol müzisyenin de görme yetisinden yoksun olduğunu çok iyi bilirler. Görme engelli Türk ressam Eşref armağan’ı hiç söylemiyorum bile. Onun hayat hikâyesini adları soyadları gibi bilirler. Ayrıca bugün herkesçe bilinen görme engellilerin kullandığı “Kabartma Yazının mucidi görme engelli Luis Braille eğitimci ve muhteşem bir deha, iyi bir org sanatçısıydı” diye her yer de anlatır, yılda en az 4 kez kendisini dinlemeye gider ve bu eğitim dehasının eğitime yönelik fikirlerinden esinlenirler. “Görme ve işitme engelli bir yazardı” diye Helen Keller okurlar.
 
Ayrıca eğitim, sosyal ve toplumsal bakımdan Tüm Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarıyla eşit imkânlara sahip olduğumuz gerçeğine kayıtsız kalmayıp, “POZİTİF AYRIMCILIK” lütfettiler bize.
 
O kadar düşünürler ki bizi, o düşünceleri anlamak şöyle dursun,  tahayyül dahi etmeye ufkumuz yetmez bizim. İşte o yüzdendir ki:  O sayınların kafası bizim hayalimizin hayalini dahi kurabildiklerinin gerçeği izledikleri politikanın somut örneğidir. Ufukları da çok geniştir: misal: sağlığımızı emanet ettiğimiz sağlıklı kafanın bir görme engellinin: "Asgari ücretle çalışıyoruz. Koşullarımızın düzeltilmesini istiyoruz." Söylemine verdiği: "Gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz. Daha ne yapalım?" Biçimindeki “SAĞLIKLIyanıtı Bize bu siyasal İslamcı “sayın”larımız’ın ABS suresini de harfi harfine bildiklerini kanıtlıyor. Hattâ; bizim Hâkim-Savcı olabilmemizin önündeki engeli de, aynı zamanda Devlet Başkanı olan HZ. Muhammed’in yokluğunda yerine vekâlet etmek üzere görme engelli Sahabi Abdullah İbni Mektum’u bırakmasını örnek aldıklarından kaldırıyorlar.
                             
Sonuç: engel, “SİZ” misiniz? Yoksa engelsiz misiniz?
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.