Küçük Adamların Büyük Söz Söyleme İlleti

Daha önce Türk olmadığını, Arap olduğunu, Türk olmaktan mutluluk duymayacağını, üzüleceğini açıklayan sosyalist eskisi, yine cevher yumurtlamış.

Özellikle bizde küçük insanların büyük söz söyleme merakı vardır. Sosyal medya örnekleriyle dolu. Çoğu anlamsız, ordan burdan alınma sözlerin harmanlanmasıyla oluşturulmuş ifadeler. “Aşk çok acılı Adana kebaba benzer, şalgam suyu olmazsa çok yiyeni yakar.” saçmalaması gibi.
 
Daha önce Türk olmadığını, Arap olduğunu, Türk olmaktan mutluluk duymayacağını, üzüleceğini açıklayan sosyalist eskisi, yine cevher yumurtlamış. Devlet ihaleleriyle günden güne palazlanan bu kişi, Türklüğe hakarete cüret etmiş. “Benim için İslâm’a sarılmış, dik duran bir Arap, ruhunu Batı’ya satmış olan 50 Türk’e bedeldir.” demiş. Düpedüz Arap ırkçılığı yapmış.
 
Sözün önünü ardını görmeden hüküm vermek yanlış. “Biz milletten çok ümmetin şirketiyiz. Mesela Ömer Muhtar Libyalı olmasına rağmen İslâm ümmetinin bayraktarı idi. Selahaddin ise şarkın sevgili sultanı olarak anılır. Horasanlı Ebu Müslüm Türkmen idi. Biz kavmiyet bakışı ile bakmıyoruz olaylara... Ümmet gözüyle bakıyoruz. Benim için İslâm’a sarılmış, dik duran bir Arap, ruhunu Batı’ya satmış olan 50 Türk’e bedeldir. Düşünün ki, ‘Ben Türk’üm.’ diyen birisi kalkıp ajanlık yapıyor, ülkesini satıyor.” diyor. Bir de isim vermiş.


 
Elbette boyundan büyük halt yemiş. Bir yerlere mesaj vermek için olsa gerek ümmetçilikten dem vurmuş. Ümmetçiliği, Arap ırkçılığı olarak anladığı görülüyor. Niye “İslam’a sarılmış bir Türk, ruhunu Batı’ya satmış 50 Türk’e bedeldir.” ya da “Bir mümin ruhunu Batı’ya satmış 50 münafığa bedeldir.” demiyor? “Bir Türk, ruhunu Batı’ya satmış 50 Arap’a bedeldir.” de diyebilirdi. Niye öyle dememiş? Aslında bunlar bile tartışılır. Amaç ümmetçilik kılıfında Arap ırkçılığı, Türk’ü aşağılama.
 
Ruhunu Batı’ya satma konusuna gelince, ırkçılığa sapmadan, tarihî olaylara bakınca bu nitelik Türk’e mi Arap’a mı yakışır? Hâlâ pilavı elleriyle yeme, deve sidiği içme, ruhunu Batı’ya satmaya engel mi sanılır? Ruhunu İngiliz altınlarına satanlar; dinlerine, devletlerine, ümmetlerine, Halifelerine, kendi soydaşlarına, topraklarına ihanet edenler kimlerin ataları. Haydi, ataları öyleydi diyelim, bugünün Arapları ne âlemde? Ruhunu Batı’ya satmamış Arap kocabaşı var mı?
 
Ümmetmiş, hangi ümmet? İsrail’den, Yunanistan’dan, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminden, Ermenistan’dan yana çıkan Arap ülkelerinin ümmetçiliği mi? Daha kendi aralarında emel birliği edinememiş, birbirini katletmeye azmetmiş Arap ülkelerinin mi?
 
Günün gerçeği, tarihe şan vermiş Türk bir yana, Arap’ın ellisi bir Yahudi’ye bile bedel olamıyor ne yazık ki! 1918’de Filistin yöresinde dağınık yaşayan Yahudi nüfusun oranı %11’di. İsrail’in kurulduğu 1948’de bu oran %17’ye çıkmıştı. Filistin Arapları, Mısır, Irak, Suriye, Ürdün’ün birlikte savaştıkları İsrail, bu nispetsiz büyüklükteki Arap güçlerine karşı büyük zaferler kazandı; birbirinden kopuk, dağınık Yahudi yerleşimlerini birleştirdi ve topraklarını genişletti. Sonraki savaşlarda İsrail, Arap hainlerden, ruhunu satanlardan, çıkar çatışmalarından yararlanarak birbirinden büyük zaferler kazandı. Bütün dünya, Arap ülkelerinin oluşturduğu büyük güç karşısında İsrail’in yok olacağından endişeleniyordu. Arap yenilgileri bütün dünyada alay konusu oldu. Fıkralar, espriler türetildi. Arap tanklarının bir ileri altı geri vitesli olduğu anlatılıp gülündü.
 
O yıllarda anlatılan ve bizi üzen bir fıkra: Bir Arap heyeti Çin’e İsrail’i şikâyete gider. Heyet, çok ağlayıp sızlayınca Mao, İsrail’in nüfusunu sorar. “Küçük bir ülke Efendim, nüfusu iki buçuk milyon civarında.” cevabını alınca bir milyarı aşkın nüfuslu Çin’in Başkanı şaşırır ve “Bunlar hangi otelde kalıyor?” diye sorar!
 
Bugün Suudi Arabistan ve Mısır İsrail’le omuz omuza. Körfez ülkeleri onların arkasında. Suudiler Yemen’de çoluk çocuk Müslüman Arapları bombalamakta. Yemen açlıktan kırılıyor. Libya, Irak, Suriye perişan; Kuzey Afrika ve Mısır kısmen durulabildi.
 
Bugün Filistin davasına en fazla ilgi ve emek harcayan ülke Türkiye. Arapları seven, uğradıkları felaketlere en duyarlı insanlar Türkler. Suriyeli, Iraklı beş milyon civarında Arap mülteciyi bağırlarına basanlar yine Türkler. Yemek yediği kaba tükürmek, nankörlük, hiçbir zaman Türklere has bir davranış olmamıştır.
 
Bir Arap 50 Türk’e bedel, öyle mi? Hiç unutmasın. Türk tanklarının altı ileri, bir geri vitesi vardır ve kahraman Türk tankçıları manevra için bile geri vites kullanmaz. Bizim tankları ve tankçıları görünce şaşırmasın.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.