IŞİD mi?

İslam hakkında hiçbir fikri olmayan; ancak ilgi duyan bir gayrimüslim, bu kitapçığı okusa İslam’a uzak durmak için elinden geleni yapar

Posta kutumda kapaklarıyla birlikte 32 sayfalık bir kitapçık buldum. 2014’te İstanbul’da basıldığı, adresi de verilen Hicret Dağıtım tarafından dağıtıldığı iç kapakta belirtilmiş. (Rumuz olduğu anlaşılan) Rasul Nasıh adıyla kaleme alınmış. İlk cümlesinde kitabın öncelikle çocuklar için hazırlandığı bildiriliyor. Kitapçığın başlığı “ELDEKİ KOR MUHAFAZASI ZOR İMAN”.
 
Kapakta “Demokrasiyi RED ETMEK, İslam dışı okulları RED ETMEK, Sisteme asker olmayı RED ETMEK, Sözleşmelerde ki şirki RED ETMEK” sözleri yer alıyor. (Yazım yanlışları kitapçığa aittir.) Zaten kitapçık baştan sona yazım ve ifade yanlışlarıyla dolu.
 
İslam hakkında hiçbir fikri olmayan; ancak ilgi duyan bir gayrimüslim, bu kitapçığı okusa İslam’a uzak durmak için elinden geleni yaparEser, iftiralarla, bilgi yanlışlarıyla ve bilgisizliklerle dolu hezeyanlardan ibaret. İddialarını kanıtlamak amacıyla yer yer Kur’an-ı Kerim’den - çoğunlukla ilgisiz - ayet mealleri veriyor ve kendince saptırarak yorumluyor.  Dinî kaynaklardan, din bilginlerinin eserlerinden kendince yorumladığı alıntılar yapıyor.


 
Kitapçıktan bazı örnekler (Yazım ve noktalama yanlışları kitapçığa aittir.): “Atatürk Kuran-ı Kerim’i ve Allah’ın emirlerini (kanunlarını) devletin anayasasından kaldırmış yerine Fransız’ların İngiliz’lerin kâfir anayasasını (kanunlarını) getirmiştir. Demokrasi sistemini ayakta tutan şey siyasi partilerdir. Bu partilerden herhangi birine oy vererek destekleyen kimseler de küfre rıza gösterdiğinden ve hatta küfrü desteklemiş olduğundan küfre girer, imandan çıkar, nikâhı düşer, kurban kesse eti yenmez, yaptığı ibadetleri kabul olmaz. Kur’an’a düşman Latince’yi evinin yanına sokup okutanlar, Müslümanlar, Müslüman cemaatı, Müslüman mektebi diyeceğine Türkler cemaatı, Türk okulu diyenler, inkılapçılardan maaş, tahsisat ve tekaüdiye alanlar, “Müslüman Türk’üz” (Sentezci yönünden) diyenler şeksiz ve şüphesiz küfürdedirler. 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim vb günler Müslümanlar için birer bayram günü değil, birer kara gündür. Bir Müslüman tertip edilen merasimlere nasıl katılabilir? Dininin de, imanının da, nikahının da gitmesine sebep olmaz mı? Katıldınsa hemen Kelime-i Şahadet getir, tövbe ve istiğfar et. Diyanet teşkilatını deruhte etmelerindeki asıl neden, din adına insanları sisteme bağlamaktır. Burada görev alanlar insanların küfre yapışmalarına sebep olduklarından en şedit kâfirlerdir.”
 
Daha nice zırvalamalar. Kitabı ölçü alırsanız yazarından başka herkes kâfir. Ne siyasî parti ne onlara oy veren seçmen bırakmış. Cami imamları dahil bütün diyanet teşkilatı, emekliler dahil devletten maaş alan herkes küfürde. Milli bayramlara katıldıysanız vay halinize. “Türk’üm.” hele hele “Müslüman Türk’üm” demişseniz tövbekâr olmanız, iman ve nikâh tazelemeniz gerek. Vergi vermek, elektrik, su, doğalgaz faturalarını ödemek, kâfir devlete destek olacağından küfrün büyüğü. Erkeklerin bile başı açık gezmesi ya da şapka takması küfür. Özetle bu devlet yıkılmadıkça, bu devlete itaat ederek, isyan etmeyerek yaşandıkça ne yaparsanız yapın küfürdesiniz. Aslında Latin alfabesini kullandığı, Batı’nın her türlü aracını kullanarak o kitapları bastırdığına göre kendisini nasıl küfürden uzak sayabildiği de meçhul. Anlaşılan kendisi küfürden münezzeh(!)
 
Durmadan beka sorunundan söz ediliyor. Bakın dumanlı havadan yararlanmaya çalışan nice kötü niyetliler var. İşin içinde dış güçlerin de rolü ve desteği var mıdır bilinmez. Ama olduğundan kuvvetle şüphelenmek ihtiyata uygun düşer. Birilerinin birtakım kaynakları, teşvik ve destekleri kullanarak bu tür yıkıcı girişimlerde bulundukları çok açık. Belli bir örgütlenmelerinin olduğu, ev ev dolaşarak posta kutularına yıkıcı yayınlarını bırakacak derecede pervasızlaştıkları görülüyor.
 
Bunlar, İnşallah devletin emniyet ve istihbarat güçleri tarafından tespit edilmişlerdir ve takip ediliyorlardır. Aksini düşünmek devletin acz içinde olduğunu kabul etmek olur. İşte o durumda gerçekten de beka sorunu vardır. IŞİD vb örgütler böyle ortaya çıkmakta, etkinlik kazanmakta.
 
Bu tarz yıkıcı girişimleri önemsiz görmek son derece tehlikelidir. Dinin alabildiğine istismar edildiği mevcut ortamı emellerine uygun bulan bu tür oluşumlar, cesaretlerini artırmaktadırlar. Devlet güçlerinin yanı sıra vatandaşların da uyanık bulunmaları gerekmektedir.

Yüreğimi ferahlatan iki şey var: Birincisi, çocuklar için hazırlandığı belirtilmesine rağmen eğitimli büyüklerin bile anlamakta güçlük çekeceği bir dille yazılmış olması. İkincisi, hiç kimsenin, hiçbir durumda mutlak küfürden kurtulamayacağı iddiası. Dolayısıyla tuzağına düşen az olur; ancak her şeye rağmen bunların tuzağına düşmeye elverişli olanlardan türese türese IŞİD vb türer.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.