PKK’ya İhtiyaçları Kalmadı mı?

ABD, müttefik olarak Türkiye’yi değil, PKK/PYD/YPG’yi seçmiş ve icraatlarıyla bunu kör gözlere bile sokmuştur.

ABD, “Kandildeki eşkıya liderlerinin” başına ödül koymuş. İnsan ilk başta inanamıyor, sonra bir gülme krizine kapılıyor.   Sanki Kandil’de ABD’li danışmanlar, eğiticiler, lojistik destekçiler cirit atmıyormuş gibi… Hatta İsrail ajanları…
 
ABD, her adımını uzun süreli ve ayrıntılı bir planın parçası olarak atar. Büyük Orta Doğu Projesininde yeni bir aşamaya gelindiğinin işaretinden başka bir şey değildir yaşanan.
 
Bölgeye İsrail’in çıkarlarına uygun bir biçim vermede artık PKK’nın Kuzey Irak’ta görevini tamamladığı, yeni bir aşamaya geçildiği anlaşılmaktadır. Artık uluslararası alanda terör örgütü olarak tanınan bir oluşum yerine, daha çok Kuzey Suriye’de legal hale getirilmiş daha köklü bir yapıyla karşı karşıya kalacağız bundan sonraki süreçte.
 
Fırat’ın doğusunda ABD tarafından teçhiz edilip eğitilen 75.000 kişilik PKK/PYD/YPG ordusuyla uluslararası alanda kabul ve teşvik gören bir oluşum var. Şimdilik federal bir yapının parçası olmak arzusunda görünüyor. Gelişmelere göre artık konfederal mi olur, bağımsız bir devlete mi dönüşür, Kuzey Irak – Güney Türkiye – Kuzeybatı İran’ı da içine alarak Akdeniz’e bir çıkış da mı sağlar bilinmez. Ama son aşamada hedef, vadedilmiş topraklarda büyük İsrail’in bir parçası olmaktır. Bu hedef şimdilik ütopik olarak görünse de sonraki aşamalara geçildikçe gerçekleşme olasılığı artar.


 
ABD, Fırat’ın doğusunda ve Menbiç’te PKK/PYD/YPG’nin hamisi, hadimi olmuşken ve durup dururken niçin “Kandil baronlarının” başına ödül koysun ki? ABD, Fırat’ın doğusunu Türkiye’nin müdahalelerinden korumak için radarlar kurarken, PKK/PYD ile müşterek devriyeler dolaştırırken;  o bölgeden Türkiye’ye yöneltilen tacizlere verdiğimiz uluslararası hukuka uygun karşılıkları alelacele kınarken niye “Kandil’in savaş lordlarını” bertaraf etmek ister ki?
 
Aslında Türkiye’nin ağzına bir parmak bal çalınmaktadır. Hepimiz göreceğiz. İlerdeki günlerde kendisine ihtiyaç kalmayan Kandil, faaliyetlerini adım adım azaltacak; hedeflerine, siyasî faaliyetlere ve Kuzey Suriye’den yürütülecek uluslararası çalışmalara ağırlık vererek ulaşmaya çalışacaktır. “Kandil ağalarına” hiçbir şey yapılmayacak, sadece geri plana çekilmeleri istenecektir.
 
Kandil’in liderlerinin başları için ödül konması, İran ambargosundan muaf tutulmamız, Membiç’in dış sınırlarında ABD ile müşterek devriyeye çıkmamız, Halk Bankası’na uygulanacak cezanın hafifleştirileceği söylentileri gibi bir dizi havuç; hazırlanmakta olan tuzağın büyüklüğünü göstermektedir. Son derece uyanık olmak gerekir.
 
Bilge Kağan, 732 yılından bize ulaşarak uyarıyor; “Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü Şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz  ermiş.” diyerek kolayca aldanmamamızı istiyor. O gün Çin, bugün ABD.
 
ABD, müttefik olarak Türkiye’yi değil, PKK/PYD/YPG’yi seçmiş ve icraatlarıyla bunu kör gözlere bile sokmuştur. Türkiye’nin IŞİD’e karşı birlikte mücadele önerilerini reddetmiş, IŞİD’le mücadele bahanesiyle PKK/PYD/YPG ile ortak olmuştur. Obama’dan bu yana ABD, Türkiye’nin beka sorunu olarak gördüğü hususlarda yaptığımız hiçbir öneriyi dikkate almamış, tam aksine tutum takınmıştır.

Emperyalizmin çirkin yüzünü biraz olsun gizleme ihtiyacı bile duymayan, aksine daha da çirkin biçimde ortaya koyan, adeta vahşi batının silahlı zorbaları gibi hareket eden Trump yönetiminden hayırlı bir iş beklemek kendi kendimizi aldatmak olur.
 
Şeytanla pazarlık masasına oturulmaz. Atalarımız, “Şeytanla kabak ekenin kabak başına patlar.” demiş.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.