Cumhurbaşkanı Seçimi

Ancak ülkede her geçen gün biraz daha sertleşen siyasî kamplaşma, seçim ikinci tura kalırsa Erdoğan karşıtlarının rakip adayda birleşmelerinin çok güçlü bir ihtimal olduğunu gösteriyor.

2019 seçimleri yaklaşırken cumhurbaşkanı ve parlamento seçiminin erkene alınacağı, belediye seçimlerinden önce yapılacağı iddiaları sıklaştı. Hatta kesin tarih veren, bu iki seçimin 15 Temmuz 2018’de yapılacağından emin olanlar var. Sayın Meral Akşener bu görüşte. Bu doğru çıkarsa yedi ay sonra seçim var demektir.
 
Seçimlerin yaklaşması, bu konuda yorumlara, öngörülere de hız verdi. Asıl yoğunluk cumhurbaşkanı seçimi ve kimlerin aday olacağı üzerine. Kimileri, gerçeğe uysun ya da uymasın gönlünde yatanı yorum olarak ortaya koyuyor. Uçuk kaçık yorumlar da var.
 
Cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte bir tür başkanlık sistemine geçilecek ve icranın başında cumhurbaşkanı bulunacak. Bu özellik bütün siyasî parti liderlerini cumhurbaşkanı adayı olmaya zorluyor. Aksine bir durum eşyanın tabiatına aykırı olur.
 
Siyasî partiler iktidara gelmek ve ülkeyi seçim beyannamelerinde belirttikleri ilkelere göre yönetmek üzere kurulurlar. Parlamenter sistemde icranın başında başbakan bulunmaktaydı. Hükümet kurabilecek çoğunluğa erişen siyasî partinin genel başkanı başbakanlık koltuğuna otururdu. Dolayısıyla seçime giren her partinin genel başkanı otomatik olarak başbakanlığa aday olurdu. Artık icranın başında cumhurbaşkanı bulunacağına göre, cumhurbaşkanı adayı olmayan bir parti genel başkanı, kendisinin cumhurbaşkanı, partisinin de iktidar olamayacağını peşin peşin ilân etmiş demektir. Aday olmayan bir parti genel başkanının seçim propagandası sırasında halka ne diyeceğini, ülkeyi yönetmeye talip olmayışını nasıl açıklayacağını da merak ediyorum.
 
Başkanlık sistemi, başkanlığa aday olamayan, olsalar bile hiç şansları olmayan liderlerin partilerini zaman içinde sıfırlayan, sonunda iki partili bir demokrasiye giden bir yapı ortaya koymaktadır.
 
Vatandaşlardan toplanacak yüz bin imza karşılığında bağımsız kişilerin de cumhurbaşkanı adayı olması mümkün. Bu özelliğe dayanılarak önceki Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçiminde aday olacağını öne sürenler var. Gül’ün bir kısım Akparti oylarına ilaveten Erdoğan karşıtlarının oyunu da alabileceğinden, cumhurbaşkanlığı için çok ciddi bir alternatif oluşturduğundan söz ediliyor. Önceki cumhurbaşkanı seçiminde Sayın Ekmelettin İhsanoğlu’nun ortak aday (çatı adayı) gösterilmesi örnek verilerek, Gül’ün de ortak aday olabileceği dile getiriliyor. Bu arada İhsanoğlu’nun CHP + MHP oyu kadar oy alamadığı da unutuluyor. MHP Erdoğan’ın yanında, Akşener adaylığını kesin olarak açıkladı, CHP’nin Gül’ü aday göstermesi ya da desteklemesi hayal bile edilemez. Geriye HDP kalıyor, o mu aday gösterecek Gül’ü(?) Peki, Gül HDP adaylığını kabul eder mi(?)  Sonuçta ortak adaylık konusu hiç mi hiç mümkün değil.


 
Son çıkan 696 sayılı KHK nedeniyle iki eski dava arkadaşı, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile önceki Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül arasında öteden beri var olduğu bilinen fikir ayrılıkları bütünüyle gün yüzüne çıktı. Aralarında fikir ayrılığından öteye husumet doğduğunu söyleyenler var. Konunun temelinde cumhurbaşkanı seçiminin yattığı yaygın bir söylenti. Hürriyet gazetesinden, Akparti kulislerine ve Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen A.Kadir Selvi’nin yazıları bu yolda.
 
Gül’ün, Erdoğan’a rakip olarak cumhurbaşkanı adaylığı olası değil. Bu iddiada bulunanlar zannımca çok yanılıyor. Gül, ancak Erdoğan’ın herhangi bir nedenle aday olmaması ya da olamaması durumunda, Akparti üst kurullarınca benimsendiği takdirde aday gösterilebilir. Vatandaşların oylarıyla aday gösterilmesi halinde birinci tur oylamada Erdoğan karşıtı cepheden hemen hemen hiç oy alamaz. Akparti seçmeninden alabileceği oyların Erdoğan’ınkinden fazla olabileceği ise akla yakın değil. Çok adaylı birinci tur seçiminde her partinin seçmeni kendi adayına oy verecektir. Gül, Erdoğan karşıtı cephenin oyunu ancak ikinci tura kalarak Erdoğan’ın tek rakibi olabilirse alabilir. Oysa ikinci tura kalınırsa birinci turda Erdoğan’dan sonra en çok oyu alarak ikinci tura kalan adayın Gül olması, mevcut oy oranları dikkate alındığında hiç mümkün görünmemektedir.
 
Gül’ün Akparti seçmeninden alacağı her oy Erdoğan’ın birinci turda seçimi kazanma ihtimalini azaltır. İkinci tura kalma ihtimali olmayan Gül’ün adaylığı, Erdoğan’ın birinci turda seçilmesine engel olacağı için Akparti çevrelerince ihanetle eş değerde görülecektir. Gül’ün bu hesabı yapmamış olacağı düşünülebilir mi?
 
Şunu hiç tereddütsüz söyleyebiliriz: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olması halinde - ki bu kesin -  Gül cumhurbaşkanı seçiminde asla aday olmayacaktır. Gül üzerinden spekülasyon yapanlar, siyasî hesaplarını Gül’ün aday olacağı üzerine kuranlar yanılmaktadırlar. Gül her şeye rağmen aday olursa kendi seçilemediği gibi Erdoğan’ın seçilmesini de engeller.
 
Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçiminin birinci turunda MHP’nin de desteğiyle %50 artı bir oyu sağlayıp sağlayamayacağı konusunda tahmin yürütmek için henüz pek erken. Zamanında yapılacak bir seçime kadar yaklaşık yirmi ay var. Bu sürede yurtta ve dünyada ne gibi gelişmeler olacağı bilinmez.
 
Ancak ülkede her geçen gün biraz daha sertleşen siyasî kamplaşma, seçim ikinci tura kalırsa Erdoğan karşıtlarının rakip adayda birleşmelerinin çok güçlü bir ihtimal olduğunu gösteriyor.
 
Bakalım zaman ne gösterecek?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.