Rıdvan’ın Bilmediği

"Cahilin övdüğü işten sakınmak gerek, tâ ki akıllıların eğlencesi olmayasın; çünkü sıradan kişilerin katında övülen insan, ileri gelenlere maskara olur.”

Futbol yorumcusu Rıdvan’ın Sayın Cumhurbaşkanı’nı Deniz Gezmiş’e benzetmesi, ardından Devlet Bahçeli’nin,  son zamanlardaki davranışlarına bakılarak pek de yadırganmayacak biçimde, herkesten önce atılıp Rıdvan’ı azarlaması pek çok yoruma ve tartışmaya konu oldu. Yine bu konuda hemen hemen söylenmeyen söz kalmadı. Araya başka konular girdi, yazım bugüne kaldı. Ben konuyu farklı bir açıdan ele almak istiyorum.
 
Bu arada ABD’nin Kudüs’te büyükelçilik açılması kararı başka bir furyayı da tetikledi. 1970’lerde Filistin kamplarında eğitim gören ve 1980 öncesinde ülkemizde esen terör fırtınasında yer alan Marksist-Leninist militanların Filistin davasına olan büyük katkısından(!) söz eden edene(?) Rıdvan da aynı düşünceyi dile getiriyor Cumhurbaşkanı’nı Deniz Gezmiş’e benzetirken.
 
O günleri yaşayanlar tanık oldukları terör olaylarını elbette unutmadılar. Fikir hareketlerinden, demokratik tepkilerden söz etmiyoruz. Tek örnek yeter. O günlerde çok yanlış bir uygulamayla adeta kurbanlık gibi banka önlerinde nöbete dikilmiş masum Mehmetçiklerin, Filistin’de, Suriye’de, Bekaa’da, Elfetih kamplarında yetişmiş Marksist teröristlerce şehit edilerek bankaların soyulduğu bugün gibi hafızamda. Banka kapısının iki yanında iki Mehmetçik… Kaldırımdan geçen bir yığın insandan ayırt edilemeyen banka soyguncusu teröristlere tepki vermelerinin hiçbir yolu yok. Bir anda elbiselerinin altından silahlarını doğrultup Mehmetçikleri, ana baba kuzularını kalleşçe şehit eden caniler.
 
Öğrenim derecesini bilmiyorum, Rıdvan’ın en azından lise öğrenimi olduğunu sanırım. Top peşinde koştururken lise edebiyat derslerine boş vermemişse, hiç olmazsa sınıfını geçecek not almışsa, benzetmenin (teşbih) ne olduğunu bilmesi gerekir.
 
Hem Rıdvan’ı hem de özelliklerini dikkate almadan sık sık benzetmelere başvuranları bilgilendirmekte yarar var. Aksi halde iyi bir benzetme yaptığını sanırken baltayı taşa vurma riski çok yüksek.
 
Bir benzetmede benzetme yönü (bir şeyin hangi özellik dolayısıyla başka bir şeye benzetildiği) açısından zayıf olan güçlü olana benzetilir. “Kar gibi beyaz gömlek” benzetmesinde, beyazlık bakımından daha zayıf durumda olan gömlek, beyazlığın sembolü olan ve bu açıdan daha güçlü bilinen kara benzetilmiştir. Şeker gibi portakal, bal gibi kayısı örneklerinde de tatlılık bakımından daha zayıf olan portakal ve kayısı daha güçlü olan şeker ve bala benzetilmiştir.
 
Adam gibi korkak fare” diye bir benzetme yapılamaz. Çünkü korkaklık bakımından fare insandan daha güçlüdür. Tersine “fare gibi korkak adam” benzetmesi çok yerinde olur. “Arı gibi çalışkan insan” benzetmesi uygun olurken, “insan gibi çalışkan arı” benzetmesi çalışkanlık bakımından arı daha güçlü olduğu için uygun olmaz.
 
Edebiyatta çok yaygın kullanılan benzetme sanatının yukarıdaki özelliği dikkate alındığında Rıdvan büyük bir gaf yapmıştır. Daha öncesi bir tarafa, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak Filistin konusunda yaptıklarını, böyle bir konumda olmayan Marksist bir militanın bu konuda bilinmeyen işleriyle karşılaştırmak ve Deniz Gezmiş’i daha güçlü kabul edip Cumhurbaşkanı’nı ona benzetmek doğru olabilir mi? Rıdvan’ın benzetmesi Deniz Gezmiş’i Cumhurbaşkanı’nın üzerine çıkarmıştır.
 
Bazı övmeler vardır ki aslında yerme hükmündedir. Bazı övgüler ise altında hakaret gizler. Halk türküsü “Yandım Şeker Oğlan”da, delikanlının yiğitliği(!), aslında pespayeliği şu sözlerle anlatılır: “Anasına bıçak çekip horazdan korkan oğlan(!)”
 
II.Sultan Murat döneminde Mercümek Ahmet’in tercüme ettiği “Kâbusnâme (1432)” adlı eserde kişiyi övmede aşırıya kaçmanın tersine yorumlanıp alaya yol açacağından söz edilerek örnekler verilir. Kel birine “Sırma saçlı”, şaşı ya da kör birine “sürme gözlü”, çelimsiz birine “Zaloğlu Rüstem” demek; düpedüz alay etmektir.
 
Konuşmayla ilgili başka öğütler de var Kâbusnâme’de:
 
“Ey oğul!
Ne kadar tatlı söylersen söyle, sözün yerini bilmedikçe söyleme. Çünkü yerinde söylenmeyen söz tatlı ve güzel de olsa acı ve çirkin görünür. Seni sıkıntıya sokacak sözü söyleme. Bu durumda susmak daha iyidir.
 
Ey oğul!
Seni akıllı kişiler övsün, cahil kişiler övmesin. Çünkü akıllılar ileri gelenlerdir, cahiller ayak takımıdır. Bu iki grup birbirinin zıddıdır. Akıllının bilgilice işini cahil beğenmese gerek, cahilin bilgisizce işini akıllı zaten hiç beğenmez. Çünkü akıllı olan kendi mizacına uygun olarak bilgilice iş görür, seni onun için beğenir; cahil de kendi mizacına uygun olarak iş görür, seni onun için över.
 
Cahilin övdüğü işten sakınmak gerek, tâ ki akıllıların eğlencesi olmayasın; çünkü sıradan kişilerin katında övülen insan, ileri gelenlere maskara olur.”
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.