Askeri Vesayet

Siyaset TSK’nin terfi ve atamalarında liyakatin esas olduğu geleneksel yapıyı bozmaktan kaçınmalıdır. Bunun ülkeye de kimseye de yararı olmaz.

Geçmişte yaşanan darbeler yüzünden Türk siyaseti üzerinde askerî bir vesayetin oluştuğunda kamuoyunda fikir birliği vardır. Ülkemizin özellikleri dolayısıyla askerlerin kendilerini kurucusu oldukları Cumhuriyet’in, devrimlerin muhafızı olarak görmelerinin rolü var bunda. Değişiklik yapılmadan önceki “İç Hizmet Kanunu” da askere bu görevi vermekteydi.
 
Ülkemizde sık sık siyasî kaos yaşanması, siyasî kavgaların vatandaşlara birbirini kırdıracak raddelere gelmesi, sorunların Meclis’te çözümlenememesi; yıkıcı, bölücü faaliyetlerin artması; Cumhuriyet düşmanlığının, irticanın tehdit oluşturmaya başlaması gibi hususlar, her zaman askere siyasete müdahale etme fırsatı sunmuştur. Bütün bunları göz önüne almadan sadece askerleri Cumhuriyet’e vasilik etmeye çalışmakla, darbeler yapmakla suçlamak hastalığa doğru teşhis koymayı engeller.
 
Demokrasi, halkın oyuna sahip siyasî gücün üstünde bir otoriteye izin vermez. Siyasetin üstünde bir vesayet söz konusuysa o ülkede demokrasi arızalıdır. Bunun için en eskisinden bugüne darbeleri savunmak mümkün değildir. Ancak darbeleri haklı görmeden, onlara yol açan nedenleri bulmak da gerekir.


 
Cumhuriyet, demokrasi, demokratik haklar, çağdaşlaşma, biz istemeden bize bağışlanmıştır. Başka ülkelerin insanları, bu değerlere asırlar boyu süren, ağır kayıplara yol açan mücadelelerden sonra kavuşabilmişlerdir. Kolay elde edilen şeylerin değeri bilinmez. İnsanımız, Cumhuriyet döneminin nimetlerini koruma konusunda yeni yeni duyarlılık gösterir olmuştur. Halkın demokrasimize, Cumhuriyet’imize sahip çıkma duyarlılığının yıldan yıla artmasında eğitim düzeyinin zaman içinde yükselmesinin önemli rolü vardır. 1960’tan başlayarak yapılan darbeler, siyasete müdahaleler, halkta hemen hemen hiç tepki uyandırmamışken; FETÖ hainlerinin 15 Temmuz 2016’da giriştikleri darbeye halk ciddi biçimde karşı koymuş; şehitler vermiştir. Bu sonuç, halkımızın artık demokrasiyi hak ettiğini kanıtlamaktadır. Artık Cumhuriyet’i, demokrasiyi koruyacak olgunlukta bir halk vardır ve askerin koruyup kollamasına ihtiyaç kalmamıştır.
 
TSK’de yeni birçok düzenleme yapılmıştır. Komuta yapısı, yürütmeyle bağlantıları değişmiş; bütünüyle siyasetin kontrolü altına alınmıştır. Son Yüksek Askeri Şura toplantısı ve alınan kararlar, TSK üzerinde yapılan değişikler konusunda ilgilileri düşünmeye sevk etmiştir. Bazı konularda aşırıya gidilmesinin olumsuz etkileri olacağı endişesi vardır.
 
Eskiden askerlerin terfi, atama, görevlendirme konuları siyasetten tamamen bağımsız olarak kendi kurumları içinde, liyakate göre, adaletle yürütülürdü. Gerek muhataplarının gerek ilgilenenlerin sisteme güveni vardı. Eğitim kurumlarından, kıyafetlerinden, törenlerine kadar her konuda TSK’yi örnek alan Türk Emniyeti en çok da askerlerin bu siyasetten bağımsız terfi ve atama sistemine imrenirdi. Fedakâr, cefakâr polisimizin üzüldüğü konuların başında birilerinin kendilerine “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Soluğu şarkta mı almak istiyorsun?” demeleri gelirdi. Geçmişte siyasi sürgünlere uğrayan polislerimizin öyküleri, TV’lerin eğlence programlarında parodilere konu olurdu.
 
Geçmişte iktidar ortağı bir siyasi parti il başkanının adeta valiymiş gibi bazı devlet kurumlarının il müdürlerini çağırttığına, onlara emirler verdiğine, hakaretler ettiğine, onların da ezilip büzülerek boyun eğdiklerine tanık oldum.
 
Terfi, atama hırsıyla siyasetçilere dalkavukluk eden askerler görmek istemeyiz. Asker onurlu olmalıdır. Kendi onurunu koruyamayan askerin milli onuru koruması beklenemez. Dün salya sümük bir vaizin sümüklü mendilini yalayacak derekeye düşmüş askerler; Meclis’i, halkımızı, polisimizi bombalamıştı. Ekonomide “Kötü para iyi parayı kovar.” kuralı geçerlidir. Ona benzer biçimde kötü askerlerin iyi askerleri kovmasını, onların önüne geçmesini istemeyiz. Yükselme ihtirası içindeki zayıf karakterlerin, liyakatsizlerin, siyasetçilerden destek alma uğruna TSK’yi perişan etmesinden korkulur.
 
Siyaset TSK’nin terfi ve atamalarında liyakatin esas olduğu geleneksel yapıyı bozmaktan kaçınmalıdır. Bunun ülkeye de kimseye de yararı olmaz.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.