Kötülük Sirayet Eder

Yargılamada suçun karşılığı olan cezaya ek olarak topluma, mekâna ve zamana olan etkisi değerlendirilerek çok ağır bir ceza daha verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Kötülükler salgın hastalıklar gibidir. Bazı kötülükler, yapıldığı kişi, yer ve zamanla sınırlı kalmaz; bütün toplumu, bütün ülkeyi, bütün geleceği etkiler. Bu yüzden kötülük görüldüğü yerde ezilmelidir. Kötülükler cezalandırılırken topluma, zamana ve mekâna yaygınlaşan etkisi dikkate alınmalıdır.
 
Kapısının önünde oynarken kaçırılan, tecavüze uğrayan, öldürülen küçük çocuklar var. Bu konuda örnekler çoğaldı. Artık insanlar tedirgin; çocuklarını oynamak için sokağa, parka bırakmaktan korkuyor, bir an bile gözlerinin önünden ayırmak istemiyorlar.
 
Şimdinin çocukları şanssız. Oysa bizim çocukluğumuz ne kadar mutlu geçmişti. Bütün günümüz sokakta geçerdi. Akşam ezanı okunup hava karardığında analarımız zorla sokarlardı eve. Şimdiki gibi bol oyuncak, bisiklet, kaykay vb. yoktu. Şimdi yaygınlaşan çocuk parkları, salıncaklar, kaydıraklar yoktu. Kendi oyun aletlerimizi kendimiz yapardık. Çelik çomak, harmanbiç, yakar top, beş taş, uzuneşek, birdirbir… Oyundan bol bir şey yoktu. Olmadı mı yenisini icat ederdik. Telden arabalar yapar, süslerdik; teker çevirirdik; çaput top yapar, ardında koşardık. Kızların evde yapılma bebekleri vardı. Şimdiki çocuklardan çok daha mutluyduk.


 
Yirmi bir yıl önce Konya’ya geldiğimizde, duraklarda, ağaçlarda; kayıp olduğu bildirilen ilkokul öğrencisi, mavi önlüklü, sarışın bir kız çocuğu resmi asılıydı. Bir iki yıl sonra aynı yaşta bir kız öğrenci daha, okul çıkışında kayboldu. Konya Emniyet Müdürlüğü polisleri büyük bir başarıyla iki olayın da faili olan canavarı yakaladı. Çocukların komşusu olan cânî, çocukları okul çıkışında kaçırmış, kirletmiş, katlettikten sonra yakmış ve çöplüğe gömmüş.
 
Biz okullarımıza güle oynaya kendimiz gider, kendimiz dönerdik. O günden bu yana çocuklar tek başlarına ya da arkadaşlarıyla okullarına gidemiyor. Kışın, inat edilen saat uygulaması yüzünden karanlıkta anneler görüyorum, kucaklarında sarılıp sarmalanmış bir bebek, ellerinden tutmuş uyuklayarak sendeleye sendeleye yürümeye çalışan üç-dört yaşlarında bir çocuk, yanları sıra anasının eteğinden tutarak yürüyen küçük bir öğrenci okula gidiyorlar. Demek ki kadıncağızın küçükleri bırakabileceği kimsesi yok. Anneler, babalar, dedeler, nineler, teyzeler, halalar, ablalar, ağabeyler küçüklerin ellerinden tutmuş yollarda.  
 
Aynı görüntüler okul çıkışlarında yineleniyor. Okul kapılarında yığılan insanlar çıkıştaki öğrenci kalabalığı içinde kendi yavrularını gözden kaçırmama çabasında. Çocuk bu, belli mi olur kaşla göz arasında yitip gidebilir. Gözlerde endişe, yüreklerde çarpıntı yavrusuna kavuşana kadar dinmiyor.  Yirmi yıl öncenin olayı bugünü etkilemeyi sürdürüyor.
 
Yasalarımızda cezaların - altı aydan beş yıla kadar hapis gibi - alt ve üst sınırları var. Yargı, olayın vahametine göre en azdan en çoğa kadar bir ceza belirliyor. Cezalar, hafifletici ya da ağırlaştırıcı nedenlere bağlı olarak tayin ediliyor. Yargılamada suçun karşılığı olan cezaya ek olarak topluma, mekâna ve zamana olan etkisi değerlendirilerek çok ağır bir ceza daha verilmesi gerektiğine inanıyorum. Hukuk bilginleri ne der, doğru bulunursa nasıl düzenlenir bilemem; o konuyu uzmanları en güzel biçimde çözümler.
 
Aradan geçen onlarca yıla rağmen milyonlarca insanı etkileyen, ürküten; zaman, emek, kaynak harcamalarına yol açan suçların bu yüzden de bir cezası olmamalı mı? Sosyal medyada, medyada çok yinelenen bir anekdot vardı. İngiltere’de gece parktan geçen bir genç kızı taciz eden adama hakim suçun karşılığı olan yedi ay hapis cezasına ek olarak yedi yıl ceza verir. Sorulduğunda, ilave yedi yılın İngiliz genç kızlarının gece huzur ve güven içinde gezmekten korkmalarına yol açtığı için olduğunu söyler.
 
Müsaade edin de bizim çocuklarımızın kapımızın önünde oynamalarını, okullarına rahatça gidip gelmelerini engelleyen caniler cezalandırılırken de hepimizin mağduriyeti dikkate alınsın.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.