Mefkûre (Ülkü) ve Siyaset

Siyaset, doğası gereği faydacıdır (pragmatiktir). Dolayısıyla siyaseti meslek edinenlerin bir mefkûreye mutlak bağlılıkları zordur.

İdeoloji”sözcüğü, 1980 öncesinde yaşanan kanlı sağ sol çatışmaları, aşırı sol militanların nöbet bekleyen Mehmetçikleri şehit ettikleri banka soygunları, suikastlar vb. yıkıcı eylemler yüzünden anlam kötüleşmesine uğradı. Bugün pek çok insanımız için “ideoloji” sözcüğü anarşi ve yıkımı çağrıştırıyor.
 
“İdeoloji” sözcüğüyle “Ülkü, mefkûre, dava, ideal” sözcükleri arasında yakın anlam ilişkisi var. Bu sözcüklerin birbirleri yerine kullanıldıkları da görülmektedir. Özellikle “Ülkücü” kimliği altında toplanan milliyetçiler, “ülkü” sözcüğünü “milliyetçi ideoloji” anlamında kullanmaktadırlar. Bu yazıda bütün bu kavramlar yerine Ziya Gökalp tarafından kullanılan “mefkûre” sözcüğünü tercih ediyorum.
 
Siyaset, doğası gereği faydacıdır (pragmatiktir). Dolayısıyla siyaseti meslek edinenlerin bir mefkûreye mutlak bağlılıkları zordur. Kitle partilerinin daha çok ekonomik tercihlerini sezdiren bazı izler görünse de ödünsüz izledikleri bir mefkûreden söz edilemez. Fikir partisi sıralamasına sokulanların ve yan kuruluşlarının programlarına yansımış mefkûreleri vardır, Ondan ödün vermekte zorlanırlar. Hizipleşmelerin, tartışmaların, kopmaların altında mefkûreden sapıldığına duyulan kuşkular yatar.
 
Kitle partilerine nazaran fikir partilerinin, mefkûrelerine yakınlık duyanlarla sınırlı, daha az sayıda seçmeni vardır. Bu partiler, oy oranları yüzdelerle değil bindelerle ifade edilse bile varlıklarını sürdürürler. Bunların ilkelerini gözden geçirerek, kısmen yumuşatarak, taraftarlarınca eleştirilseler bile ödünler vererek değişim gösterdiği dönemlerde - siyasi ortam da uygunsa - oy oranlarının yükseldiği, iktidar alternatifi olabilecek düzeylere yaklaştığı görülür.


 
Bir mefkûreyi ortaya koyan, geliştiren mütefekkirler (düşünürler) ile o mefkûreye gönül verenler, kendilerine en yakın buldukları siyasi partinin saflarında yer alırlar. Onların bir kısmı parti kurucuları arasında, parti yönetim kadroları içindedir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi siyaset, faydacıdır. İç ve dış politikada dimdik, dosdoğru yürümek; mefkûre neyi emrediyorsa ondan bir milim bile şaşmamak her zaman siyasete uygun düşmez. Öyle zamanlar olur ki daha önce söylenmiş bütün sözler unutulur, izlenen yolun tam tersi tutulur. İşte siyasetçi ile mütefekkirin çatışmaya başladığı nokta budur.
 
Öncelikle o mefkûreye, sonra o fikir partisine bağlananlar, uygulamada gördükleri makas değişimiyle bocalarlar. Mefkûreleri uğruna mücadele vermiş, çileler çekmiş, fikir tartışmalarına girmiş insanlar, o güne kadar söylediklerinden kolayca dönemez; siyasetçiler kadar çabuk değişemez;inanmadıkları değişimi savunamazlar. Bunların bir kısmı, lidere yürekten bağlıdır. Bir kısmı, “Bir bildiği vardır.” diye liderin yaptığında keramet arar. Bir kısmı, çıkarı için ses çıkarmaz. Bir kısmı ise parti liderini ve yönetimini sorgulamaya başlar.
 
Gelinen noktada gerçek anlamda liderlik gösterilemez, bütünlüğü sağlayacak basiret ortaya konamazsa parti kaosa sürüklenir. Aynı mefkûre için birlikte çabalamış, aralarında dava kardeşliği doğmuş insanlar birbirlerini hainlikle suçlamaya başlar, küfürler doruğa çıkar. Dün omuzlarında taşıdıklarının cenazesine gitmeyecek, rahmet ve baş sağlığı dilemeyecek, İslâm’a aykırı olarak ölülerinin ardından kötü sözler söyleyecek raddelere gelinir. İtirazı olanlar partiden kovulur, sesi çıkan susturulur, iyi niyetle parti yönetimini uyaranlar hakarete uğrar. “Mefkûrenin sahibi biziz, bizden uzaklaşan, mefkûreden de kopmuştur.” İddiası ortaya atılır. Artık onları birleştirmek için yapılacak hiçbir çağrının, hiçbir barışma çabasının yararı yoktur.
 
Son söz: Mefkûreler, siyaset üstüdür ve hiç kimsenin ya da oluşumun malı değildir. Benzetme uygun görülürse din gibidir. Bir insanın bir dine inanması ve gereklerini yerine getirmeye çalışması, onun mensubu olmasına yeterlidir.  Mefkûreler de böyledir. Nasıl hiç kimse dini tekeline alıp, inanan birilerini din dışı ilan edemezse, birileri de bir mefkûreyi tekellerine alıp bağlılarını kovamaz.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.