Bilim İnsanı Olmak Zor

Bilimin bir metodolojisi vardır. Bu metodolojiye ve bilimsel düşünme becerisine sahip olmayan bir akademisyenin bilim adamlığından söz edilemez.

Yüksek akademik unvanlara sahip ve halen üniversitelerimizde görevli birtakım zevatın akla, iz’ana, mantığa, bilimsel metodolojiye aykırı saçmalamaları pek üst üste geldi. Bunlar hakkında pek çok köşede pek çok yazı yazıldığı için tekrara düşmemek adına tek tek üzerinde durmaya gerek kalmadı.
 
Bir tarih profesörünün Google’ı Sultan II.Abdülhamit’in bulduğunu söyleyebildiği bir ülkede fesli divanenin Shakespeare’in Müslüman ve asıl adının da Şeyh Pir olduğunu iddia etmesi, üstelik  büyük bir tarih allâmesi sanılması hiç de yadırganacak bir şey değildir. İnsanlar, haklı olarak akademisyenlerinin bilimsel seviyesi böyle olan bir ülkede sıradan insanların düşünce seviyesinin ne olabileceği konusunda şüpheye düşerler.


 
Profesör unvanlı ilahiyatçı hangi analitik düşünce süzgecinden geçirmişse hastahanelerin yoğun bakım ünitelerinde kadın ve erkek hastaların ayrı tutulmasını; kadın hastalara kadın, erkek hastalara erkek hekim ve görevlilerin bakmasının gerektiğini söylemiş.
 
Bir an bu adamın yetkili bir makamda olduğunu ve istediği düzeni getirdiğini farz edelim. Kadınların yoğun bakım ünitesinde boş yer yok; ama erkeklerin yoğun bakım ünitesinde boş yer çok. Annenizin yoğun bakıma alınması gerekiyor. Bu adam yasakladığı için o bölüme alınamıyor. Ne yapalım bırakınız ölsün mü?
 
Bu adamın isteğiyle hasta, hekim, hemşire, hasta bakıcı, teknisyen ve diğer görevliler cinsiyetlerine göre ayrıldılar diyelim. Bir cinsiyettekiler diğer cinsiyettekine hizmet veremiyor. Şurada acil müdahale gereken bir kadın var; ama o anda kadın cinsinden hekim ve diğer görevliler bulunmadığı için kimse yardım edemiyor. Ne yapalım o da kaderine razı mı olsun?
 
Eşininiz hanımefendinin tedavisini yapabilecek en yetkili uzman bir erkek. O tıp alanında o liyakatte yetişmiş kadın uzman bulunmamakta. Eh ne yapalım, bırakalım eşiniz de ölsün mü?
 
Ülkedeki kadın erkek nüfusu dengeli olarak birbirine çok yakındır. Sağlık hizmeti sunanları cinsiyetlerine göre ayırma durumunda her iki cins sağlık görevlisinin de eşit sayıda olmalarını sağlamak gerekir. Halbuki bu zihniyet genel olarak kız çocuklarının okutulmasına karşı çıkmaktadır. Haydi çık işin içinden çıkabilirsen.
 
Nasıl bir zihniyetse, yoğun bakımda genellikle koma halinde can çekişmekte olan insanları bile cinsellikleriyle ele alabilmektedir. Bu zihniyette olanlardan cinsellik dışında İslam’ın yasakladığı “Allah’ın diniyle aldatma, rüşvet, ihtilas, irtikap, yolsuzluk, adam kayırma” gibi konularda da kınayıcı sözler beklenmez mi? Nedense o konulara hiç girmiyorlar.
 
Yoğun bakım ünitelerini ayır, Hekim ve sağlık çalışanlarını cinsiyetlerine göre ayır; yetmez bunlara. Hatta hastahaneleri ayırmak bile yetmez. Kadınla erkeğin yan yana gelebileceği daha nice yerler var(!)
 
Kötü örnekler sayılamayacak kadar çok. İçlerinden en fazla can sıkan birinden ben de söz etmeden geçemeyeceğim. Bir akıl, irfan yoksunu akademisyen de halt etmenin en sunturlusunu ortalığa kusmuş. Bursa ve Çanakkale’de camilerin genelev yapıldığını söylemiş. Bre kendisine ne söylense hak edecek adam, Bursa ve Çanakkale ahalisinden de mi utanmadın? Allah’tan da mı korkmadın da cami adını kendi ahlaksızlığına alet edip o evin adıyla birleştirdin? Bre Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz, “Cami en azından mekan itibariyle o iş için uygun kullanımda olamaz.” diye de mi düşünemedin? Bu son sorum gereksiz oldu. Elbette bilimsel düşünce ile seni yan yana getirmek hiç mümkün değil.
 
Aynı adam Çanakkale türküsünde geçen “Çanakkale içinde vurdular beni. / Ölmeden mezara koydular beni.” sözlerini delil göstererek yaralı Mehmetçiklerimizin diri diri gömüldüklerini de iddia etmiş. Akademisyenin (!) sunduğu delile bakın… Bu zavallının özellikle halk edebiyatında çok kullanılan “mecaz” sanatından da haberi yok. Şarkılarda geçen her “yandım, öldüm, cehennemdeyim vb.” sözünün gerçek olmadığını bilmediğine göre şarkı ve türkülerden daha nice çürütülemez (!) deliller elde edecektir kim bilir?
 
Bırakın edebiyatı, günlük konuşmalarımız bile mecazlı ifadelerle doludur. “Canım çıktı. Kollarım koptu…” diyen herkesin gerçekten de canının çıktığını, kolunun koptuğunu mu sanıyor?
 
Cumhuriyet’i karalama çabasındaki bu adam, kesinlikle Osmanlıcıdır. Çanakkale Harbi’nin Osmanlının yüz akı olduğunu da mı bilmiyor? Osmanlı dönemini kendi yaralılarını diri diri gömmekle suçladığını duyan Yeni Osmanlıcılar buna ne demezler?
 
Bilimin bir metodolojisi vardır. Bu metodolojiye ve bilimsel düşünme becerisine sahip olmayan bir akademisyenin bilim adamlığından söz edilemez. Bir akademisyenin her an her konuda kamuoyuyla paylaşmak üzere ortaya süreceği her düşünce bilimsel bir değer taşımalıdır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.