Kızgınlıkları Soğutma Zamanı

Sonu kanlı çatışmalara gidebilecek bu kamplaşma gerçek beka sorunudur. Sonra başımızı taştan taşa vurmamak için başta her kademeden siyasetçiler, medya tetikçileri olmak üzere herkes aklını başına alm

Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı olmanın yanında bütün milletin cumhurbaşkanı olduğunu vurgulayarak seçimin bittiğini, artık sorunlarımıza odaklanmak ve birlik içinde olmak gerektiğini ifade etti.
 
Cumhurbaşkanı’nın “Dönem kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir… Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde, siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak, 82 milyon hep birlikte ’TÜRKİYE İTTİFAKI’ olarak hareket etmeliyiz.” sözlerine katılmayacak aklı başında kimse yoktur sanırım. Ben de yazılarımda pek çok yazar gibi ülkedeki kamplaşmaya dikkat çekmeye çalışmış, bunu körükleyenleri eleştirmiştim.
 
Bizim güzel atasözlerimiz, deyimlerimiz var. Az sözle pek çok şeyi anlatıverirler. “İmam …sa cemaat …çar. Mürşidin sevmediğini mürit sopayla kovalar. Boynuz kulağı geçer. Ön teker nereye giderse arka teker oraya gider.” vb. Etkin konumdakilerin, zenginlerin, siyasetçilerin gölgelerinde nema peşinde yalakalar türeyiverir. Etkili kimse rakipleri için bir söylerse yalakaları bin söyler, bir vurursa bin vurur.


 
Ülkede uzun zamandan beri yukarıdan aşağıya şiddetini artırarak yayılan bir siyasi kamplaşma var. Bu kamplaşma, zaman içinde barış kabul etmez düşmanlık raddelerine ulaşmıştır. Yukarıda bir şiddetinde ifade edilen bir eleştiri aşağılara doğru inildikçe katlanarak on, yüz, bin misli ve daha fazla şiddetle tekrarlanmakta; günü geldiğinde barışma, kucaklaşma imkânını tamamen ortadan kaldırmaktadır.
 
“İllet, zillet, hain, zilli, PKK ve FETÖ işbirlikçisi, adiler, analarını…” vb sözler kolay unutulur mu bilmem. Benzetmelerle, edebi sanatların her türlüsünü kullandıkları ağdalı sözlerle adeta bir küfür edebiyatı geliştirenler, parti sözcüleri, milletvekilleri, seçimlerde adaylığını koyanlar, hemen ağızlarını yıkayıp dün ağır sözlerle hakaret ettikleriyle musafahalaşır, kucaklaşırlar mı? İnşallah öyle olur da muhatapları edilen hakaretleri unutup kırgınlığı bir yana bırakabilirler mi? Televizyoncular ve ekranda boy gösterenler, her türden gazeteciler, tetikçiler, müfteriler, hızlıca tutum değiştirebilirler mi?
 
Daha aşağılara inelim. Parti teşkilatlarında, kadın ve gençlik kollarında görev alanlar; parti taraftarlığını fanatizme dönüştürenler ne yaparlar? Sosyal medyada akıl almaz paylaşımlar yapanlar, hepsini unutup dostça söylemlere mi başlarlar? Halk, siyasetçiler kadar kolay değişebilir mi? Bir de silahlanma çağrısı yapanlar, sokağa inmekten söz edenler var, onlar ne yaparlar?
 
Sayın Cumhurbaşkanının yukarıdaki sözlerinin gerçekten etkili olması, beklenen sonuçları vermesi çok arzu edilmesine rağmen hiç de kolay değil. Ancakısrarlı bir tutumla sürdürülmesi, uygun davranış ve uygulamalarla desteklenmesi halinde zaman içinde başarıya ulaşabilir.
 
Toplumların tepkilerinin değişmesi süre ister. Bir toplumda bir tutum ne kadar sürede oluşmuşsa, tam zıddına dönüşmesi için de ona yakın süre gerekir. Bunun örneği halkın siyasi partilere karşı tutumunda çok güzel görülür. Bir siyasi parti, ana felsefesinde halkın beğenmediğini ve bu yüzden oy alamadığını düşündüğü bir anlayışı terk etse bile kısa sürede sonuç alamamaktadır. O partinin anlayışında böyle bir değişim olduğu, bazen bir iki nesil geçtikten sonra ancak kabullenilmektedir.
 
Sonu kanlı çatışmalara gidebilecek bu kamplaşma gerçek beka sorunudur. Sonra başımızı taştan taşa vurmamak için başta her kademeden siyasetçiler, medya tetikçileri olmak üzere herkes aklını başına almalı. Ülkenin önünde çok zor günler var. Cumhurbaşkanı’nın sözlerini sahiplenmeli, arkasında durmalı, toplumsal barışın tesisi için çalışmalıyız.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.