Jurnalcilik

Tarihin her döneminde, her toplumda jurnalcilik olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Ancak uygulanmakta olan hukuk kurallarına, yöneticilerin tutumlarına ve yönetin modeline göre toplumda jurnalcili

Jurnalcilik, ispiyonculuk ve ihbarcılık” yakın; hatta aynı anlamda kullanılan sözcüklerdir. Kullanımlarında kesin bir farklılık bulunmasa, birbirleri yerine kullanılabilseler de  “Jurnalcilik ve ispiyonculuk” çoğunlukla olumsuz anlamda “iftiraya dayalı suç atma”yı ifade ederken; “İhbarcılık” sözcüğü daha çok “gerçek bir suçun, kötülüğün ilgili makamlara bildirilmesi” anlamında kullanılmaktadır.

Tarihin her döneminde, her toplumda jurnalcilik olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Ancak uygulanmakta olan hukuk kurallarına, yöneticilerin tutumlarına ve yönetin modeline göre toplumda jurnalciliğin arttığı ya da azaldığı görülür.
Özellikle baskıcı yönetimler döneminde jurnalcilik çok yaygınlaşır. Bizde Sultan II.Abdülhamit döneminde jurnalcilik adeta kurumsallaşmış, birilerinin geçim kapısı haline gelmiştir. Cumhuriyet döneminde her iktidar değişikliğini takiben jurnal ve jurnalci sayısında artış görülür. Yine demokrasinin askıya alındığı askerî müdahale dönemlerinde jurnalcilikte patlamalar olmuştur. Bunda jurnallerin ciddi bir elekten geçirilmeden dikkate alınmasının ve gerçeği yansıttıklarına inanılarak işleme konmasının önemli rolü vardır.

Baskıcı yönetimler döneminde sıralı makamların kendilerine ulaşan jurnalleri gerçekten uzak bulup işleme koymamaları kendilerinin de jurnallere maruz kalmaları sonucunu doğuracağından en uçuk kaçık jurnaller bile işleme konur. “Neme lazım, biz suçlanan vatandaşı hele bir içeriye alalım, sorumluluktan kurtulalım. Suçsuzsa sonradan ortaya çıkar.” zihniyeti hakimdir.

Komşusuna kızanlara, terfi etmesinin önünü tıkayanlardan kurtulmak isteyenlere, birilerine düşmanlık besleyenlere, birileriyle menfaat çatışması olanlara gün doğmuştur. İmza atıp kendini ele vermeye bile gerek yoktur. İmzasız bir mektup yazarsınız olur biter.
FETÖ’nün ülkeye ve insanımıza ettiği kötülüğün haddi hesabı yok. Her gün yeni bir boyutuyla karşılaşıyoruz.  Devlet kurumlarında birilerini FETÖ ile iltisaklı gösterme furyası var. Siyasetçiler en önde, parti içi muhalifler dahil karşılarına çıkanları FETÖ destekçiliğiyle suçlayıveriyorlar. Birisiyle hesabı olan hemen hemen herkes “Bu adam FETÖ’cü” demeye başlıyor. Bunun en acı örneğini geçtiğimiz günlerde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yaşadık.

Tanıyan herkesin ruh sağlığı bozuk, psikopat, sosyopat kişilikli olarak tanımladığı bir araştırma görevlisi dört akademisyenin canına kıydı. Medyada bu caninin iki yüz civarında akademisyeni FETÖ mensubu olmakla jurnallediği, bu kişilerin önemli bir kısmının görevden uzaklaştırıldığı, tutuklandığı haberleri yer alıyor. İçlerinde aklanmalarına rağmen görevlerine dönemeyenler varmış. Görevlerine dönseler bile aldıkları yara sağaltılabilir mi? “Bade harab’ül-Basra.” Bir manyağın hedefi olup uğradıkları haksızlık, çektikleri çile telafi edilebilir mi? “Kurtulduklarına şükretsinler.” denebilir mi?

Bir jurnalin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının titizlikle incelenmesi, hangi koşulları taşıyan jurnallerin işleme konacağı gibi konularda ciddi çalışmalar yapılmalı; uygulama yöntemleri kalıcı esaslara bağlanmalı, masum vatandaşların art niyetli birtakım kişilerin kurbanı olmasının önüne geçilmelidir.

Eskişehir’de yaşanan elim facia aklımıza bazı soruların takılmasına da yol açmıştır. Başka bir üniversitede hakkında disiplin soruşturma varken bu caninin Osmangazi Üniversitesi'ne nakli nasıl mümkün olmuştur? Normalde bir lise öğrencisine bile hakkındaki disiplin işlemi tamamlanmadan tasdikname verilmez.

Tanıyan herkesin ruh sağlığının bozuk olduğunu söylediği, Hakkında birçok şikayet bulunan bir kişi nasıl olur da göreve devam ettirilir?

Ruh sağlığı bozuk bir kişiye nasıl olur da ateşli silah bulundurma ruhsatı verilir? Ruhsat verilirken bu konuda bir akıl sağlığı raporu aranmıyor mu?

Bir üniversite araştırma görevlisinin ateşli silah  bulundurmasını gerektirecek ne gibi bir riski olabilir de ona bulundurma ruhsatı verilir?

Bu sorular da mutlaka cevaplandırılmalı, bundan böyle benzeri felaketler yaşanmaması için dikkate alınmalıdır.

Hayatını kaybeden akademisyenlere rahmet acılı ailelerine ve üniversite camiasına baş sağlığı diliyorum.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.