YSK’nın İmamoğlu Kararı Üzerine Bir Değerlendirme

YSK’nın İmamoğlu’nun Mazbatasını gasp eden kararı, 16 Nisan Anayasa değişikliğinin en hafif sonucudur.

YSK’nın İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin iptali ve yenilenmesi yönünde verdiği kararın Türkiye açısından demokratik tahribatı, hukuk katliamı ve Türkiye Cumhuriyetini uluslararası camia da istiskal eden hale sokması kuşkusuz tartışma götürmez bir realitedir.
 
Pek tabiki bu husus herhangi sebep ve sonuç ilişkisinden bağımsız ve mazisiz değildir. YSK’nın İmamoğlu’nun Mazbatasını gasp eden kararı, 16 Nisan Anayasa değişikliğinin en hafif sonucudur. Bu sonucun mimarı anayasa değişikliğinin en temel özelliklerinden birisi, Hukuk devleti ilkesinin ortadan kaldırılarak, yoklukla malul hale gelmesidir.
 
Peki, adeta dillere pelesenk olan bu “Hukuk Devleti İlkesi” nedir?
 
Hukuk devleti, Yurttaşlarına hukuk güvenliği sağlayan devlettir. Bu ilkeye göre Yönetenler de Yönetilenler kadar hukukla bağlıdır. Bir ülkede hukuk devleti ilkesinin varlığından söz edebilmek için belli unsur ve koşulların bir arada bulunması gerekir. Bu unsur ve koşulların sağlıklı bir uyum içinde yaşama geçirilmesi, o ülkede hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesini sağlar.
 
 Bu unsur ve koşulların detayına girmek yazının amacıyla bağdaşmayacağından, salt isimlerini belirtmekle yetineceğiz. 
 
a.       Temel Hak ve Özgürlüklerin Güvence Altına Alınması,
b.       Yasaların Anayasaya Uygunluğunun Sağlanması,
c.       Yönetimde Hukuka Bağlılığın Sağlanması (İdarenin Yargısal Denetimi),
d.       Yargı Kuruluşlarının Bağımsızlığını ve Güvenilirliğini Sağlayacak Koşulların Yerleştirilmesidir.
 
Sanırım çok uzattık, şimdi gelelim yazımıza konu Hukuk devleti ilkesinden vareste YSK’nın İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ve yenilenmesine yönelik düşüncelerimize:


 
YSK Gerekçeli kararında şu 5 soruya cevap vermelidir:
  1. Sorun “bir kısım Sandık Kurulu Başkanı” ise; aynı sandıklarda nasıl Meclis, İlçe sonuçları geçerli, Başkanlık sayımı geçersiz olur?Kanunsuzluk” ise, tüm seçimleri etkiler ve YSK buna göre karar vermeliydi. İzah etmeli,
  2. Sandık Kurulu teşkiline itirazlar 2 Mart’ta KESİN karara bağlandı. Kurulların kesin kararlarına karşı itiraz mümkün değildir. (Kanun mde 110,119). YSK da OYBİRLİĞİ ile (2 hafta önce) Mustafakemalpaşa kararında bu ilkeyi teyit etmişti. Bu kuraldan hangi gerekçe ile ayrıldı?
  3. Kanun her itiraz için somut delil/Şerh aramakta (mde 112); söz konusu “bir kısım” sandıklarda, sayım sonuçlarına 13,000’in üzerinde İtiraz Şerhi var mıydı? Eğer yoksa, bu Kanuni kuralı (ve yerleşmiş YSK içtihadı) hangi gerekçe ile bu sefer uygulanmadı?
  4. Seçim Kanunu mde 22’ye göre Kurul başkanlığı için öncelik kamu görevlilerinedir; ancak mutlak bir kural değildir. Maddenin son fıkrasına göre “en yaşlı üye” de olabilir. Mutlak olmayan bir kural temelinde hangi gerekçe ile seçim iptaline gidildi?
  5. Sandık Kurulu Başkanlarının seçimi sürecinde; İçişleri Bakanlığı, İlçe Seçim Kurulları (dolaylı olarak Adalet bakanlığı) ve tepede YSK var. Hata varsa, hepsi bu sürecin “yönetilememesinden” sorumlu. Kimse kendi kusuru temelinde hak iddia edemez. Bu husus da kararda cevaplanmalı 
Son olarak da AKP’nin İtirazına yönelik 2 konuyu netleştireyim:
  1. Bankalardan sandık kurulu üyesi istenmesi olağan bir uygulamadır ve dayanağı 298 sayılı Seçim Kanunu madde 23’tür. YSK’nın 139 Sayılı Genelgesi, mde 10, bu hususu bu seçim için de aynen teyit eder.
  2. Sandık Kurulu Başkanları: Seçim öncesi itiraz süreci var, İl Seçim Kurulu (“İSK”) karara bağlıyor. 298 sa. Kanun m.119’a göre bu konuda İSK kararı KESİNDİR. 298/m. 110’a göre: Kurulların KESİN kararlarına karşı sonradan itiraz mümkün değildir. YSK takvimi mde110+mde119.
 Bir de Sandık Kurulu Başkanı (“SKB”) kamu görevlisi değilse, “işlemler yok hükmündedir” iddiası varmış. Ancak SKB’nin kamu görevlisi olması MUTLAK/kurucu bir şart değildir. 298/Mde 22’ye göre, öncelikle kamu görevlisi olmalı, ancak olmadığı durumlarda “en yaşlı üye” olur demiş:
 
Son olarak; YSK son yıllarda her kararında, seçim hukuku disiplini gereği: “sandık başı işlemleri siyasi partiler yapar, yanlış sayım işlemi yapılırsa şerh etmeliler, şerh temelinde somut işleme itiraz edebilirler” demiştir: Partilerin kurulda üyesi +müşahitleri var.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.