İyiler İYİ Gidiyor

Bugün gelinen noktada İYİ Parti, kendisine umut bağlayanlara güven veren gelişmeler ortaya koyarak hakkında duyulan kuşkuları boşa çıkarmayı başarmıştır.

Yeni kurulan partiler, kurucuları arasında kimler bulunursa bulunsun; siyasî ortam yeni bir partiye ne kadar ihtiyaç gösterirse göstersin; başarılı olup olamayacakları konusunda kuşkuyla karşılanırlar. Nitekim İYİ Parti kurulduğunda da kamu oyunda aynı kuşkular yer almıştır.
 
İddia sahibi bir partinin kurulması ve seçime girme hakkını kazanması zaman alan bir süreçtir. İYİ Parti bu konuda da hayli eleştirilmiştir. Birçok köşe yazısında gecikmekte olduklarından, beklenen çalışmayı ortaya koyamadıklarından söz edilmiştir.
 
Bugün gelinen noktada İYİ Parti, kendisine umut bağlayanlara güven veren gelişmeler ortaya koyarak hakkında duyulan kuşkuları boşa çıkarmayı başarmıştır. İYİ Parti, uyguladığı yerinde stratejilerle, doğru hamleleriyle, vaatleriyle, siyasette güçlü bir iktidar alternatifi olduğunu kanıtladı; henüz hiçbir seçime girmemiş olmasına rağmen rüştünü herkese kabul ettirdi.
 
İYİ Partiye muhalif çevrelerden yükselen sesler, ortaya konan endişeler, bu konunun en önemli işaretleri. Bazı köşe yazılarında ve bazı siyasetçilerin söylemlerinde gördüğümüz paniğe varan telaş, İYİ Partinin başarısından endişe duyulduğunun zımnen ifadesidir.


 
Bu arada MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin, cumhurbaşkanlığı adayı göstermek için imza verecek seçmenlere yönelik tehditleriyle sadece siyasî hayatının değil, bütün hayatının tevili mümkün olmayan en büyük gafını yaptığını da hatırlayalım. Tabiî buna gaf denebilirse! Demokrasiye, hukuka, anayasal hak ve özgürlüklere şöyle böyle bile olsa birazcık inanan bir siyasetçiden beklenmeyecek sözler…
 
Bazı köşe yazarları ve çevreler, grup tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilme imkânı doğmuşken 100.000 imza peşine düşülmesini - hem riskli olacağını hem teşkilâtların enerjisinin boşa harcanacağını, bu enerjinin başka faaliyetlere sarf edilmesinin daha doğru olacağını belirterek - eleştirmekteydiler.
 
Akşener Hanımefendi’nin cumhurbaşkanlığı adaylığında ısrar etmesi, 21 milletvekili ile grup kurmuş olmalarına rağmen halkın 100.000 imzası ile aday olacağı sözünden dönmemesi çok yerinde olmuştur.
 
İYİ Partinin seçimlere katılmasını garanti altına alan CHP’li demokrasi kahramanı on beş milletvekilinin fedakârlıklarını göz ardı etmeden şunu söyleyelim: Bu fedakârlık olmasaydı da halkın imzalarıyla aday olunacağı kanıtlanarak karşıtların bu konudaki kara propagandaları, CHP’li on beş milletvekili için söylenen yakışıksız sözler etkisiz hale getirilmiştir.
 
Akşener Hanımefendi, daha önceden halkın 100.000 imzasıyla aday olacağını açıklamış olduğu için bu yoldan dönemezdi. Dönseydi karşıtları “halktan 100.000 imza alamayacağını anladığı, halkın karşısına çıkmaktan korktuğu” gibi iddialarla propaganda yapma imkânı bulacaklardı. Bunun da önü alınmıştır.
 
En önemlisi İYİ Parti teşkilâtları sınamadan geçirilmiş, organizasyon yetenekleri denenmiş, seçim çalışmaları için bilenmeleri sağlanmıştır. Aslında bu faaliyet de seçim çalışması kapsamındadır. İYİ Parti teşkilâtlarında büyük bir canlılık ve heyecan gözlenmektedir. Başka türlü teşkilâtların sınanması ve halkta İYİ Partiye gösterilen teveccühün büyüklüğünün kamuoyuna kanıtlanması mümkün olamazdı. 100.000 imza kampanyasının seçim öncesinde seçim gibi bir işlevi olmuş, somut bir başarı ortaya konarak halkın İYİ Partinin seçimlerde yüksek oy alacağına inancı pekiştirilmiştir.
 
Daha ilk gün 100.000 imza çok çok aşılarak, İYİ Partiye teveccüh gösteren halkta uyanan büyük heyecanın gözlenmesine de fırsat verilmiştir. Medyada yer verilmese, gizlenmeye çalışılsa da 500.000’i çok aşacağı anlaşılan imza sayısı İYİ Partiye sempati besleyenlere güç verecektir.
 
“Cümbüş ittifakı kurun.” filan diye alay edilirken “Millet İttifakı”nın kuruluvermesi de pek çok hesabı alt üst etmiş, yeniden gözden geçirilmesine yol açmıştır. MHP için hayatî önem taşıyan Cumhur ittifakının AKP açısından pek bir yararı kalmamıştır.
 
%35-45 oy oranlarıyla 300’ün üzerinde milletvekiliyle tek başına güçlü biçimde iktidar olabilirken rejimi başkanlığa taşımak ve %50 artı bir oy almakzorunda kalmak, ittifak kurmak, iktidar açısından pek iyi olmuş gibi görünmüyor. Neredeyse tuzağa düşürüldüler dense yeridir. İcraat yapabilmek ve bozuk giden işleri düzeltebilmek için zaman varken, apar topar gidilen 2002’deki erken seçimin o günkü iktidarın işine yaramaması gibi, bu baskın seçimin de bugünküne yaramama ihtimali gittikçe kuvvetleniyor. Bakalım zaman ne gösterecek?
 
Her şeyin ve seçimlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyorum.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.