Devlet Ciddiyeti ve Devlete Güven

Genel af ve bedelli askerlik konuları yeniden gündemde. Bu iki konu her ortaya atıldığında, devleti yönetenler son defa olduğunu, bir daha sözünün bile edilmeyeceğini söylerler. Ancak ne yazık ki çok kısa süre sonra temcit pilavı gibi yeniden önümüze sürüldüğünü görürüz.

Bu arada bazı vergi, vergi cezası afları da yürürlüğe kondu. Dün ev alanlar zararda, bugün alsalardı daha az tapu harcı, daha az KDV, daha az banka faizi ödeyeceklerdi. Dertlerine yansınlar. Uyanık olup, devletin ne yapacağının tüyosunu alsalardı(!)
Bizde oldum olası yasalar, uygulamalar sık sık değiştirilir. “Osmanlı yasağı üç gün sürer.” örneği  atasözü ve deyimlerimiz bile vardır. Halk adeta devletin sözüne güvenmemeye teşvik edilir.

Vergi mi yatırılacak; sorumluluk sahibi, düzgün vatandaş etiketli enayiler(!) daha ilk gün koşar yatırırlar. Devletin nasıl olsa yatırmayanlara bir kıyak yapacağını bilenler yatırmazlar. Süre dolar, bir de bakarsınız on beş gün uzatılmış. Devletin geleneksel tutumundan emin olanlar yine yatırmaz. Eninde sonunda aftır, yapılandırmadır, ceza kısmının kaldırılmasıdır gibilerden bir kolaylık sağlanır ve uyanıklar kazançlı çıkarlar.     

Haydi bir iki örnek verelim: Doğal gaz kullanan araçların yıllık araç vergilerine çok yüksek artış getirilmişti. Devletin sözüne inananlar, yükümlülüklerini bir an önce yerine getirmek isteyenler vergi dairelerine koşup ödediler. Aradan bir süre geçti, bu vergi çok yüksek bulunarak eski haddine çekildi. Erken davranıp ödeyenler fazla ödediklerini geri alamadılar, mahsup da edilmedi. Ödemeyi geciktirenler kârlı çıktı.

Eskiden radyo ve televizyonlarımız için PTT’den ruhsat alır ve yıllık vergi öderdik. Her yıl, vatandaşlar tehdit edilir, “Bu güne kadar ruhsat almayan, vergi ödemeyenler affedilmiştir. Bundan sonra ruhsat almayanlara, vergisini ödemeyenlere, kaçak kullananlara şöyle yapılacak, böyle yapılacak.” denirdi. Korkan korkar ruhsat alır, devleti tanıyanlar yine boş verirdi. Bir de bakardınız ertesi yıl aynı tablo tekrarlanmış. O güne kadar olanlara af. Özal döneminde kaldırılana kadar böyle sürdü gitti.

Sorumluluk sahibi, dürüst vatandaşlar uzun hayat tecrübelerine rağmen ders almaz, “Biz de devlete olan yükümlülüklerimizi geciktirelim ya da hiç yerine getirmeyelim, sonunda kârlı çıkarız.” diyemezler. Biraz da korkaklıklarındandır belki de devlete, yasalara saygıları.

Çok genç olanlar bile yaşamları boyunca yaşadıkları deneyimleri şöyle bir hatırlayıverseler ne derece doğru söylediğimi kabul ederler.

Bedelli askerlik konusu dönem dönem ortaya atılıyor ve sonunda uygulanıyorsa bu konunun kalıcı, âdil, mantıklı, kamu vicdanını incitmeyecek biçimde bir esasa bağlanması; gerçekçi biçimde düzenlenerek yasaya bağlanması gerekmez mi? Mümkün değil mi? Olmaz olur mu? Elbette olur da

Askerî hastahaneler kapatıldı. Tıp Fakültesini bitireyim, uzmanlığımı yapayım, derken otuz yaşını aşmış tabibi eskiden askere aldığınızda askerî hastahanelerde görevlendiriyordunuz. Şimdi ne yapacaksınız?

Geçmişteki her genel af çıkarılmasından sonra suç istatistiklerine, arşivlerinden gazete haberlerine bakın. Sekiz kişinin canına kıyan caninin üç ay önce aftan yararlanarak ceza evinden çıktığını görürsünüz. Adlî olaylarda hızlı bir artış gözlenir. Hırsız çalmaya, Katil katle, gasıp gasba, dolandırıcı dolandırmaya, ırz düşmanı tecavüze … kaldığı yerden devam eder.

“Rahşan Affı” diye bilinen, aslında ihalesi haksız yere Rahşan Hanım’a kesilen son affın ne kadar eleştirildiğini hatırlamadan edemiyorum.

Rivayet bu ya genç kız, tecavüzcüsünü sokakta görünce savcılığa koşar, “Irz düşmanı hapisten kaçmış.” diye şikâyet eder. “Yok, kaçmadı, devlet af çıkardı, affetti.” cevabını alınca “Bu adam devletin mi benim mi ırzıma geçti? Buna ne hakkı var?” demekten, devletin halt ettiğini söylemekten başka bir şey gelmez zavallıcığın elinden.

Köklü, binlerce yıllık geleneğe sahip bir devlete hiç yakışmaz böyle işler. Devlet dediğin sözüne güvenilirdir, uygulamalarında istikrarlıdır, esen rüzgâra göre tutum değiştirmez, vatandaşını aldatmaz.    
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.