Kadına Şiddet Zihniyetin Eseridir

Kadın ve çocuklara karşı işlenen şiddet ve tecavüz suçlarında cezalar artırılmalı, herhangi bir indirim uygulanmamalı. Daha önemlisi zihniyet değişimi için çaba sarf edilmelidir.

Kadınlara, çocuklara şiddet ve tecavüz bir zihniyet sorunudur. Bu zihniyet iyiye doğru değişmedikçe de azalmayacaktır. Yaşadıklarımıza bakıldığında değişimin iyiye değil kötüye doğru olduğu anlaşılıyor. Medya ve sosyal medya tarandığında kadın ve çocukların cinsel obje olarak algılandığı; varlıklarının, kişiliklerinin hiçe sayıldığı; uğradıkları tecavüzlerin hafife alındığı, mazur görüldüğü; hatta “Oh olmuş.” denildiği görülmektedir.
 
Tecavüzlerin hoşgörüyle karşılandığı dilin kullanımında bile görülmektedir. Artık “tecavüz” yerine kapsamı belirsiz “cinsel istismar” sözü kullanılıyor. Yakında “istismar” sözcüğü yerine de daha belirsiz uydurma bir söz bulurlar.
 
Bir kısmı akademik kariyerli din adamının “İslam - kadın – çocuk” hakkında medyada ve sosyal medyada ifade ettikleri görüşleri akla da İslam’a da sığdırmak mümkün değil. İslam’ı tanımak isteyen biri bu tarz ifadelerle karşılaştığında ihtimaldir ki “İslamiyet büyük oranda insanların cinselliği ile ilgili kurallardan oluşmaktadır.” diye düşünür. İkinci düşüncesi de herhalde “Anlaşılan İslam’da erkeğe hemen hemen her şey serbest,  erkeğe serbest olan her şey kadına yasak.” olacaktır. Bu durum dinden soğumalara da yol açmaktadır.
 
Bir kısım siyasetçinin, bir kısmı okul müdürü bir kısım yüksek bürokratın kadınlar hakkında sarf ettikleri sözler durumun vahametini artırıyor. Son olarak bir partinin bir il başkanının sözleri tüy dikti. Bu densiz rakip partiyi eleştirmeye kalkmış. “Asker karıları gibi ağlıyor…” diyor. Hangi sıfatı yakıştıracağımı şaşırdım. Sen o cefakar, fedakar asker karılarına kurban ol. Haddini, hudunu bilmez münasebetsiz. Hem kadını hem askeri aşağılamak senin temsil ettiğini iddia ettiğin düşüncenin neresine sığıyor?
 
Adalet, güçsüzün güçlüden korunmasını esas alır. Güçlü ve güçsüzü hukuk karşısında eşit tutmak adil değildir. Güçsüz lehine pozitif ayrımcılık, adaletin sağlanmasına daha uygundur. Sadece bizde değil, bütün dünyada yargı sistemleri benzer biçimde güçlülerin, zenginlerin daha kolay hak aramalarına; yargılamaları lehlerine sonuçlandırmada avantajlı olmalarına imkân vermektedir.
 
Hak aramanın bir maliyeti vardır. Bazıları uzun yıllar süren yargılamalarda mahkeme ve savunma masraflarına güç yetirmek zordur. Fakir insanların zengin biri karşısında hak aramaları hayli güçtür. Bir de zengin ve güçlü olanların bu imkânlarını kullanarak bel altı vuruşlara başvurmaları halinde adaletin tecellisi imkânsız hale gelir.


 
Yasal düzenlemeler kadınlar, çocuklar, güçsüzler, fakirler lehine pozitif ayrımcılık dikkate alınarak yapılmalıdır. Yargılama safhasında da pozitif ayrım gözetilmeli, ceza alt ve üst sınırları buna göre takdir edilmelidir. İyi hal indirimleri de buna göre olmalıdır.
 
Medyada yer alan birçok mahkeme kararında, iyi hal indiriminde bulunulması toplum tarafından iyi karşılanmamaktadır. Son olarak “Şule Çet” davasında mahkûm edilen katillerin cezalarında iyi hal indirimi yapılması tepkilere yol açtı.
 
Yasalarda öngörülen cezaların alt ve üst hadleri var. Mahkeme safhasında iyi hali görülenlere cezaların alt haddinin uygulanması yeterli olmalıdır. Her türlü kötülüğü yapan insanlara sırf mahkemede pişmanlık belirttiler, kravat taktılar, edepli davrandılar diye ceza indirimi uygulamak kamu vicdanını yaralıyor.
 
Sanırım bu iyi hal indirimi uygulaması sanıkların mahkemelerde taşkınlık yapmalarını önleme amacına yönelik. Eğer böyleyse mahkemelerde disiplini sağlamanın başka yolları aranmalıdır.
 
Kadın ve çocuklara karşı işlenen şiddet ve tecavüz suçlarında cezalar artırılmalı, herhangi bir indirim uygulanmamalı. Daha önemlisi zihniyet değişimi için çaba sarf edilmelidir. Bu kolay mı? Hiç kolay değil ve başta ülkeyi yönetenler olmak üzere herkesin eğilmesi gereken bir konu.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.