Kadına Şiddet

Dinimizin kadını erkeğin gölgesinde ikinci sınıf insan kabul ettiği gibi çok büyük bir yanılgı var. Daha önemlisi kadınlarımızın büyük bir bölümü de böyle olduğuna inanıyor.

Her konuda olduğu gibi sosyal konularda da karşılaşılan olumsuzlukların çözümünde eğitimin rolü önemli. Ülkemizde kadına uygulanan ve cinayete kadar ulaşan şiddet olayları, her gün medyanın başlıca haberlerinden. Son “Emine Bulut” cinayeti bir kez daha kanımızı dondurdu. Kadına şiddetin önlenmesinde hem erkeklerin hem kadınların eğitilmeleri gerekiyor.
 
Bu konuda polisiye önlemler, yasalarda düzenlemeler yapılması, cezaların artırılması ve ödünsüz uygulanması yararlı olmakla birlikte yeterli değildir. Öncelikle hem erkeklerde hem kadınlarda zihniyet değişikliğine gerek vardır. Bu da ancak eğitim yoluyla olur.
 
Eğitim derken, yalnızca okul eğitiminden söz etmiyorum. Toplumun kültürüne, eğitimine katkıda bulunan resmî ya da özel her türlü etkinlik bu kapsama girer. Toplumumuzun dine verdiği önem dolayısıyla başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere bütün dinî kurumlarımıza önemli görevler düşmektedir.
 
Din adamlarımızın koca koca ilahiyat profesörlerinin kadına uygulanan şiddet konusunda karneleri ne yazık ki çok iyi değil. Sosyal medyada yer alanlar belki biraz abartılmış olabilir; ama medyada her gün kadını aşağılayan, erkeğin kölesi gibi gören açıklamalarına tanık olmaktayız. “Çalışan kadın fuhşa hazırdır. Tesettürsüz kadın perdesiz eve benzer. Hamile kadın sokakta gezmemeli. Kadın gülmemeli. Kadının yeri evidir. Dünyayı elime verseler kızımı bir gün bile okula göndermem.” benzeri sözleri profesörler, akademisyenler, din adamları söylüyor. Bu tür sözler bazı programlarda televizyonlardan yayımlanıyor. TRT’nin bir dinî programında konuk din adamının eş sözcüğüne öfkelenerek: “Eşimmiş, ne demek eş? O benim eşim, eşitim değil.” sözlerini işitmiştim.


 
İnsanlar, sosyal medyadaki bazı paylaşımları dolayısıyla “halkı kin ve nefret duygularına sevk etmek” suçundan adlî takibata uğruyorlar. Gerekli yasal düzenlemeler yapılarak kadına şiddeti özendirecek her türlü açıklama, paylaşım da suç haline getirilmelidir. Aklına esen uluorta kadınları aşağılayıcı, ayrımcı sözler söyleyememeli.
 
Dinimizin kadını erkeğin gölgesinde ikinci sınıf insan kabul ettiği gibi çok büyük bir yanılgı var. Daha önemlisi kadınlarımızın büyük bir bölümü de böyle olduğuna inanıyor. Öncelikle bu yanlışın yıkılması gerekir. Pek çok erkeğimiz eşlerini hatta uzaktan uzağa sevdikleri kadınları, kızları kendi malları gibi görmekte. Bizde kara sevdanın ifadesi olan“Ya benimsin ya kara toprağın.” sözü, Türk filmlerine ad bile olmuştur. Bu zihniyetle yetişen Türk erkeği, kendinde sevgisine karşılık vermeyen genç kızı katletme hakkını bulabilmektedir.
 
Her gün uyguladığı şiddetten bıkıp kurtuluşu boşanmakta bulan eski karısını çocuklarının gözü önünde vahşice katleden adamların(!) zihniyetini çözmek gerek. Bu noktada kadın mal olmanın ötesinde görülüyor. Sattığı eski arabası için aynı duyguyu taşımıyor. Demek konu malını yitirmiş olmakla sınırlı değil. Seviyor, kara sevdalı, desek; insan sevdiğini her gün döver mi? Sosyologlara, psikologlara, psikiyatrlara çok iş düşüyor.
 
Bu kafayı anlamak için meyhane türü yerler iyi birer laboratuar. Arabesk müzik eşliğinde kafalar tütsülenirken şarkı sözlerine ahlar, oflar ile eşlik edilir. Şarkıların sözleri hep sevilen kadına duyulan doyumsuz aşkın ıstırabıyla doludur. O ah çeken, göğsünü yumruklayan adamın duygu dünyasının çok zengin olduğunu, evine gidince eşine büyük bir aşkla sarılacağını sanırsınız. Adam sarhoş kafayla evine girer girmez ilk işi eşini hastanelik edinceye kadar dövmektir. Kadın bu adamın elinden boşansa da kurtulamaz. Çoğu zaman bir dayanağı, kendi kendine ayakta durabilecek ekonomik gücü yoktur. Kaderim, deyip çeker felaketini.
 
Kadın sığınma evleri ve sundukları hizmetler artırılmalı. Vakıflar ve dernekler, belediyeler bu alanda da çok güzel işler yapabilirler. Belki de devlet, “Çocuk Esirgeme Kurumu”na benzer “Kadın Esirgeme Kurumu” gibi yeni bir kurum oluşturmalıdır.
 
Siyasi partilerin parti programlarında “kadına şiddet” konusu özellikle ele alınmalı, kadınlarımız seçimlerde oy kullanırlarken partilerin bu konudaki programlarını da dikkate almalıdır. Kadını kurtaracak olanın bizzat yine kadın olacağı unutulmamalı, kadınlarımız hak ve hukuklarına sahip çıkmalıdır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.