Batı’nın Kanlı Elleri

Araplara ne oluyorsa, onlar da kınama kervanında. Filistin, İsrail’le aynı safta. Bir Arap ülkesini bölmeye çalışan bir terör örgütüne arka çıkan Arap ülkeleri! Bizim saf insanımız ise hâlâ ümmet, ens

Eyfel (Eiffel) kulesinin her vidasında, çelik putrellerinin her cm’inde bir Afrikalının, bir Asyalının kanı vardır. Batı ülkeleri bugün ulaştıkları refaha, bilim ve teknolojide ortaya koyduklarından daha çok Afrika’yı, Asya’yı, eski Kuzey ve Güney Amerika’yı vahşice sömürerek, öldürerek, kan dökerek erişmişlerdir.
 
Batı bugün de dünyayı sömürebilmek için binlerce km uzağındaki bölgelerde silahlı güçleriyle boy göstermekte; savaşları, terörü kendi çıkarları doğrultusunda körüklemektedir. Bugünün toprak açısından pek küçük ülkeleri Danimarka, Hollanda dahi bu sömürgecilikten büyük paylar almışlardır.
 
Batılı ülkeler, sömürdükleri her bölgede nifak tohumları ekmişler, o bölgelerden çekildiklerinde bile arkalarında ileride istismar edebilecekleri büyük kaos bölgeleri bırakmışlardır. Bugün dünyanın neresinde devletler arasında bir çatışma varsa orada Batılıların ektikleri nifak tohumlarının izleri görülür. Filistin, Irak, Lübnan, genel olarak Ortadoğu, Keşmir, Ruanda, Afrika, Kuzey Afrika buna örnek gösterilebilir.
 
Batının İslam, dolayısıyla onun Batı karşısında ileri hattı olan Türk’e düşmanlığı tarihidir. Haçlı seferlerinden bu yana bu düşmanlık beslene beslene Batılıların genlerine işlemiştir. Çıkarlar dolayısıyla Türklerle hangi ittifaklar kurulursa kurulsun, yüzeyin hemen altında bu düşmanlığın izleri görülür. Batının Osmanlı topraklarını paylaşma anlaşmaları herkesçe malum. Batı, zor karşısında geri adım atsa da tasarılarından asla vazgeçmez. Fırsatını buldu mu bir kez daha önünüze sürer. Nitekim Sevr Anlaşması’nı da bir süre için rafa kaldırmış; ama uygulama azmini asla terk etmemiştir.


 
Bugün bu düşmanlık bir kere daha en çirkin yüzüyle ortaya konmakta. ABD’nin bizzat oluşturduğu bir terör örgütü olduğu artık herkesçe kabul edilen IŞİD (DAEŞ) biçilen görevini tamamlayınca onu yok etmek üzere müttefik ilan ettikleri PKK/PYD/YPG terör örgütüyle işbirliğine girişmişlerdir. Bu terör örgütünü para ve en ağır silahlarla donattılar. Suriye’nin bölünmesi, kuzeyinde bir terör devleti kurulması İsrail için hayati önemdedir. Dört ülkeden toprak alacak, İsrail’e müttefik olacak bir Kürt devleti, İsrail’in Arap denizi içinde boğulmasını da önler. İsrail mi ABD’yi yönetir, ABD mi İsrail’i yönetir her zaman tartışmalıdır.
 
Türkiye, güvenliğini tehdit eden PKK/PYD/YPG terör örgütüne karşı bütün diplomatik yolları deneyip sonuç alamayınca eyleme geçti. Bu harekâtın toprak kazanma amacı yok. Aksine Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamaya yönelik. Batı ülkeleri anında karşımızda yer aldı. Yaptırım tehditleri, kınamalar gırla gidiyor.
 
Araplara ne oluyorsa, onlar da kınama kervanında. Filistin, İsrail’le aynı safta. Bir Arap ülkesini bölmeye çalışan bir terör örgütüne arka çıkan Arap ülkeleri! Bizim saf insanımız ise hâlâ ümmet, ensar, muhacir diyerek bunların her davasına destek verme çabasında. Demokrasiye hasret Arap ülkelerinin yöneticileri, ipleri Batı’nın elinde kuklalardır. Tahtlarını emirlerine boyun eğerek korurlar. Her an Batı istihbarat örgütlerinin tezgâhlayacağı bir saray darbesiyle kelleyi kaybetme tehlikesi içindedirler.
 
Bir de Kıbrıs’ın tescilli h…i çıktı başımıza. Büyük dava adamı KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, rahmet istedi. Onu Annan Planı uğruna nasıl rencide etmiş, bunlara nasıl yol vermiştik? Ne zaman akıllanacağız bilmem.
 
Dünyayı haklı davamıza ikna edebilmek için çabalamak elbette gerekli. Ancak çok da umutlu olmamalıyız. Amaçlarına uymadığı için anlamak istemeyenlere bir şeyler anlatmak mümkün değildir. Türkiye varlığını ve çıkarlarını korumak için yapılması gerekenlerden asla ödün vermemelidir.
 
Barış Pınarı harekâtı yurtta büyük heyecana yol açmış, adeta bir seferberlik havası esmeye başlamıştır. Türk milleti birbirine kenetlenmiş, bir ve bütün olmanın en güzel örneğini sergilemiştir. Sevinç ve gurura vesile olsa da şu birkaç nokta gözden kaçırılmamalıdır:
 
Birincisi, bu harekât bir savaş değildir. Önce de örnekleri görülen, sınırlı güçle sınırlı alanda teröre karşı harekâttır. Savaş havası vermek teröriste yarar. Çok kararlı ama daha soğukkanlı olmalıyız.
 
İkincisi, TSK’yi yıpratmanın başımıza ne işler açabileceğini idrak edip bundan sonra olsun ona düşmanlıktan vazgeçmeli, FETÖ benzeri yapıların ekmeğine yağ sürmemeliyiz.
 
Üçüncüsü; TSK’nin başarısını, oluşan millî birliği, politik çıkarlarımıza alet etmekten kaçınmalıyız.
 
Dördüncüsü; onurlu yalnızlık, sıfır sorun vb. tezlerin dış politikada bir değerinin olmadığını anlamalı, bundan böyle gerçekçi, itibar artırıcı, dost kazanıcı politikalar uygulamalıyız.
 
Beşincisi; muhalefetin, Millet İttifakı’nın Kandil ve PKK’nın emrinde olduğu gibi gerçek olmadığı ortaya çıkan karalamaların millî birliği parçalayıcı, demokrasiyi zedeleyici iftiralar olduğunu anlamalıyız.
 
Kahraman Mehmetçiklerimizin başarısı, oluşan millî bütünlüğün korunması, vatanımızın ve milletimizin bekası için duacıyım. Şehitlerimize rahmet, yakınlarına ve milletimize sabır, gazilerimize acil şifalar dilerim.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.