İslam’ı Güzel Yüzüyle Anlatacak İlâhiyatçı Yok mu?

Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şeriflerde “Çocuklarınızı buluğa erince evlendiriniz.” Hükmünün bulunmasına. Bu hükmü “Buluğa erer ermez hemen evlendirin.” biçiminde anlamak İslamiyet’in ruhuna aykırıdır

Medyada, sosyal medyada söyledikleriyle gündeme gelen bir kısım ilâhiyatçı ve din adamı, ne yazık ki İslâmiyet hakkında sınırlı bilgisi olanları, dine karşı olmasalar da çok sıcak bakmayanları İslâmiyet konusunda şüpheye düşürecek patavatsızlıklar yapıyorlar. Daha da kötüsü din aleyhtarlarının eline çok güçlü kozlar veriyorlar.
 
Her biri adlarının önünde bir yığın unvan taşıyan bu adamların patavatsızlıklarına bakarak İslam’ı eleştirmeye kalkanları, bunların İslamiyet’i yanlış anladıklarına inandırmak çok zor. “Bu sözleri söyleyen adamlar ilâhiyat profesörü, il müftüsü; sen onlardan daha iyi mi bileceksin?” diyerek bizim sözümüze inanmıyorlar.
 
İster istemez “Dinimizi doğru, özüne uygun biçimde anlatacak hiç ilâhiyatçımız yok mu?” sorusu akıllara takılıyor. Olmaz olur mu? Ancak ekonomide kötü paranın iyi parayı kovması gibi, kötü din adamları da gerçeklerini kenara itiyor. Maalesef gerçek din bilginleri seslerini duyuracak ortam bulamıyor. Belki de maksatlı olarak her zaman İslamiyet’i özünden ve gerçeğinden saptıran, yanlış yorumlayan, şekle mahkûm olup özden uzaklaşan sözde din adamları öne çıkarılıyor. IŞİD vb aşırılar hangi kafaların mahsulü? Gün geçmiyor ki akla, mantığa, çağdaş dünyaya aykırı açıklamalar işitmeyelim. Son örnek güney illerimizden birinin müftüsünden.
 
Gazete haberlerine göre İl Müftüsü, bir kız Anadolu imam hatip lisesinde velilere yönelik konferans vermiş. İslam'a göre çocukların anne ve babaları üzerinde, “Güzel bir isim konması”, “İyi bir eğitim ve terbiye verilmesi”, “Güzel davranılması” ve “Evlilik çağına (ergenlik dönemine) geldiğinde evlendirilmesi” gibi birtakım hakları olduğunu söylemiş. “Hem Kur'an-ı Kerim hem de Hz. Peygamber (S.A.V), gençlerin ve yetimlerin buluğ çağına erince evlendirilmelerini emretmektedir.” buyurmuş. Buluğ çağının, İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre kızlarda 9-15, erkeklerde 12-15 yaşları arası olarak belirlendiğini; yalnız İmam-ı Azam Hazretlerinin, buluğ çağının sonu olarak kızlarda 17, erkeklerde ise 18 yaşını kabul ettiğini belirtmiş. (Yani İmam-ı Azam’a göre erken buluğa erme yaşı yine 9-12, en geç buluğa erme yaşı ise 17-18.)
 
İnşallah, veliler, Kur’an ve Hz. Peygamber emridir, diyerek hemen çocuklarını evlendirmeye girişmemişlerdir(!) Müftüye bakarsanız öğrencileri evlendirilmiş olacağı için, bütün imam hatip liselerinin kapatılması gerekir. Çünkü bu okulların birinci sınıflarına başlayan öğrenciler buluğ çağına ermiş durumdadırlar.
 
Yine bu Müftünün sözlerine itibar edilirse muhafazakârların erkek ve özellikle kız çocuklarını ilköğretimin ilk iki kademesinden hemen sonra evlendirerek daha fazla okutmaması gerekmektedir. Bilimi, fenni, teknolojiyi de bırakalım elin gâvuru (!) öğrensin, geliştirsin. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. “Çağı nasıl yakalarız? İslâm dünyasını sömürgelikten, kölelikten, çağ dışılıktan nasıl kurtarırız?” soruları aklına bile gelmemiş olmalı.
 
Hadislerin sahihliği tartışılabilir; ancak Kur’an hükümlerini reddetmek küfürdür. Kur’an’da yer alan ve imanın, ibadetin, İslam’ın şartlarını belirtenler dışında kalan birçok hüküm tavsiye niteliğindedir. Onlara uyulması hem dinen daha evlâdır hem kişinin yararınadır. Ancak uyulmaması günah değildir ve cezası yoktur. Örnek olarak Kur’an’da “Alış verişlerde alacak vereceklerin şahitler huzurunda yazıya dökülmesi” bildirilmiştir. Kur’an’a rağmen senetsiz sepetsiz borç alıp verenler günah işlemiş olmazlar.
 
Gelelim Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şeriflerde “Çocuklarınızı buluğa erince evlendiriniz.” Hükmünün bulunmasına. Bu hükmü “Buluğa erer ermez hemen evlendirin.” biçiminde anlamak İslamiyet’in ruhuna aykırıdır. Bu hüküm evlilik yaşı için alt sınırı koymakta; bu yaştan, buluğa ermeden önce evlendirmenin çocuğun haklarına tecavüz olacağını bildirmektedir. Üst sınır belirtilmeyerek kişinin, zamanın, ortamın şartlarına göre serbest bırakılmıştır. İnsanî değerlere, ahlâka, akla, mantığa, iyiliğe, güzelliğe aykırı hiçbir Kur’an yorumu İslam’ın ruhuna ve özüne uygun olamaz.
 
Bin dört yüz sene önce ortalama insan ömrü otuz – otuz beş yıldı. Bugünkü eğitim öğretim olanakları yoktu. İnsanlar çok daha genç yaşlarda hayata atılıyor, evleniyorlardı. Bu, bütün dünyada böyleydi. Örnek olarak Shakespeare’in (Şekspir) XVI. Yüzyılda yazdığı “Romeo ve Jülyet”te Jülyet’in yaşı 13’tür.
 
Günümüz dünyasının şartları asırlar öncesiyle bir midir? Yükseköğrenim yapan biri eğitimini en erken 23-24 yaşında tamamlayabilmektedir. Lisansüstü kariyer yapma ve erkeklerin askerlik hizmetleri hem hayata atılma hem evlilik yaşını daha da ilerilere taşımaktadır. Eğitim öğretimi bırakan gençlerimiz, günümüzde de genel olarak erken evlenmektedirler. Yasalarımıza göre zorunlu eğitim öğretim on iki yıldır ve bu süre içinde nişanlanmak, evlenmek yasaktır. Müftü, devletin yasalarına da aykırı söylemlerde bulunmaktadır.
 
Çağdaş dünyada kabul gören yasalar, Medenî Kanun, küçük çocukların evlendirilmelerini yasaklamaktadır. Ülkemizde küçük yaştaki kızların bazen dedeleri yaşında adamlarla zorla evlendirilmeleri sıkça görülen bir çirkinliktir. Müftü, 9-15 yaşında kızların evlendirilmesinin Kur’an ve Hz. Peygamber emri olduğunu söyleyerek önlenmeye çalışılan bu yanlışı desteklemektedir. İnşallah onun dokuz yaşında kızı, kız yakınları yoktur(!)
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.