Dervişin Fikri Neyse…

Marifet iltifata tabidir. Toplum olarak nelere iltifat ettiğimiz ortada. Bazı parti sözcülerinin rakipleri hakkında kullandıkları dili biz kullansak annelerimiz ağzımıza biber sürerdi.

55 yıl önce ekonomi dersinde “Kötü para iyi parayı kovar.” diye bir kural öğrenmiştik. Sonraki yıllarda hayat bize bu kuralın her alanda geçerli olduğunu gösterdi. Kötüler, genel olarak iyilerin önüne geçiyor. Biraz arabesk biçimde şarkısı bile yapıldı. Kimin bestesiydi, kim söylüyordu bilmem, ama şu sözleri aklımda kalkmış: “Kötüler dünyayı almış gidiyor, iyiler kendini canım yormasın boşa şinanarinay…”
 
Siyaset dünyasında da böyle. Nitelikli, saygın, lafı sözü dinlenir siyasetçiler gittikçe azalıyor gibi. Ağzından küfür, ağır hakaretler hiç eksik olmayan; toplumu birbirine karşı tahrik etmeye çabalayan siyasetçilere itibar daha fazla. Gazeteler, televizyonlar onlara öncelik veriyor. Şu kahrolası reyting (rating) uğruna kavgacılar, küstahlar, yıkıcılar revaçta. Bunda bizim de suçumuz var. Marifet iltifata tabidir. Toplum olarak nelere iltifat ettiğimiz ortada. Bazı parti sözcülerinin rakipleri hakkında kullandıkları dili biz kullansak annelerimiz ağzımıza biber sürerdi.
 
Dervişin fikri neyse zikri de odur.” atasözümüz gayet güzel açıklıyor. İnsanlar; asıllarını, fikirlerinde olanı gizleyemezler. Kendilerini zorlayarak farklı düşündüklerini göstermeye çalışsalar da bir an boş bulunup gerçek düşüncelerini ağızlarından kaçırıverirler. Baca sıvasındaki çatlaktan bacanın zifiri dışa vurmuşsa kaç kat boya vurursanız vurun, sıva altındaki zifiri kusar.


 
Bu tür siyasetçiler, sözleriyle ilgili olarak toplumda bir tepki oluştuğunda, pişkinlikleriyle de kendilerini gösteriyorlar. Hemen sözlerinin çarpıtıldığını öne sürüp eleştirenleri suçlamaya başlıyorlar. Ne gerçek anlamda pişmanlık ne özür dileme var. Saldır, seni eleştirenleri eleştirdiklerine, hatta doğduklarına pişman et. Dikkatimi çeken başka bir husus, bu tür durumlarda sözde özür dileme metinlerinin muhtemelen kalemi kuvvetli bir yardımcıya, belki de bir avukata yazdırıldığı.
 
Bir kısım siyasetçinin genel olarak Karadenizlilerle, özelde Trabzonlularla ne alıp veremedikleri var bilmem. Her fırsatta Pontuslu Rum oldukları, Müslümanlıklarının şüpheli olduğu iftiraları atmaktan vazgeçmiyorlar. Kim ve nerede olduğu önemli değil. Pek çok örnekten biri olarak alıyorum. Yine böyle bir siyasetçi videosuyla kanıtlı biçimde Trabzonlu bir kadına “Sizi biz Müslüman ettik.” filan demiş. Sonrası daha çirkin. Ettiği haltı sözde örteyim derken sıvamış da sıvamış. Toplumdan ve Karadenizlilerden gördüğü tepki üzerine sözde özür dilemiş. Yukarıda kalıbı verdik, değişiklik yok.
 
Adam şaka ve espri mahiyetinde bir söz söylemişmiş, münafıklar hemen çarpıtarak amacı dışına aktarmışlarmış. Yani ortada özür dilenecek, pişmanlık belirtecek bir şey yok. Kabahat tepki gösterenlerde. Peki, bu siyasetçi sebep olduğu durum dolayısıyla üzgün filan mı? Ne gezer, üzgün; ama sözlerinin maksadı dışında bir anlam yüklenerek medyada paylaşılmasından dolayı son derece üzgün. Yani yine kabahat eleştirenlerde, siyasetçimiz sadece uğradığı iftira yüzünden üzgün.
 
Hakkını yemeyelim, siyasetçimiz paylaşımının son bölümünde “hiçbir art niyet ve ima taşımayan, kastı aştığı anlaşılan diyalogdan dolayı” herkesten özür diliyor. Buna da şükür.
Yahu bir defa da biriniz sözü eğip bükmeden, başkasına çamur atarak sıyrılmaya çalışmadan, mertçe “Hata ettim, bana yakışmayan sözler söyledim, pişmanım, üzgünüm, özür dilerim.” filan deyin. Daha iyisi “Boğaz dokuz boğum.” deyip dokuz defa düşünüp bir defa söyleyin.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.