İyiliği Öldürmek

Bir vakfın varlıklarını çalanlar, insanların muhtaçlara yardım edilmesi amacıyla verdiklerini tırtıklayanlar en aşağılık hırsızlardır. Kötülükler, anlık kötülükler olmakla kalmaz; sonraki zamanları da

İster semavi olsun ister olmasın bütün dinler iyilik üzerine kurmuşlardır esaslarını. İyiliği, yardımlaşmayı, zayıfları kollamayı, kötülükleri önlemeyi öğütlemeyen din yoktur. Yine her dinin inananları, imanlarının güçlülüğü oranında iyilik yapmaya, iyi insan olmaya çalışırlar.
 
İnananların iyilik yaparak sevap kazanma arzusu, her zaman bu duyguyu istismar yoluyla çıkar elde etmek isteyenlerin hedefinde olmuştur. Ülkemizde İslamî hassasiyetlerin arttığı, siyasi alanda İslam’ın daha fazla söz sahibi olduğu dönemlerde ne yazık ki bu tür istismarlar çok daha fazla olmaktadır.
 
Günümüzde herhangi bir vakfa, derneğe, bağış kampanyasına hiç kuşkuya kapılmadan yardım etmek imkânsız hale gelmiştir. Bu tür kurumlarda bir yolsuzluğun duyulmadığı gün geçmiyor. Bir bakıyorsunuz cami önünde cemaatten para toplanan para kutusunun başında duran adamın bir kısım parayı kaşla göz arasında cebine atıverdiğinin görüntüleri yayımlanıyor. Ortalık yerde bunu yapanlar, kapı arkasında neler yapmaz, diye endişeleniyorsunuz. O da bir şey mi? Bilmem hangi toplum yarası dile getirilerek açılan yardım kampanyasında toplanan milyonlar ortada yok.
 
İslam toplumlarında vakıf müessesesinin çok önemli yeri var. Geçmişte atalarımızın sayısız konuda kurdukları vakıfları anarak övünüyoruz. Kış mevsiminde aç kalan kurtları besleme vakfından tutun, fakir kızlara çeyiz düzme vakfına; leylek vakfından duvar ve sokak temizliği vakfına varana kadar binlerce vakıf…
 


Bu vakıfları kuranlar kendi servetlerini, mallarını, mülklerini bu vakıflara tahsis eder; karşılığında Allah’ın rızasından başka bir çıkar beklemezlerdi. Kurdukları vakıfların yaşaması için gereken her önlemi alır, vakfı yönetecek mütevelli heyetlerini tayin ederlerdi. Her vakfın “vakfiye” adı verilen bir kuruluş senedi olurdu. Vakfiyelerin sonunda genellikle vakfı bozanlara, vakfiyeye aykırı davrananlara beddualar edilirdi. Bu beddualar nedeniyle inancı güçlü Müslümanlar vakıflara, vakıf mallarına tecavüz etmekten son derece sakınırlardı. Halen Konya’da, sahibi olduğunuz bir mülk, geçmişte bir vakfa aitken vakfın dağılmasıyla elden ele geçerek size ulaşmışsa satabilmeniz neredeyse imkânsızdır. Ancak inancı zayıf birisine değerinin çok altında fiyatla satabilirsiniz. 
 
Günümüzde “vakıf” kavramı değişti. Daha çok İngilizcede “foundation” sözcüğüyle ifade edilen “kurum, kuruluş, müessese” anlamlarında bir tür ticari ortaklık gibi algılanmakta. Artık vakıf kurmak için servet, mal, mülk tahsis etmek yerine önce vakfı kurup devletten, belediyelerden, başka kişi ve kurumlardan yardım bekleniyor. Bu da bir iyilik yöntemi belki; ama vakıf kavramını bozduğu, yozlaştırdığı da bir gerçek.
 
Bir ülkede sermaye birikimi sağlamada anonim ortaklıkların önemi çok büyük. Küçük küçük tasarruflar bu yolla büyük yatırımlara dönüşür. Bizde bunun önü de kesildi. Öncelikle Yurt dışındaki işçilerin paralarına göz diken sahte dinciler, yurt içinden de inanılmaz paralar topladılar. “Kombassan, Yimpaş, İhlas Finans vb. yüzlerce kuruluş insanlarımızı pişman ve perişan etti.
 
Şeyhler, şıhlar ve kurdukları saltanat ayrı konu. Holdingleşen, ticarette, medyada devleşen tarikat ve cemaatler dudak uçuklatıyor. Himmet organizasyonlarıyla inanılmaz kaynaklar elde eden FETÖ örneği herkesi düşündürmeli. Bunca mücadeleye rağmen hala büyük paralara hükmedebiliyor, yurt dışında faal olabiliyorlar.
 
Bir vakfın varlıklarını çalanlar, insanların muhtaçlara yardım edilmesi amacıyla verdiklerini tırtıklayanlar en aşağılık hırsızlardır. Kötülükler, anlık kötülükler olmakla kalmaz; sonraki zamanları da etkiler. İyiliğin istismarı insanları iyilik yapmaktan uzaklaştırır. Yardım etme imkânınız olduğu halde yapacağınız yardımın yerine ulaşacağından şüpheye düşüyorsanız eliniz cebinize gitmez. Devlet bu konunun üzerine düşmek zorundadır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.