Asimilasyon 2

Siyasetçiler yalnız iyi taraflarının, geçmişin güzelliklerinin gündeme getirilmesini isterler; ama şöhret kılıcı iki taraflı keser.

İYİ PARTİ Genel Başkan Yardımcılarından Hasan Seymen, sosyal medyada dolaşan bir video dolayısıyla hakkında öne sürülenlere yönelik bir açıklama yaptı. Videonun çok eski bir kayıt olduğunu, bu vatana ve millete yürekten bağlı olduğunu, sosyal medyada bu videoyu tekrar tekrar gündeme getirenlerin ve hakkında olumsuz sözler sarf edenlerin maksatlı troller olduğunu ifade etti. Sözlerini bu ülkeye ve millete bağlılığını aksi olursa “Gök girsin, kızıl çıksın.” sözleriyle vurguladı.
 
Kişinin sözlerinden birini dikkate alıp diğerini görmezden gelmek iyi niyete de insafa da sığmaz. Bizim için son söylenen daha önemlidir. Sayın Seymen’in samimiyetine inanmak gerekir.
 
Siyasetçiler, her zaman ilgi odağındadırlar. Kendileri de ilgi odağında kalmak isterler. Bir siyasetçi halktan, medyadan büyük ilgi görmeyi arzular. Konuşmak üzere kürsüye çıkmış bir siyasetçiyi dinlemeye yalnızca üç beş kişinin gelmesi ya da yaptığı basın toplantısına hiçbir gazetecinin gelmemesi o siyasetçinin kâbusudur.
 
Herkesin gözlerinin üzerlerinde olması, siyasetçiler için güzel olmakla birlikte bazen sıkıntılar da getirmektedir. Siyasetçiler yalnız iyi taraflarının, geçmişin güzelliklerinin gündeme getirilmesini isterler; ama şöhret kılıcı iki taraflı keser. Siyasetçinin özel yaşamı da gözler önündedir. Her an dikkatli olmak zorundadır. Siyaset basamaklarında yükseldikçe siyasetçinin gelmiş geçmiş nesi varsa ortaya dökülür. Bunda yükseldikçe sayıları artan, onu aşağıya çekmek isteyecek siyasî rakiplerinin de önemli rolü vardır.


 
Kusursuz insan olmaz. Siyasetçinin de elbette kusurları olacaktır. Önemli olan şeffaf olmak, varsa kusurlarını gizlemeye çalışmak yerine onları giderdiğini, gidermeye çalıştığını göstermektir.
 
 
ALTIN
 
Madenlerimizin yabancılar tarafından işletilmesi öteden beri beni üzer. Emperyalizmin, kapitalizmin sömürdüğü garip Afrika ülkeleri düzeyinden ileri gidememe endişesi kaplar yüreğimi. Bir yandan kendi uçağımızı, füzemizi yapacak ileri teknoloji ülkesi olduğumuzu iddia ederken madenlerimizi işletememeyi aklım almaz. Kendi ülkelerinde bir dal bile kıramayan yabancı şirketlerin ülkemiz doğasını, ormanlarını tarumar etmesine hiçbir bahane bulamam.
 
Kazdağları’nda yaşanan doğa felaketi dikkatlerimizi bu soruna çekti. Akıl ve mantık sahibi herkesin bunun yanlış bir iş olduğunu kabul etmesi ve bazı önlemlerle durumun iyileştirilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmesi gerekir. Gelin görün ki hiç de öyle olmuyor. Başta yetkililer olmak üzere malum medya bambaşka havalarda.
 
İşletme Kazdağları’nda değil kırk km ötedeymiş. Ağaçlar iki yıl önce kesilmiş, itiraz edenlerin akıllarına yeni mi gelmiş? Kesilen ağaç sayısı çok azmış, daha fazlası dikilmiş. Ocak kapatılınca eski haline getirilecekmiş. Her yıl altın ithal ediyormuşuz…
 
Altın madeninin bulunduğu yerin adı şu olunca, şurada ya da burada olunca ne değişiyor da savunma olarak öne sürülüyor? Ülke doğasının vahşice tarumar edilmesine çok önceden başlanmış olması, bugün itiraz etmemize engel midir? “O zaman ses çıkarmamıştınız, artık hiçbir şey deme hakkınız yoktur.” denebilir mi? O zaman ses çıkarmayışımız haberimiz olmamasından kaynaklanabilir mi? Sebep vatandaşı bilgili kılacak, dikkatleri yaşanan doğa katliamına çekecek tarafsız ve bağımsız medyanın olmaması, ülke sorunlarının vatandaşın gözlerinden uzak tutulması olabilir mi? Öyle çok yalan söyleniyor ki artık “Şu kadar ağaç kesildi, yerlerine daha fazlası dikildi.” sözlerine inanmakta güçlük çekiyoruz. Ortada somut bir şey de yok, sözden ibaret. Doğada yapılan tahribatı, o devasa çukurları görünce eski haline getirilebileceğine inanabiliyor musunuz? Evi boşaltan kötü kiracının ortada bıraktığı tablo akla geliyor. Bu vahşi kapitalistlerin işleri bitince ettikleri pisliği kapatacaklarına inanılabilir mi?
 
Madenlerimizi işletecek teknolojiye bugün sahip olmayabiliriz. Ama yarınlarımızı niçin bugünden heba edelim? Gelecek kuşaklar elbette bizden daha ileri olacaklar. Onlar bu madenleri işletecek teknolojileri geliştirdiklerinde ortada işletilebilecek madenler kalsın. Devletin maden aramaları ve işletmesi alanından tamamen çekilmesi ve bu işleri yabancılara teslim etmesi yirmi birinci yüz yıla damgasını vurma iddiasında bir ülkeye yakışmıyor.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.