Kafa Reformu Gerek

Haklı ya da haksız, Altan kardeşlerin ve Nazlı Ilıcak’ın serbest bırakılmaları kamuoyunda ciddi infiale yol açtı. Özellikle Taraf gazetesinin geçmiş manşetleri, birinci sayfaları sosyal medyada paylaş

Yargı reformumuz hayırlı olsun. Nice yargı reformlarına(!)
 
Eğitim düzeyi ve kalitesi düşük toplumlarda genellikle hemen her konunun bir yasa çıkarılmasıyla ya da bir yasak konulmasıyla çözülüvereceği beklentisi vardır. Bu anlayış sıkça rastlanan “Sallandırıvereceksin birkaç kişiyi, bak bir daha yapılıyor mu?” sözlerinde kendini belli eder.
 
İnsanda eşitlik ve adalet duygusu Allah vergisidir. Bizim dinimiz, adaleti emreder. Muhaddisler zayıf rivayet olduğunu öne sürseler de bir Hadis-i Şerifte “Bir saat (veya bir gün) adaletle hükmetmek, bir sene (veya altmış sene) nafile ibadetten hayırlıdır.” (El-Acluni, Keşfu’l-Hafa; Ez-Zeylai, Nasbu’r-Raye) buyurulmaktadır.
 
Yazılı hukukun olmadığı dönemlerde de adaletle hükmetmek önemliydi. Bütün nasihatnameler, bütün siyasetnameler devlet adamlarının ve yargılayıcıların adaletli davranmalarını öğütler. Bu konuda Hz. Ömer’den Hükümdar Gazneli Mahmut’a kadar örnekler, öğüt verici kıssalar anlatılır. Bizim “Adalet mülkün (devletin) temelidir.” sözümüz de konunun önemini vurgular. Adaletin yıkıldığı ülkede devlet de yıkılır.
 
Adalet duygusu, inancı, ilkesi insanların; özellikle hüküm vericilerin ve yöneticilerin iliklerine işlememişse yazılı hukuk neyi ortaya koyarsa koysun; hangi reform yapılırsa yapılsın verimli sonuçlar alınamaz.
 
Esnafın tartarken, ölçerken; öğretmenin not verirken; çalışanın çalışırken, annenin yemek dağıtırken… adaletli olması, yargıcın hüküm verirken adil olmasından hiç de farklı değildir. Borçlu da alacaklı da adalet duygusu taşımalıdır. Sağlıklı bir toplumda her fert adaletli olmak zorundadır.


 
Adam kayırma, liyakate önem vermeme, partizanlığı öne çıkarma, adama göre hüküm verme adaletsizliğe yol açtığı gibi hem dinen hem ahlaken yanlıştır.
 
Düşünelim bakalım, biz nasılız? Her birimiz kişi olarak işlerimizde adaletli miyiz? Bir yakınımızla bir yabancı arasındaki bir olaya hakemlik ettiğimizde adil olabiliyor muyuz?
 
Yargı reformu yapılmadan önce yazılı hukukta masum insanların sahte delillerle, uydurma iddianamelerle zindanlarda çürütülmesini mümkün kılacak düzenlemeler mi vardı? Genelkurmay Başkanları, Ordu Komutanları, Rektörler, yazarlar, aydınlar kumpas davalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilir; kararlar Yüksek Yargı tarafından onaylanırken yasalar bugünkünden farklı mıydı?
 
Yönetimin hoşgörüsüyle FETÖ yargısı adaleti yıkmıştı. Bugün FETÖ ile mücadelede ortaya konan tablo ne yazık ki FETÖ yargısını anımsatıyor. Filanın damadı, falanın oğlu, falan zengin, falan siyasetçi boğazına kadar FETÖ görüntüsüne batmışken serbest kalıyor. Serbest kalmakla kalmıyor, itirafçı görüntüsüyle masum insanları hedef gösteriyor. FETÖ’nün en önde gelen gazetecisi bugün eller üzerinde etrafa iftira çamurları saçıyor. FETÖ borsasından dönen milyonlarca dolardan söz ediliyor.
 
Öte yanda 18-20 yaşlarında emir kulu askeri öğrenciler, köyünden yeni çıkmış erler ağır hapis cezaları alıyor. Askerlik yapan herkes çok iyi bilir. Hangi er, verdiği emirle ilgili olarak başındaki komutana soru sorup itiraz edebilir?
 
Haklı ya da haksız, Altan kardeşlerin ve Nazlı Ilıcak’ın serbest bırakılmaları kamuoyunda ciddi infiale yol açtı. Özellikle Taraf gazetesinin geçmiş manşetleri, birinci sayfaları sosyal medyada paylaşılarak nasıl melanet kustukları hatırlatıldı.
 
Bizde “Elle gelen düğün bayram.” diye bir söz vardır. Eşitliği vurgular. Yargı kararları farklı mahkemelerin eseri bile olsa insanlar bir denge beklerler. Benzer durumlarda benzer hükümler aranır. Birinin durumu çok ağır olduğu halde affedilirken diğerinin durumu onun yanında yok sayılabilecekken çok ağır cezalandırılmasını insanda Allah vergisi olan adalet mefhumu kabullenemiyor.
 
Yargıda hangi reformu yaparsanız yapın uygulayıcılar adil değilse FETÖ yargıç, savcı ve emniyet görevlilerinin yaptıklarının benzerleriyle daima karşılaşacağız. Halkta adalete güvensizlik giderek artacaktır.
 
Önceliğimiz kültürümüzde adalet mefhumunun yer etmesini sağlamak olmalıdır. Her türlü eğitim etkinliği buna özen göstermelidir. Ülkeyi yönetenler kendilerinden başlayarak topluma adalet duygusu aşılamalıdır.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.