Cumhuriyetin İlanı, Malumun İlamıydı

9 EYLÜL 1922’de İzmir’in kurtuluşundan 29 EKİM 1923’te Cumhuriyetin ilanına kadar olan tarihi süreç, kronolojik sırayla ele alınırsa 1 KASIM 1922’den beri resmen var olan, adı konmamış rejimin sadece

9 EYLÜL 1922’de İzmir’in kurtuluşundan 29 EKİM 1923’te Cumhuriyetin ilanına kadar olan tarihi süreç, kronolojik sırayla ele alınırsa 1 KASIM 1922’den beri resmen var olan, adı konmamış rejimin sadece adının ilan edildiği anlaşılır.  
 
O günlere dönerek olayları sırasıyla hatırlamaya çalışalım. İzmir’in kurtarılmasının ardından Anadolu’da kalan Yunan ordusu bakiyelerinin de temizlenmesi tamamlanmış, İstanbul, Boğazlar ve Trakya’da işgali sürdüren İtilaf ülkeleriyle karşı karşıya kalınmıştır. Ordularımız işgalcilerin hatlarına kadar dayanmış, her an yeni bir çatışmanın başlama gerginliği tarafların 3 EKİM 1922’de mütareke (ateşkes) görüşmelerine başlamasıyla son bulmuştu. 11 EKİM 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı. 14 maddelik ateşkesle, Doğu Trakya geri alınıyordu. Barış antlaşması görüşmelerinin sonuna kadar boğazlar bölgesinde ve İstanbul’da işgal kuvvetleri kalabilecekti. Böylece, millî mücadelenin askerî safhası sona ermiş oldu.
 
Mudanya Mütarekesi gereği Trakya topraklarının devir teslimi için Refet Paşa görevlendirildi. 19 Ekim sabahı maiyeti ve Jandarma Muhafız Bölüğü beraberinde olduğu halde Gülnihâl vapuruyla Mudanya’dan ayrılarak öğleden sonra İstanbul’a geldi.
 
İtilâf Devletleri, Lozan’da 13 KASIM 1922’de toplanması beklenen konferansa, daha önce Londra Konferansı’nda da yaptığı gibi, birbirine düşürmek amacıyla hem İstanbul hem de Ankara hükümetlerini davet etti. TBMM karşı hamle olarak 1 KASIM 1922’de saltanatı kaldırdı. Refet Paşa, Yıldız Sarayı’na giderek Padişah Vahdettin’e bu kararı bizzat tebliğ etti.


 
Varlığı kabul edilmeyen İstanbul Hükümeti’ne 1 KASIM kararının tebliğ edilmesinin çelişki oluşturacağı düşünüldüğünden bu konuda herhangi bir teşebbüste bulunulmadı. Üst düzey memurlar Refet Paşa’ya müracaat ederek, ne şekilde hareket edeceklerini sorduklarında görevlerini sürdürmeleri istendi ve ardından İstanbul hükümetinden istifalar başladı. Gerekçe göstermeden görevinden ayrılan Adliye ve Maarif Nâzırlarının yerine kimse atanamadı.
 
4KASIM 1922’de Sadrazam Tevfik Paşa başkanlığındaki son İstanbul Hükümeti istifa etti. Refet Paşa aynı gün yönetimi TBMM adına devralarak her iş için tek mercinin Ankara olduğunu bildirdi. İstanbul vilâyeti işleriyle meşgul daireler ve müesseseler hariç Nezâretlerin mülga olduğu açıklandı. İstanbul’daki daireler, kıtaât ve zabıta Refet Paşa’nın emrine girmiş ve Refet Paşa, fiilen İstanbul’un idaresine el koymuştu.
 
Bir gün sonra gazetelerde TBMM Hükümeti ve Başkumandanlık namına Trakya’yı teslime memur Refet imzasıyla İstanbul’daki idarî işlerin nasıl yürütüleceğini izah eden 16 maddelik bir talimatname yayımlandı. Refet Paşa, İtilâf Devletleri temsilcileriyle yaptığı toplantıda İstanbul’un mülkî idaresinin Ankara’ya bağlandığını ifade ederek, temsilcileri ikna etti. Böylece, ortaya çıkan önemli bir kriz başarıyla yönetilmiş oldu.
 
Hayatını tehlikede gören Padişah Vahdettin, 17 KASIM 1922’de İngiltere’ye sığındı ve Malaya adlı İngiliz zırhlısıyla İstanbul’dan uzaklaştı. Bunun üzerine TBMM tarafından 18 Kasım’da Veliaht Abdülmecid Efendi Halife seçildi. Refet Paşa, bir taraftan İstanbul idaresine el koymuşken, bir taraftan da Trakya’nın teslim alınması işleriyle meşgul oluyordu.
 
İstanbul’daki işgal kuvvetleri komutanlarıyla temas ve işbirliği yapmak ve İstanbul’da kaldırılan Harbiye Nezâreti işlerini düzenlemek üzere İstanbul Kumandanlığı görevine atanan Selâhattin Âdil Paşa, 22 KASIM 1922’de İstanbul’a gelerek görevine başladı. Aynı günlerde Ankara Hükümetinin İstanbul Temsilciliği görevine atanan Dr. Adnan Adıvar Bey, 16 ARALIK 1922’de İstanbul’a geldi. Refet Paşa, Adnan Bey’in gelmesinden sonra 24 ARALIK 1922’de Trakya’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı.
 
20 KASIM 1922’de Lozan’da barış konferansı başladı. Müzakerelerin tıkanması üzerine Türk heyeti 4 ŞUBAT 1923’te Lozan’ı terk etti. İtilâf Devletleri, bir an önce barışa ulaşma ve ilişkileri normalleştirme ihtiyacı duyduklarından 28 MART 1923 tarihli bir notayla sorunları görüşmek ve çözmek için Lozan’a yeniden davet ettiler. Türkiye bu çağrıya 7 NİSAN’da cevap vermiş, görüşmelerin 23 NİSAN’da başlamasını teklif etmiştir. Egemenliğimizin tescili bakımından çok anlamlı bu tarihte Lozan Konferansı’nın ikinci bölümüne başlandı. 24 TEMMUZ 1923’te Lozan Anlaşması imzalandı. TBMM, anlaşmayı 23 AĞUSTOS 1923’te onayladı. O günden itibaren işgalciler İstanbul’u boşaltmaya başladılar. Son işgal birliği 4 EKİM 1923 günü  Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle Türk bayrağını selamlayarak şehri terk etti. 6 EKİM 1923’te ise Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu İstanbul’a girdi ve işgal resmen sonlandı.
 
Saltanat 1 KASIM 1922’de kaldırılmıştı. Son İstanbul Hükümeti 4 KASIM 1922’de istifa etmiş, Padişah 17 KASIM 1922’de İstanbul’dan ayrılmıştı. 23 NİSAN 1920’den beri ülkeyi TBMM, onun Başkanı ve onun hükümeti yönetiyordu. 1 KASIM 1922’de ülkenin tek hakimi, milli iradenin tecelli ettiği TBMM ve hükümetiydi. Artık bütün sıkıntılardan kurtulunmuş, barış anlaşması imzalanarak savaşlara son verilmişti. Aslında fiilen cumhuriyet olan rejimin adını da resmen koymanın zamanı gelmişti.
 
29 EKİM 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Kutlu olsun, ebediyen payidar olsun.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.