Biraz Biraz

ABD’li Müslüman iki akademisyen, İslamî kriterlere göre yaşamın İslam’a uygunluğuna bakıp ülkelere puan vermişler. İlk 44’te İslam ülkesi yok.

ASANSÖR KONTROLLERİ
 
TÜVTÜRK’ün araç muayenesinde fazla para aldığını düşünüyordum. Meğer onlar insaflıymış. Her yıl kontrol hizmetini üstlendiğini bildiren bir firmadan bir genç, asansörümüzü sözde kontrole geliyor. Mühendis mi teknisyen mi hiç mi diploması yok, meçhul. Sonuçta araç muayenesinin iki katı ücret istiyor. Ödemezsek ne olur bilmiyor, lanet olsun diyip katlanıyoruz.
 
TÜVTÜRK’ün; tesisleri, bir dolu teknik ekipmanı var. Araçmuayenesi iki yılda bir,üstelik daha yaşamsal önemde. Araçlar bütün trafiği, etkiliyor. Asansör kontrolüyle kıyaslanamaz bile. Üstelik her ay düzenli olarak asansör bakımı yapan anlaşmalı bir firma var. Esaslı bir rant kapısı bulunmuş. Devlet destekli bu tarz işlere ben haraç gözüyle bakıyorum. Kontrol yapılmamalı mı? Elbette yapılmalı; ama vatandaşın dolaylı yoldan soyulmasına da izin verilmemeli. Madem asansörlerin bakımını üstlenen ve her ay düzenli kontrol eden firmalar var, onlar yetkili kılınmalıdır. Vatandaş zaten onlara para ödüyor. İkinci bir ödemeye gerek kalmamalı.
 
 

İSLAM ADABI
 
Üstat Rahmi Turan yazdı. ABD’li Müslüman iki akademisyen, İslamî kriterlere göre yaşamın İslam’a uygunluğuna bakıp ülkelere puan vermişler. İlk 44’te İslam ülkesi yok. Abartılı olabilir; ama hiç mi doğru yanı yok? Müslüman, topluma saygılı olmalı;bencillikten uzak durmalıdır. Oysa öyle mi? Çevremize şöyle bir baksak düşüncesizliğin, bencilliğin, topluma ve çevreye saygısızlığın binlerce örneğini görürüz.
 
Adam kaldırıma arabasını dik olarak park etmiş. Biraz geride dursa önünden, biraz ilerlese arkasından geçebilirsiniz, yola iniyorsunuz. Belediye, kaldırımın ortasına büyük çöp bidonları koymuş. Birileri, çöplerini yanına bırakmış, geç geçebilirsen. Adam bisikletini kaldırıma dik biçimde ağaca dayamış, paralel dayasa kolayca geçebileceksiniz. Gürültü kirliliği, gereksiz çalınan araç kornaları, kulak tırmalayan müzik yayınları… Yakınmayan yoktur. Bunların düzeltilmesi, ek külfet gerektiren şeyler değil. Sadece başkalarını düşünmek yeter.
 
Kaldırım işgalcisi esnaf, her gün birkaç cm daha taşma çabasında. Ya karışan yok, ya da rüşvet... Doyamıyoruz, gözümüz hep fazlasında. Köylerde sonu cinayete varan kavgaların neredeyse tamamı tarla sınırlarıyla ilgilidir. Her tarla sürüşte komşunun tarlasına beş on cm tecavüz edilmezse olmaz.
 
Cuma namazı, bir kısım cemaat iki rekât farzı kılıp çıkmaya başlıyor. Diğer sünnetleri kılıp tespih ve duayı beklemeyenlerin aşamalı çıkışı on on beş dakika sürüyor. Ayakkabılarını alan, birazcık eğilmeye üşenip yüksekten pat diye atıyor. İçerde namazı, duası sürenlerin beyninde aralıksız pat küt sesleri. Çıkan toz da cabası. İmanlarından şüphemiz yok; ama inandığımız gibi yaşamıyoruz.
 
Apartmanın çimenli, çiçekli güzel bir bahçesi var. Kaldırım tarafını her gün temizlemek gerek; çünkü geçenler ellerinde ne varsa atıyor. Sigara paketleri, poşetler, şişeler, ıvır zıvır… Çocuk bezi bile gördüm. Hani kul hakkı, nerede kaldı? Piknik alanları herkesin malumu.  
 
İslam’la şereflenmedikleri halde toplum yaşamında İslam’a bizden daha fazla yakışır biçimde davrananlar, bizim çok ilerimizde. Merhum Mehmet Akif’in dediği gibi: “Dinleri var işlerimiz gibi, işleri var dinimiz gibi.”
 
 

DAVULCU İŞKENCESİ
 
Davetler dolayısıyla geç yatmışız. Yirmi dakika kala kalkacak, sahurumuzu yapacak, sabah namazını kılıp bir iki saat daha yatacağız. İki saat ve iki cep telefonu uyandırmaya ayarlı. İmsağa daha iki buçuk saat var. Davulcunun düzensiz tarrakası başlıyor. Herif bizim bloğun çevresinde dört dönüyor, bir o sokaktan bir bu sokaktan geçiyor. Sesi uzaklaştı derken birden odanın içindeymiş gibi yükseliyor. Her boyayı boyadık, fıstıkî yeşili kaldı.” denir böylesine. Hangi güzel geleneğimizi yaşattık da şimdi bu ilkelliğe gelenek deyip sarılıyoruz?
 
Sahura kalkmadan oruç tutan var, dinin izin verdiği nedenlerle oruç tutmayan var, hiç oruç tutmayan var. Anacığının uyutana kadar perişan olduğu bebecik var. Sen cümle âlemi niye rahatsız ediyorsun?
 
Ramazanın her haftası bitince kapımız alacaklı gelmiş gibi çalınıyor. Saç sakal karışık bet çehreli biri davulcu bahşişi diye sırıtıyor. Bakışlarında vermek zorundasınız, vermezseniz ben almasını bilirim havası var. Elinde belediyenin verdiği bir kağıt. Bu devirde montajdan, sahte belge üretmekten kolay ne var?
 
Asayiş açısından da çok sakıncalı. Adam hangi apartmanda hangi dairedekiler evde değil, nerelerde kamera var, kaçış yolları ne vb. konularda en güzel keşif yapma fırsatını buluyor. Hırsız soysuzlar için en büyük destek.
 
Bu yıl da kurtulamadık bu beladan bakalım yetkililer seneye ne yaparlar?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.