Saygı

Makam sahibi kimseler, makamları yükseldikçe, hükmettikleri kitle büyüdükçe kibre kapılma riskinin arttığını her an hatırlamalıdırlar

Toplumumuzda saygı kuralları zamanın aşındırmasına uğrasa da her zaman önemli olmuştur. Eski kuşaklar ile genç kuşaklar arasında saygı anlayışında farklılıklar olması kaçınılmazdır. Ancakeskiler biraz hoşgörülü, gençler biraz özverili olurlarsa aradaki fark çatışmalara yol açmayacak kadar azalır.
 
Eskiyi hatırlayanlar için bugün ne kadar şaşırtıcı? Babalar, babalarının yanında çocuklarını sevemez, gelinler kayınpederlerinin yanında konuşamazlardı. Büyüklerin yanında ayak uzatılmaz, söze girilmez, daha yüksek bir yere oturulmaz, yolda önlerinden geçilmezdi. Torunu olmuş insanlar bile babalarının yanında sigara içemezlerdi. Rahmetli kayınpederim bana izin vermişti; fakat ben teşekkür etmiş, edeben yine de içmemiştim. Hatta bu yüzden bacanağım ve kayınbiraderlerim onların da yolunu tıkadığım için bana kızmıştı.
 
Bizim nesilden ve bizden öncekilerden babasıyla şakacıktan güreş tutmuş, boğuşmuş, gülüşerek oynaşmış kimse pek yoktur. Şimdi babalar, dedeler dört ayak üzere at olup çocuklarını, torunlarını sırtta gezdiriyor. Fena mı? Babaların, dedelerin gerektiğinde ortaya koymaları gereken otoriteyi yitirmeden çocuklarla arkadaş olmasının, iletişim kurmasının neresi kötü?
 
Konya’da, Öğretmenler Gününde yaşanan olay, herkese saygı konusunu hatırlattı. Herkes kendi saygı anlayışına göre yorumlar yaptı. Yorumların bir kısmı otoriteye saygının geleneğe dönüştüğünü gösteriyor. Otoriter yönetimlerin hâkim olduğu toplumlarda otoriteye saygı ritüelleri gelenek haline gelmekten öteye uyulmazsa cezalandırılmayı gerektiren kurallar halini alır. Bu durumda otorite sahibi kişi, toplumun saygısını kazanmak için herhangi bir şey yapmak zorunda değildir; aksine davranışları olsa da hiç hak etmese de toplum ona her durumda saygı göstermek zorundadır. Bu saygının yürekten gelmesi de gerekmez, görüntüden ibaret olması yeterlidir.


 
Makam sahibi kimseler, makamları yükseldikçe, hükmettikleri kitle büyüdükçe kibre kapılma riskinin arttığını her an hatırlamalıdırlar.  Makamda geçirilen her yıl kişiyi artarak kibre zorlar. Hele bir de konumunuz itibariyle özel bir çevrede yaşıyor, topluma karışmıyorsanız durum daha vahimleşir. Çevrenizde sadece astlarınız vardır. Siz arada bir karşılaştığınız üstleriniz dışında kimseye saygı göstermek zorunda değilsinizdir; ama herkes size saygı göstermektedir. Buna bir de yalakalar, yağcılar, çıkarcılar katıldığında pohpohlanmaktan kibriniz tavan yapabilir. En büyük tehlike artık her zaman, her ortamda, her durumda, ayırt etmeksizin herkesten saygı bekler hale gelmektir.
 
İnsanlar doğaları gereği korktukları, şerrinden sakındıkları kişilere karşı gereğinden bile fazla saygı gösterirler. Sevilen, astlarına karşı anlayışlı, yumuşak huylu amirlere yürekten saygı duyulsa da görüntü sergilemekte biraz ihmalkar davranılır. Benim uzun süreli devlet tecrübem hep bunu doğrular nitelikte oldu. Akıllı amir, astlarının saygılarını gözlerinde arar.
 
Yüksek makam sahibi pek çok kimsenin, emekli olduktan ya da konumunu kaybettikten sonraki hallerini sudan çıkmış balığa benzetirim. Artık lojmanda değil halkın arasındadırlar. Makam arabaları, hizmetlileri, yalakaları yoktur. Dahasını eski astlarıyla karşılaştıklarında yaşarlar. En hafifiyle görmezden gelinirler. Daha kötüsünü kimseler için dilemem.
 
Kişi, makam sahibiyken kibre kapılmamışsa; her makamın gelip geçici olduğunun bilincindeyse; saygıyı bizzat kazanmışsa sonraki yaşamına da kolayca uyum sağlar. Yine sevilir, yine saygı görür. Eski astlarıyla karşılaşmaları bayrama dönüşür. Kucaklaşmalar, sarılmalar, neşeli anılarla coşkunluklar yaşanır.
 
Okuyanların her zaman gönülden saygı duyulanlarca yönetilmeleri dileğiyle.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.