Bu Kafayla Gidersen Askere…

Başkanlık binası önünde eylem yaparak İmamoğlu’nun başkanlığına karşı çıkan belediye çalışanları “Bu eyleme katılmaya zorlandıklarını, talimat aldıklarını” açıklıyorlar. Kim zorlamıştır, kayyum Vali m

“Bu kafayla gidersen askere, zor alırsın teskere.” deyimi, başarısızlığa götürdüğü kesin olan tutum ve zihniyetlerde ısrar edilmesinin başarısızlığı pekiştireceğini belirtmek için kullanılır.
 
Bir önceki yazımda İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminde 31 Mart’ta alınan yenilginin 23 Haziran’da niçin ve nasıl hezimete dönüştüğünü 24 Haziran günü, sıcağı sıcağına ortaya koymaya çalışmıştım. Nitekim muvafık, muhalif pek çok siyasetçi; kamuoyu araştırma şirketi temsilcisi, köşe yazarı da aynı değerlendirmelerde bulundu. Sonuçta Cumhur İttifakı’nın belirtilen yanlışlar yüzünden İstanbul’u kaybetmekle kalmadığı, kendi konumunu ve başkanlık sistemini de tartışmaya açtığı konusunda ortak düşünceler genel kabul gördü.
 
O günden bu güne birçok demeçte ve köşe yazısında, halkın verdiği mesajın algılandığı, buna göre tutum alınacağı ifade edildi. Ancak görülen pek de öyle değil. Önceden benimsenen tavrın değişmediğine, hatta bazı konularda daha da keskinleştirilerek sürdürüldüğüne tanık oluyoruz.
 
Bazen Cumhur İttifakı adına hiçbir yetkisi, görevi olmayan “Erkan Tan” misali bir ekran yüzü, bir gazeteci, bir köşe yazarı, bazen ittifaktaki partilerden birinin zurnanın son deliği bir üyesi ya da sempatizanı ortaya atılıyor. Kin, nefret, ötekileştirme adına en ağır hakaretlerle saldırıyor. Sosyal medyada trol unvanını kazanmış birilerinin paylaşımları tuz biber ekiyor.
 
31 Mart öncesinden başlatılan “Belediye başkanlıklarını kazansalar bile çalıştırmayız. Kayyum atarız. Sandıktan çıksa bile kabul etmeyiz. İstanbul ehline emanet edilmedi.” söylemleri sürdürülüyor. Halkın iradesi reddediliyor, halkla inatlaşmaktan kaçınılmıyor. Belediye başkanlarının bugüne kadar kullandıkları yasal yetkiler ya yeni yasa ve kararnamelerle kısıtlanmak isteniyor ya da bazı bakanlıklarca yasa göz ardı edilerek ellerinden alınmaya çalışılıyor. Kamuoyunda bu yönde ciddi mağduriyet algısına yol açıldığının farkına varılmıyor.


 
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında başlatılan yargı süreci kuşkuyla karşılanıyor. Muhalefetin Yargı yoluyla baskı altına alınarak susturulmaya çalışıldığı iddialarına adeta çanak tutuluyor. İmamoğlu hakkında Ordu Valisi’ne hakaret iddiasıyla dava açılıp belediye başkanlığının düşürüleceği dedikoduları muhalefeti daha da mağdur gösteriyor.
 
Başkanlık binası önünde eylem yaparak İmamoğlu’nun başkanlığına karşı çıkan belediye çalışanları “Bu eyleme katılmaya zorlandıklarını, talimat aldıklarını” açıklıyorlar. Kim zorlamıştır, kayyum Vali mi?
 
Her yaz köprülerde yapılan zorunlu bakım çalışmalarının bile İstanbul trafiğini alt üst etmek için kullanıldığına inananlar var. Bu çalışmaların gereksiz yere uzatılacağından, bazı gereksiz uygulamalarla sorunun büyütüleceğinden kuşkulananlar var.
 
Daha vahimi siyasi olarak birbirine düşman edilmiş, kamplaştırılmış, fanatikleştirilmiş bazı insanların yeni başkanı baltalamak için eylemlere giriştikleri haberleri yayılmaya başladı.   Bazı görevlilerin kasıtlı olarak bazı hizmetleri aksattıkları, bazı vatandaşların hep kendi çöplerini hem çöp bidonlarındaki çöpleri sokaklara döktükleri söyleniyor.
 
Mağduriyet doğuran bu iddialar, Cumhur İttifakının genel tavrına bakılarak ve “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.” denerek kamuoyunda haklı olarak kabul görüyor.
 
Bugüne kadar ülkemizde yapılan her seçimden sonra, propaganda dönemindeki aşırılıkların bir yana bırakıldığı, halk iradesinin ve seçim sonucunun saygıyla karşılandığı, ülkeye ve milletimize hizmet için gayret sarf edildiği, birlikte yaşama kültürünün öne çıkarıldığı görülmüştür. Aynı geleneğin sürdürülmesini, barış, kardeşlik, huzur ortamının sağlanmasını, ötekileştirici ve kırıcı söylemlerden uzak durulmasını temenni edelim.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.